içimdeki kafes PAPAĞAN

İçimdeki papağan kadın, gün terliği çantasında yengeler gibi uyandı. Meraklı, geveze ve kokoş. Göz altı torbalarımla dalga geçtik birlikte. Sürmediğim kremler, az uyuduğum geceler, dolgulatmadığım izler…Bir kamyon dolusu lafı sabah şeriflerimin, birkaç dilimlenmiş patatesi gözlerimin üzerine bıraktı. Çok bilmişliğinin üzerini neşesiyle örterek, açtı perdesini. Artık ezberlediğim cümleleri tekrar etti, başa sardı; tekrarladı, başa sardı; tekrarladı … Okumaya devam et içimdeki kafes PAPAĞAN

içimdeki kafes TİLKİ

İçimdeki tilki kadın ininden çıktı. İddiasız ama dik başlı. O da yok olmamıştı; tıpkı gücünü, ölçüsüzlük saydığım fil ve özgürlüğünü, evsizlik sandığım kelebek gibi, duruyordu içimde bir yerlerde. “buradayız” demek için, kendime yaptığım baskının bitmesini  beklemişlerdi. Kendime her şeyimle alışabilmemi… Kendi yakamdan düşebilmemi… Ne zaman hayatın bir alanında sıkışsam, uğursuzluğuna inandığım başka bir yanımı kuyruğundan … Okumaya devam et içimdeki kafes TİLKİ

içimdeki kafes FİL

İçimdeki fil kadın ezdi geçti tüm çimenleri. Yavaş, ağır ve ıslak...Üzeri kapalı sandığımız yaralara baktı benimle. Ayağının altına yapışmış geçmişe, adımlarını sayan zincirlere, önünde uzanan ucsuz bucaksız kırmızı çiceklere...Hüzünlendi! Bir adım attı, korktu; bir adım daha attı, durdu, adım attı, durdu,durdu... Kırıp geçtiğim pencerelerden düşen camların sesini dinliyorum ben. Kırılan her parçanın sesinde kendi gücümü … Okumaya devam et içimdeki kafes FİL

içimdeki kafes KELEBEK

...İçimdeki kelebek kadın, kanatlarından renkli tozlar saçarak kozasından çıktı ve sabah dağınıklığımın üzerine kondu. Köksüz, telaşsız ve sınırsız... Hem bırakmadığım, hem de yük saydığım şeylere baktı benimle. Çay bardağımın yanında kalmış kaygılarıma, bu ara hiç susmayan iç kavgalarıma ve yere düşen saçlarıma...Umursamadı sadece uçtu, yeniden kondu; uçtu, yeniden kondu; uçtu, uçtu, uçtu... Kendi sınırlarımın bağımlısıyım … Okumaya devam et içimdeki kafes KELEBEK