kafamın içinde biri var!

Bazen hissettiğimiz, yaşadığımız ve düşündüğümüz şeylerin içinde, kendimizle nasıl bağlantı kuracağımızı unutacak kadar kayboluruz. Bazen akıl hatırladıklarına, ruh unuttuğuna ikna değildir. Yaşanıldığına inanılan her şey kendi ‘gerçeklik’ kavramını yaratmıştır. Bu durumda başkalarının gerçekliğe dair bildiklerinin bir önemi kalmaz; çünkü sizin yaşadığınızı düşündüğünüz şey, siz onu düşündüğünüz sürece yeterince gerçektir. Kimine göre hayat; aslında hayal gücüyle…… Okumaya devam et kafamın içinde biri var!

zamanın beni sancıya mıhladığı yerdeyim!

Aslında hepimiz biliyoruz yolu nerede değiştirdiğimizi. Neye yenildiğimizi, kimde çuvalladığımızı, ne zaman yanlış yataklarda uyuduğumuzu, hangi ihaneti hangi cümlenin içine sakladığımızı biliyoruz. Çünkü hepimizin kendi eşiğinden atladığı bir duygu var hayatta. Kaderi aşağılamak bazen iyi gelir insana. Bazen de hiçbir tecrübe bizi ıslah da etmez, iflah da. Gerisi hayatla atılan yeni zarlara kalmıştır. Yeni bir…… Okumaya devam et zamanın beni sancıya mıhladığı yerdeyim!

Tanrı’nın unutulmuş çocukları!

Bazı kelimeler kendi manalarının dışında bir sürü manalar taşır, inanç bunlardan biridir. Bu kelimeyi aklınızda bir çevirin. Her zaman aynı yumuşaklığı taşımıyor değil mi? Sert bir zemine çarparak parçalandığı bile oluyor ara sıra.  ‘Bir düşünceyi sağlam bir biçimde, güvenle doğru sayma’ diyor sözlük. Oysa ki ben her durumda çok başka anlamlar yüklüyorum ona. Bir düşüncenin…… Okumaya devam et Tanrı’nın unutulmuş çocukları!

hepsi hayatın şuçu değil, birazı da benim şımarıklığım!

İşte öfkeliler…bunu kontrol edemeyenler, kendi öfkesinden yorulanlar, hayatı vidalayanlar, uyumsuzlar, yaralayanlar, yapmamış olmayı diledikleriyle yapmış olduklarının ince çizgisinde kaybolanlar. Ya da içindeki şiddetin ilhamından kendi mucizesini yaratan mucitler. Yani hayatın püf noktası; yaşadıklarımızdan çok, seçtiklerimizdir. Ve hepimiz dipköşe yazdıklarımızı yaşıyoruz. “öznesi olmadığın hikayeleri anlatmak ne kolay dimi?” Diye başlamıştı konuşmaya, içinden konuşur gibi bir itirafla…… Okumaya devam et hepsi hayatın şuçu değil, birazı da benim şımarıklığım!

güzellik her yerde satılıktı!

Güzellik karşısında ne kadar ilkelleşiyoruz hepimiz. Sahip olmanın verdiği haz yetmediği için yok etmekten mutlu oluyoruz onu. Evrenin laneti gibi bu. Güzel olan her şeyin bir bedeli olduğuna o kadar inanıyoruz ki; satın alma gücümüz, ona ödediğimiz tutar, onda yapacağımız tahribatı haklı görüyor. Doyumsuzluğun içinde, bir türlü kafi geldiğine inanmadığımız hayatlarımız var. Tıpkı hiç giymediğimiz…… Okumaya devam et güzellik her yerde satılıktı!

ruhumu o ağaca ben asmadım!

Bazen nefret duymaya hakkı olmalı insanın. Daha çocukken sevgi yetisi elinden zorla alınan çocuklar bir başka haklılığa sahip olmalı hayatta. Sesini kimseye duyuramamış, bağıramamış, anlatamamış, öfke içinde boğularak büyümüş çocuklar benim anlattıklarım. Çocukluk anıları kabus olanlar. Büyüdüğünde hatırladıklarından kurtulamayanlar. Gölgesinden canı yananlar. Ya o  küçük canları yakanlar layık olduğu belayı nerde bulacak? Ya cehennem yoksa nerde…… Okumaya devam et ruhumu o ağaca ben asmadım!