ben farklı değilim siz aynısınız!

Her hikâyenin sadece bize benzeyen cümlelerini seviyoruz. Belki de o yüzden farklı olan, farklı yaşayan, farklı düşünen herkese karşı önyargılıyız. Hem de en acıtıcı şekilde. Ne kolay halidir hayatın; önyargılarımız koltuğumuzun altındayken konuşmak, yaşamadığımız hayatlar için ahkâm kesmek, bize benzemiyorsa bizden değildir, demek. Çünkü başkasının hikâyesinde biz hep kaşığın ak tarafıyız nasıl olsa. Aslında herkes biraz…… Okumaya devam et ben farklı değilim siz aynısınız!

gönüllü kölelik henüz kaldırılmadı

  Aşk; kendimizi aynı anda bir Tanrı, bir köpek, bir sürüngen ve bir gölge gibi hissettiren o tuhaf ayna… Başkalaştıran, yanıltan, susturan, çoşturan, kutsallaştıran ya da kanatlandıran. Ona baktıkça güzelleşir, baktıkça çirkinleşir, baktıkça büyür, baktıkça küçülürüz. Umursamayız gerçek suretimizden ne kalmıştır geriye. O büyülü aynaya bakar ve bize gösterdiği her büyülü görüntüye inanarız. Ah! aşk…hem…… Okumaya devam et gönüllü kölelik henüz kaldırılmadı

dünyanın sesini sonuna kadar kıstım!…

Bazı insanların yarası aklında olur. Kafasının tam ortasında, gözlerinin arasından onunla hayata bakar. Onunla uyanır, onunla sofrasına oturur yemeğinden yer, onunla rakısının son yudumunu içer, onunla rüya görür ve onunla sevişir. Aklının sol lobunda bir şey durmadan konuşur, bağırır, azarlar, suçlar, aklının sol lobunda bir şey hep başka bir ihtimali düşünüp hep başka sonuçlar yazar…… Okumaya devam et dünyanın sesini sonuna kadar kıstım!…

Yüzleşme…

Sureti bana benzeyen ama sireti farklı birçok kadın görüyorum aynada. Hırpaladığım, küçümsediğim, aşağıladığım, anlamadığım, yok saydığım yüzler bana bakıyorlar. Yaşlandıkça değişen, daha da bana benzeyen kadınlar. Sürekli birbiriyle yarışan, birbirine karşı savaş açan ama hiçbiri kazanamayan, farklı kavgaların farklı kadınları onlar. Kimi ağıt yakıyor kulağıma, can çekişini dinliyorum. Kimi ayaklarında kırmızı bayram ayakkabılarıyla eteğimi çekiştiriyor,…… Okumaya devam et Yüzleşme…

kafamın içinde biri var!

Bazen hissettiğimiz, yaşadığımız ve düşündüğümüz şeylerin içinde, kendimizle nasıl bağlantı kuracağımızı unutacak kadar kayboluruz. Bazen akıl hatırladıklarına, ruh unuttuğuna ikna değildir. Yaşanıldığına inanılan her şey kendi ‘gerçeklik’ kavramını yaratmıştır. Bu durumda başkalarının gerçekliğe dair bildiklerinin bir önemi kalmaz; çünkü sizin yaşadığınızı düşündüğünüz şey, siz onu düşündüğünüz sürece yeterince gerçektir. Kimine göre hayat; aslında hayal gücüyle…… Okumaya devam et kafamın içinde biri var!

zamanın beni sancıya mıhladığı yerdeyim!

Aslında hepimiz biliyoruz yolu nerede değiştirdiğimizi. Neye yenildiğimizi, kimde çuvalladığımızı, ne zaman yanlış yataklarda uyuduğumuzu, hangi ihaneti hangi cümlenin içine sakladığımızı biliyoruz. Çünkü hepimizin kendi eşiğinden atladığı bir duygu var hayatta. Kaderi aşağılamak bazen iyi gelir insana. Bazen de hiçbir tecrübe bizi ıslah da etmez, iflah da. Gerisi hayatla atılan yeni zarlara kalmıştır. Yeni bir…… Okumaya devam et zamanın beni sancıya mıhladığı yerdeyim!

Tanrı’nın unutulmuş çocukları!

Bazı kelimeler kendi manalarının dışında bir sürü manalar taşır, inanç bunlardan biridir. Bu kelimeyi aklınızda bir çevirin. Her zaman aynı yumuşaklığı taşımıyor değil mi? Sert bir zemine çarparak parçalandığı bile oluyor ara sıra.  ‘Bir düşünceyi sağlam bir biçimde, güvenle doğru sayma’ diyor sözlük. Oysa ki ben her durumda çok başka anlamlar yüklüyorum ona. Bir düşüncenin…… Okumaya devam et Tanrı’nın unutulmuş çocukları!