dünyanın sesini sonuna kadar kıstım!…

Bazı insanların yarası aklında olur. Kafasının tam ortasında, gözlerinin arasından onunla hayata bakar. Onunla uyanır, onunla sofrasına oturur yemeğinden yer, onunla rakısının son yudumunu içer, onunla rüya görür ve onunla sevişir. Aklının sol lobunda bir şey durmadan konuşur, bağırır, azarlar, suçlar, aklının sol lobunda bir şey hep başka bir ihtimali düşünüp hep başka sonuçlar yazar…… Okumaya devam et dünyanın sesini sonuna kadar kıstım!…

Yüzleşme…

Sureti bana benzeyen ama sireti farklı birçok kadın görüyorum aynada. Hırpaladığım, küçümsediğim, aşağıladığım, anlamadığım, yok saydığım yüzler bana bakıyorlar. Yaşlandıkça değişen, daha da bana benzeyen kadınlar. Sürekli birbiriyle yarışan, birbirine karşı savaş açan ama hiçbiri kazanamayan, farklı kavgaların farklı kadınları onlar. Kimi ağıt yakıyor kulağıma, can çekişini dinliyorum. Kimi ayaklarında kırmızı bayram ayakkabılarıyla eteğimi çekiştiriyor,…… Okumaya devam et Yüzleşme…

kafamın içinde biri var!

Bazen hissettiğimiz, yaşadığımız ve düşündüğümüz şeylerin içinde, kendimizle nasıl bağlantı kuracağımızı unutacak kadar kayboluruz. Bazen akıl hatırladıklarına, ruh unuttuğuna ikna değildir. Yaşanıldığına inanılan her şey kendi ‘gerçeklik’ kavramını yaratmıştır. Bu durumda başkalarının gerçekliğe dair bildiklerinin bir önemi kalmaz; çünkü sizin yaşadığınızı düşündüğünüz şey, siz onu düşündüğünüz sürece yeterince gerçektir. Kimine göre hayat; aslında hayal gücüyle…… Okumaya devam et kafamın içinde biri var!

zamanın beni sancıya mıhladığı yerdeyim!

Aslında hepimiz biliyoruz yolu nerede değiştirdiğimizi. Neye yenildiğimizi, kimde çuvalladığımızı, ne zaman yanlış yataklarda uyuduğumuzu, hangi ihaneti hangi cümlenin içine sakladığımızı biliyoruz. Çünkü hepimizin kendi eşiğinden atladığı bir duygu var hayatta. Kaderi aşağılamak bazen iyi gelir insana. Bazen de hiçbir tecrübe bizi ıslah da etmez, iflah da. Gerisi hayatla atılan yeni zarlara kalmıştır. Yeni bir…… Okumaya devam et zamanın beni sancıya mıhladığı yerdeyim!

Tanrı’nın unutulmuş çocukları!

Bazı kelimeler kendi manalarının dışında bir sürü manalar taşır, inanç bunlardan biridir. Bu kelimeyi aklınızda bir çevirin. Her zaman aynı yumuşaklığı taşımıyor değil mi? Sert bir zemine çarparak parçalandığı bile oluyor ara sıra.  ‘Bir düşünceyi sağlam bir biçimde, güvenle doğru sayma’ diyor sözlük. Oysa ki ben her durumda çok başka anlamlar yüklüyorum ona. Bir düşüncenin…… Okumaya devam et Tanrı’nın unutulmuş çocukları!

hepsi hayatın şuçu değil, birazı da benim şımarıklığım!

İşte öfkeliler…bunu kontrol edemeyenler, kendi öfkesinden yorulanlar, hayatı vidalayanlar, uyumsuzlar, yaralayanlar, yapmamış olmayı diledikleriyle yapmış olduklarının ince çizgisinde kaybolanlar. Ya da içindeki şiddetin ilhamından kendi mucizesini yaratan mucitler. Yani hayatın püf noktası; yaşadıklarımızdan çok, seçtiklerimizdir. Ve hepimiz dipköşe yazdıklarımızı yaşıyoruz. “öznesi olmadığın hikayeleri anlatmak ne kolay dimi?” Diye başlamıştı konuşmaya, içinden konuşur gibi bir itirafla…… Okumaya devam et hepsi hayatın şuçu değil, birazı da benim şımarıklığım!

bana benzemeyen biri var içimde!

İnsanlar farklı olmanın ardındaki nedenleri anlasa, dünya daha iyi bir yer olmaz mı? Farklı inanışı, farklı hayat felsefesi, farklı görünüşü, farklı cinsel tercihi olması, sadece bize benzemediği için onu daha kötü bir insan yapmaz. Öyle yaşamayı tercih etmiş ya da buna mecbur kalmış olabilir, bizim ona yapıştırdığımız etiketten fazlası olmadığına nasıl ikna oluyoruz. Yadırgadığımız hayatlar…… Okumaya devam et bana benzemeyen biri var içimde!