gece yarısı gölgesi

Pembeleşinceye kadar kavuramıyorum kendimi; ya hiç pişmiyor, ya da dibi tutuyor tenceremin. Tarif defterim açık; benim el yazım, benim kelimelerim, benim dilim…İnce ince doğradıklarım, özenle yıkadıklarım, son zarına kadar soyduklarım hepsi aynı. Ama yok, olmuyor. Belki daha öncede tutmadı tadı, belki beceremediğimi unuttum gitti!

Pişmediği için çöpe dökülen yemekler ve yandığı için temizlenmeyen tencereler….

Hiç ortalayamadığım hayatımın özeti bu. “Ya” ve “ya da” . İkisi hep aynı cümlede, hep yancı birbirine.

Ya kapısı açık dilimin, ya da arkasından kilitli.

Ya içimden neşeli nehirler geçiyor ya da çatlayıncaya kadar kuruyor toprağı.

Ya hevesle umutlar ekiyorum ya da tel tel dökülüyorum.

Ya pudralı bir salon kadınıyım ya da bir arka sokak ayyaşı.

Ve dahası…

Dahası…

Dahası…

Olsun! Som zifiriye de iznim var, gün ışığının peşinden gidene de.

Kapının önünde dikilene de iznim var, ardına kadar açıp bekleyene de.

İçimdeki hırkaya da iznim var, makasa da…

Hepsi benim!

Ben, kendimin gece yarısı gölgesiyim!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s