iç ülke!

Eski bir fotoğrafın içinden geçiyorum. Tüm zannetiklerimin ötesinde…Zamansız bir iç çekişle, ‘iç’ ülkeme yürüyorum. Fısıldısı kendinden büyük hayaletler, çoktan düşmüş kalelerimden bir bir çıkıyor. Hatırlatmak için kendilerini, kendime bir yetemediğim günlerimi. Asık suratlı anılar dolanıyor elime ayağıma. Yeni yeşermiş sevinçlerimi doluyorlar parmaklarına. İplik iplik sökülüyorum.

Hiç düşmez dediğim kalelerimin yıkık duvarlarından atlıyorum. Yanyanayız! Hayal ettiklerim ve hayaletlerim. Domino taşları gibi birbirimizi devirmek için ilk hamleyi bekliyoruz. Zamanın sıkıştırıp bir yerlere sakladığı ‘Bir zamanlar’ dosyasını arıyorum enkazın içinde. Toz ve toprağım, pis ve kanlıyım! Biraz yağmur yağsa üzerime, biraz yağsa da arınsam, biraz yağsa da çamura karışsam.

Ellerimle, ayaklarımla eşelediğim topraktan bulup çıkarıyorum ‘Bir zamanları’. Üzerimde tepiniyor tatlı aşklar, dostluğa kaldırılan bardaklar, atılan kahkahalar, birlikte uyanılan sabahlar… Sanki sonu kabusla bitmeyecek bir rüyanın içindeyim. Öyle güzel ki; bıraksalar hep uyusam, bıraksalar da hep düşler sokağında kalsam. Oysa henüz tadına bile bakamadan, artık ehlileşmiş şaçlarımı çekiyor asık suratlı anılar. Tel tel dökülüyorum!

“Şenlik dağıldı, bir acı yel kaldı bahçede yalnız…”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s