#KadınBaşına Çağla Miniç

#KadınBaşına söyleşilerinde bugün yeni bir hikâye var. Yazardan Direkt Yayınevi’nin yöneticisi Çağla Miniç. O, yazdığı hikâyeyi raflara sıralamak isteyenlere bir çatı, kelimelerin tozunu alarak güzel bir elbise giydiren terzi ve okuyucusu ile buluşmayı hayal edenlere bir düş koruyucusu. Kitap ancak okuruna ulaşırsa bitmiştir, cümlesinin hazzıyla hiç durmadan çalışan bir kadın o. İşinin geliştirdiği her yönünü, yine işine yatırıyor.  (işkoliğin kibarcası 😊) Kişisel yayıncılığın yaygınlaşması için sıvadığı kollarıyla, kişisel gelişimden, toplumsal konulara kadar bir çok konuyu kucaklıyor. Kendisi de, tıpkı işi gibi hareket halinde olmaktan besleniyor. Kimlikle başlayan sohbet; sıcacık bir kahvenin dumanına karıştı, sıcacık bir söyleşi oldu. Yazdığı sayfalarla ne yapacağını bilemeyenlerdenseniz size özel boş sandalyemiz de var.

HAydİ!

Kahveni al, linke tıkla, bize katıl!

_Çağla kimdir?

Son zamanlarda kendimle ilgili en çok sorguladığım şey; neden bana bu kadar çok sorumluluk verdiler? Sonra, yok altından kalkabilirim/kalkabiliyorum hissi hemen arkasından takip ediyor onu. Bazen, kendimi çok tek başına bırakılmış gibi hissediyorum. Her şeyi tek başına yaptığını düşünmek; hayatla başa çıkmak anlamında çok kuvvet veriyor bir yandan ama öte yandan yanımda birileri olsaydı daha mı iyi hissederdim diye bir his geçiyor içimden…Hani olur ya; bazen başa çıkamayacağım dersin, bazen her şeyi halledecek güçte hissedersin. Öyle bir içsel hal içindeyim. Çünkü hayatım değişiyor ve ben bu değişime ayak uydurmaya çalışıyorum. Hayatın arkasından koşuyorum; o, bir durup bekliyor beni, bir fırlayıp kaçıyor, yetişemiyorum…Yoruldum artık gibi değil de, bir duvarda soluklansam gibi. Duvara yaslansam, gözlerimi kapatsam ve sadece nefesimi duysam…

Bu nedenle bu aralar çağla; ya kendini uykuya verip hayatın yanında geçip gitmesini bekleyen, ya da hiç durmadan çalışıp hayatın akışına karışan bir kadın.

Kendimi, iş konusunda takıntılı diye tanımlayabilirim. Bir tür iş kolik belki. Ama bundan rahatsız değilim. İşimde yoğun çalışmak; hem bana iyi geliyor, hem de kendim için çalışıyorum. Ne kadar çok çalışırsam o kadar hızlı büyürüm diyorum günün sonunda. Bugünlerin yoğunluğu, gelecek günlerin refahlığı olacak.

Karakterimle işim birbirinin üzerini tam örtüyor. Çünkü bu iş; insanlarla iletişimde olmaktan beslenen bir iş. Bir masa başında çok uzun saatler ya da ofisin içinde günler günler geçiremem. Ben de tıpkı işim gibi hareket halinde olmaktan besleniyorum. Ekip çalışmasına çok uygun bir insan da değilim. Ya ekibi ben yönetmeliyim ya da o işin tamamını ben yapayım isterim. Bu haliyle de işimle bir bütünüz.

_Ayna ayna söyle bana………! Ne desin istersin?

Ayna, bana biraz sabırlı ol desin. Bana hep sabırlı ve sakin kalmamı hatırlatsın. Elimdeki kum saatini hızla çevirmek, her şeyi bir çırpıda yapma isteğimi bastırıp zamanın ritmine uymak…

_Yazardan Direkt Yayınevi’ni ve onunla yolunun nasıl buluştuğunu konuşalım biraz.

Yazardan Direkt ailemin kurduğu bir aile şirketi. Onların, Amerika’ya taşınma kararı benim yolumu yayınevi yönetimi ile buluşturdu aslında. Hiç aklımda böyle bir iş yapmak yoktu. Fransa’da İngilizce Dili ve Edebiyatı ve Fransızca öğretmenliği okuyup çift dal yaptım. Orada iş bulmadığım için buraya döndüm ve aklımdaki işte öğretmen olmaktı. Ama yol beni bambaşka bir yere çıkardı.

Ailemin, Türkiye’de kişisel yayıncılık olmamasından yola çıkarak kurdukları yayınevini, yaklaşık 2 yıl sonra Amerika’ya taşınma kararları ile birlikte bana devretmek istediler. Benim; hem çalıştığım yerden ayrılmış olmam, hem başımda patron olmayan bir iş istiyor olmam, hem de bu konuda kendimi deneme istediğim bu işe evet dedi. Devraldım şirketi ama şirket henüz 2 yıllık ve Türkiye’ de insanlar kişisel yayıncılık ve bağımsız yazarlık konusuna çok yabancı. Ne yaparım, ne ederim derken kendimi Yazardan Direkt ile baş başa buldum. Çıraklık dönemini atlatmaya çalışan ben ve küçük bir ekip başladık işe. Pek de bir şey bilmiyorum tabii. Ailem Amerika’dan destek oluyor -ki hala destek vermeye devam ediyorlar. Biraz doğaçlama, biraz yapabilirim hırsı, bolca da çalışma azmiyle sıvadım kolları. Değişmesi gereken, öğrenmem gereken, yapmam gereken onca iş…Şirket ekside değil ama artıda da değil ayrıca. Para da kazanmıyorum yani. Bir yandan işi gençleştirip dinamikleştirmeye çalışıyorum, bir yandan her şeyle tek başıma ilgilenmeye çalıyorum, bir yandan işi ve parayı idare etmeyi öğrenmeye çalışıyorum, bir yandan sektörde adımı duyurmaya çalışıyorum derken derken aslında bin kollu bir ahtapot olduğumu fark ettim. Büyümek için kazandığım her şeyi şirkete yatırmayı, bütçe idare etmeyi, insan ilişkilerini, konuşma şeklinin sihrini, kendime hedefler koymayı, her şeye yetişmek için daima planlı olmayı, başardıkça aldığım hazzın tadını gibi gibi birçok şey öğrendim kısaca. Bu iş kişisel olarak beni çok geliştirdi ama ben de geliştiğim her yönümü işime yansıttım. Böylece birbirimize benzedik, bir olduk! Yol uzun, çıraklık dönemim geçti ama usta da değilim daha😊 Her gün öğrenilecek yeni bir şeyle buluşuyorum mutlaka.

Eskiden bir kitabın sadece okuyucusuydum, şimdi içinde, sayfalarında, kelimelerinde yaşıyorum.  

İşle ilgili hayallerim bitmiyor, bu bitmeyen hayaller beni, dolayısıyla da işimi çok besliyor. 100-150 kişilik bir ekiple çalışmak yerine butik kalmayı ama niş işler çıkarmayı istiyorum mesela. Az ve güzel işler çıkarmayı daha prestijli buluyorum. İşyerimi bir köşke taşımayı, orada kitap, cafe, imza, eğitim gibi bizimle ilgili her şeyi yapmayı hayal etmek beni çok heyecanlandırıyor ve daha çok çalışma gayreti getiriyor. Yavaş adımlarla büyümek hedefim, hayalim, gayretim…

_Bağımsız yazar ne demek?

Aslında yazdığı kitap konusunda özgür olan yazar demek. Kapağı, satışı, telifi…kitabın telifi tamamen yazarda kalıyor. Yazar bize sadece yazdıklarını kitaplaştırmak, dağıtmak, satmak, tanıtmak için izin vermiş oluyor. Yani bizim hayalimiz yazarla aynı. Kitabını raflarda görmek. Kişisel yayıncılıkta sınır çok ince bir çizgi. Herkesin her yazdığını basar mıyız? Hem evet, hem hayır. Yazdığı etik kuralları bozmuyorsa, çok fanatik birtakım şeyler içermiyorsa, propaganda yapmıyorsa, toplumda büyük bir tepki yaratmayacaksa (tecavüzü, şiddeti alkışlamak vb) gibi gibi kendimizce çizdiğimiz bir sınır var. Şöyle ki; benim kitabı okuyup bu satar, bu satmaz gibi bir ayrımım olmuyor. Ama yazarın böyle bir derdi oluyor. Burada bizim kadar yazarında gayreti çok önemli. İlk kitap en aktif olunması gereken kitap oluyor. İkinci, üçüncü kitapta yazar, artık okurunu bulmuş oluyor.

Benim gözlemlediğim iki tür yazar var. Birincisi kitaptan para kazanmak isteyenler, diğeri benim kitabım okunsun yeter diyenler. Birinci grup için durum hiç kolay değil. Para kazanır evet ama birinci kitapta değil. Çünkü, o kitaptan kazandığı miktarı da onu pazarlamak için harcaması gerekiyor. Ama bu yazarlar ben zaten kitabı çıkarmak için para harcadım artık kazanmalıyım diye düşünüyor. Bunun hayal kırıklığını yaşayan da oluyor maalesef. Okunsun yeter diyenler de işimiz daha kolay. Çünkü bizim de amacımız o. Aynı amaçta buluşmuş oluyoruz ve çok daha kolay ilerliyoruz.

Bize, siz kitap satışından para kazanmıyorsunuz neden uğraşıyorsunuz ki gibi sorular da geliyor. Biz kitap satışından değil ama verdiğimiz hizmetten para kazanıyoruz. Ve doğru hizmeti alan kişi yeniden geliyor ya da bir başkasını getiriyor. O kitabın üzerinde benim logom var, dolayısıyla o yazarla birlikte ben de o evlere girmiş oluyorum. Ve bu bizim kazanç kapımız, biz elimizden geleni yaptık demeliyiz! Bir kere işimize ve insanlığımıza duyduğumuz saygı bunu gerektirir.

_Yazardan direkt hangi hizmetleri veriyor?

Kitapla ilgili her türlü hizmeti veriyor. Kapak çalışmasından, editöre, redaksiyona, iç tasarımına, basılması, satılması, dağıtılması, tanıtılması gibi hatta kitapla ilgili web sitesi kurulmasına kadar bütün hizmetler var.

Eğitim atölyelerimiz de var. ( www.ydatolye.com ) Hem bizim editörlerimizin atölyeleri, hem de eğitim vermek isteyen editörlerin atölyeleri oluyor. Biz, bu atölyelerde; bir şeyler yazmak istiyorum ama nasıl yazacağımı ya da nereden başlayacağımı bilmiyorum diyenlerle; benim yazma konusunda uzmanlığım var ve bunun eğitimi vermek istiyorum diyenleri bir çatı altında buluşturmak istedik.

Ayrıca www.onlineogreniyorum.com diye bir sitemizde var. O da aynı sistemle farklı alanlarda eğitim vermek ve o eğitimi almak isteyenleri buluşturuyor. Eğitmen, orada eğitim verebilmek için başvuru yapıyor, değerlendiriyoruz. Sonra sisteme uzmanlık sertifikalarını ve eğitim videolarını yüklüyor. O eğitimi, satın almak isteyen olursa para kazanıyor. Bu yoga da olabilir, nefes terapisi de, bambaşka bir alan da…

Biz, kişisel gelişim konusunda da faydalı olmayı hedefliyoruz. Şirketlerin, yaratıcı fikirlere açık olması konusunu çok önemsiyoruz ve bu konuda herkese kapımızı açık tutmaya çalışıyoruz.

_Yazardan Direkt sosyal sorumluluk konusunda da çok duyarlı. Bu konuda yapmayı istediğin çalışmalar var mı?

Öncelikle şunun altını çizmek istiyorum. Bir sosyal sorumluluk projesi yapmak isteyen her yazarımızı destekliyoruz. Bireysel anlamda bu benim için çok önemli ve böylelikle yönettiğim şirket içinde çok önemli oluyor. Ben bir veganım ve bir kadınım. Özellikle hayvanlar ve kadınlar için yapılan her proje benim/şirketim için çok değerli. Elimizden ne geliyorsa yapmaya çalışıyor ve bu projenin gelişmesi için fikirler de üretiyoruz.  

Tabii sonsuz sınırsız kaynak zannedilen ve devamlı tüketilen kaynaklar konusu da var. Ağaçlar mesela. Kasten yakılan, yıkılan ve kesilen ağaçlar…Biz kitap üretiyoruz, kağıt yani ağaç tüketiyoruz bir anlamda. Ağaçlandırmaya destek olmayı görev sayıyoruz. Bu sene Yazardan Direkt’in doğum gününde tüm çalışanlar ve yazarlarımız için fidan diktik, her fırsatta dikmeye devam edeceğiz. Bir yandan tüketirken, diğer yandan yerine koymak gerekiyor çünkü. Yeni doğum günü için bir hayvan barınağına ziyaret ve ihtiyaçlarına destek olma fikrimiz var.

E-kitap ağaçları korumak adına güzel bir çözüm aslında. Bünyemizde e-kitap çalışmaları var. Ancak insanlar e-kitap konusunda çok istekli değil. Kitaba dokunarak okumayı sevdiğimiz için ekrandan kitap okuma fikri çok cazip gelmiyor. Belki bizden sonraki nesil, bizden daha digital büyüdükleri için, e-kitap okumakta zorlanmayacaklar, hatta e-kitap olarak okumayı tercih edecekler diye düşünüyorum.

Aslında sosyal sorumluluk konularında ben bireysel olarak daha aktifim. Düzenli mama gönderme, acil durum çağrılarına destek olma, hayvan sahiplendirme, ağaçlandırma gibi gibi. İsteğim, kurumsal olarak da aynı aktiflikte olmak tabii ki. Büyüdükçe bu projelere ayırdığımız alan da büyüyecek.

Toplumsal bilinç seviyesinin yükselmesi, farkında olma ya da farkına varma alanını da genişletecek aslında. Biz, korumaya ve yaşatmaya çabaladıkça sayımızda gün gün artacak.

Tabii tüm bunların yanında beni rahatsız eden şeyler de oluyor. Sömürme konusu mu, yoksa gerçek bir ihtiyaç mı? Sorusunun aklıma takıldığı birçok şey düşüyor önüme. Kaldı ki; biz bu anlamda insani duyguları sömürmeyi seven bir toplumuz. Yok artık! dediğimiz öyle şeyler duyuyor ve görüyor ki, dolayısıyla bu duyumlar; insanların, yapılan projelere güven duymasını da zedeliyor, duyarlılığını azaltıyor.

Duyarlılığa davet etmek istediğim birkaç konu daha var. Birincisi sonsuz sınırsız sanılan her kaynağın hunharca tüketilmesi. Mesela; karantina döneminde 20 saniye elimizi yıkarken, o saniyeler boyunca suyun da şakır şakır açık bırakılması. O boşuna akan su, bir gün tükenebilir bir kaynak. Ne yazık ki; o suyun sesini duyan yok! İkincisi; çöplerini yere atan insanlar. Özellikle arabadan dışarı fırlattıkları her çöpü alıp kafalarına geçirmek istiyorum. Bunlar bile gidecek yolun ne kadar uzun olduğunu hatırlatıyor bana. Böyle basit insani duyguların bile öğrenilmemiş olması…Ne diyeyim. Yere çöp atma ve kullanmıyorsan suyu kapat!

_Bu ülkede kadın olmak… ?

Eğer bu ülkenin kabul ettiği yapıda bir kadın değilsen, zor! Çünkü biz, kadın kadına bile birbirimizi olduğumuz haliyle kabul edemiyoruz, arka çıkamıyoruz. Cinsel tercihinden, kıyafetine, konuşmasından, saç şekline kadar her şey eleştiri ve toplum tarafından dışlanma konusu yapılıyor. Tecavüze, şiddete uğradığı halde; susan kadınlarla dolu etrafımız. Neden susuyor? Çünkü, korkuyor! Kendi hemcinsleri başta olmak üzere herkes yargılayacak, konuşacak, dışlayacak! Kadın dediğin…diye başlayan cümleler bitmiyor, uzuyor, uzuyor, uzuyor. Hal böyle olunca ne cinayetler bitiyor, ne şiddet… Birçokları için güçlü kadın tanımı, giydiği döpiyesin fiyat etiketinin altında ezilirken; kadın kadının kurdu değil de ne!

_Hayatın dalgalı dönemlerini nasıl atlatırsın?

Uyuyarak ve çalışarak; böyle anlarımda istiyorum ki, zaman bana dokunmadan yanımdan geçsin ve gitsin.

_Sence şifa ne demek?

İnsanın kendi içinde yolculuğa çıkıp kendine iyi geleni bulması demek. Bunu bulmak, bulduğunda farkına varmak muazzam bir haz…Şifanın tek bir şey olduğuna da inanmıyorum. Yol uzun, yolculukta hep yeni bir buluşma neden olmasın.

_Hayatımız boyunca, farkında olmadan taşıdığımız her şeyi bir tahta bavula tıkıştırıyoruz.  İstiyoruz ihtiyaç sandığımız her şey onun içinde dursun; kullanıp kullanılmadığına da bakmıyoruz, ne kadar ağır olduğuna da… Sen şimdi öyle bir bavulun olduğunu hayal et ve o bavuldan bir şey çıkar. Neyi atmak istersin?

Bu ara o bavulu ters cevirdim ve silkeliyorum biliyor musun. Birkaç ay önce sorsan bambaşka şeyler söylerdim. Çünkü öyle doluydu ki, nerden boşaltmaya başlayacağımı bilmiyordum. Ama sonra bir şey oldu ve ben o bavulu ters cevirdim, boşaltıyorum. Bir süre boş kalsın istiyorum, zaten zamanla yeniden dolacak. Sadece ağır olmaya başladığını, yorgun düşmeden fark etmeyi öğrenmiş olmayı diliyorum.

_Hayatının altı çizili cümlesi ne?

Cehennem başkalarıdır!

Ve

“Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir” diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının, üstünden daha iyi olmayacağını?

Herkese sevgimle…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s