#KadınBaşına Zeynep Ceylan Kankat

#KadınBaşına söyleşilerinde yeni yılın ilk konuğu bir astroloji danışmanı. Zeynep Ceylan Kankat. O gökyüzünün dilini okuyan bir rehber. Evrendeki kusursuz değişimin, insanlara ne söylediğini anlatan bir haberci. Bazen yeni ayın getireceklerinin, bazen dolunayın götüreceklerinin çiziyor altını. Kimsenin ruh halini bozmadan ve herkesi korumaya çalışarak; Dikkat! Cümleleriyle uyarıyor, kelimelerin en pembe haliyle. Bahçedeki dikeni batırmadan, gülünü göstermek; gülün dikeniyle birlikte bir bütün olarak güzel olduğunu fark ettirmek gayesi. Hissiyatı çok derin, maneviyatı çok yüksek, dili çok naif bir kadın o. Güçlü, mücadeleci, kendince mükemmelliyetçi. Ayakları yorgun olsa da, kırmızı ayakkabıyla umut giymekten, hayatın içinde zorlansa da, arkasındaki hediyeyi görmekten hiç vazgeçmemiş. Sonunda kendi kabıyla buluşmuş. Elindeki malzemeyle yapabileceği en güzel tatlıyı yapmış, kendine yazabileceği en güzel hikâyeyi yazmış. Zeynep Ceylan dünyaya; gökyüzünün dilini okumaya, okuduklarını insanlara anlatmaya gelmiş…

Başucunuza size rehber olacak bir söyleşi bırakıyorum. Bu yıl nasıl geçecek? Doğum haritasını yorumlamak, bir anlamda kader okumak mıdır? Astroloji bir kehanet midir? Ve daha fazlasını sevgili Zeynep Ceylan anlattı, ben yazdım. Kendisine paylaştığı her şey için teşekkürlerimle 🙏🏼

Umut etmekten, kendi kabınızla buluşmaktan, potansiyelinizi en güzel şekilde nasıl kullanacağınızı aramaktan sakın vazgeçmeyin. Hayat, hayallerinizin hemen ardında…Kırmızı ayakkabılar dolabınızda 😉

1-Zeynep Ceylan Kankat kimdir? Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Bu soruyu daha önce kimse sormamıştı😊 çok içime dokundu, hatta çok hoşuma gitti bunu düşünmek. Ben kimim gerçekten? Bu soruyu biraz derinden almak ve derinden anlatmak istiyorum. Çünkü, bu dünya üzerinde egolarımızla varız, aşılanarak geliyoruz yukarıdan aşağıya. Hakikatin farkında değiliz. Yaratılış serüveni hepimiz için aynı. Reenkarnasyona ve geçmiş yaşama inanan birisiyim. Geçmişte kimdik, neydik bu önemli değil. Ama buraya gelirken gerçek ruh özümüzle burada olamıyoruz. Hal böyle olunca da birtakım rollere bürünerek geliyoruz. O rolü, o kıyafeti üzerimize giymeden önce ona uygun, kendimize harita seçiyoruz. Bu haritayı seçerken, bu dünyada tekâmül etmemiz ve büyümemiz adına, gelişmemiz adına sahip olan potansiyelleri bir şekilde harmanlayarak ve kendimizden yeni bir ben çıkararak buraya geliyoruz. Hepimiz birer ruh ailesine bağlıyız. Kimi kırk, kimi on bin, kimi kırk bin kişilik. Ruhların içsel olarak birbirini tamamladığı ve yıllar boyu tekâmül yolunda birbirlerine destek vermiş olduğu ruhları seçiyoruz ilk aşamada. Bu ruh için daha kolay çünkü; tanımadığı bir ruh ailesiyle ortaklık yaptığında, o rezonans o kadar iyi tutmayabiliyor. Peki kimleri hayatımıza seçiyoruz dersek? İlki Anne ve babamız, kardeşlerimiz, çocuklarımız ve eşimiz. Sonra öğretmenlerimiz ve yakın arkadaşlarımız gibi gibi. Ben kendime öyle bir anne-baba ya da eş ya da çocuk seçiyorum ki; bu hayattaki tekâmül aşamasındaki kurgulayacağım rolü başlatıyorum. Ben bunu bir diske benzetiyorum. Rahimden çıkıp tepe çakranın yukarıda enerjiyle çarpışma anı, bir cd’yi bilgisayara sokup açılma anıyla aynı, aynı başlangıç. Yoksa biz anne karnında son derece korunaklıyız, enerjilere maruz kalmıyoruz. Ruh içimize üfleniyor evet, ruh orada hazırlanıyor çünkü bir şeylere. Zor bir süreç, ruh son derece özgür bir alandan geliyor ve o küçücük bedene üfleniyor ve bu dünyaya geçiş yapabilmek için bir hazırlık aşamasından geçiyor.

Ben Kabala Astrolojisi eğitimi de aldım. Klasik Astrolojide Satürn baş öğretmen, daraltan, sıkan, insanlara birtakım zorlu deneyimler yaşatıp bir şeyleri öğretmeye çalışan, bir şeylerden yoksun bırakan, sınır getiren olarak bilinir- Kabala Astrolojisinde ise Satürn; aslında ilk anne, Havva gibi düşün. Ve o enerji (Dünya ile Satürn enerjisi) aynı zamanda kişinin dünyaya gelişiyle, doğuşu arasındaki rahim yolu- yani o dar, sıkı, daraltan, zorlayan, baskılayan- Satürn ile özleştiriliyor. Dünyaya geliş yolu bu. Hikâye de orada başlıyor. Çünkü biz buraya bir şey öğrenmeye geliyoruz. Tabii bu muhteşem bir deneyim hem bedensel, hem ruhsal olarak.

Astroloji haritası; on iki dilime bölünmüş bir pasta gibidir. On iki tane ev vardır. Her dilim, bir evin konusunu sembolize ediyor. 1.ev: hayatımızın bütünüdür, bedenimizdir, görüntümüzdür, dışarıdan nasıl algılandığımızdır. Bilinçaltımızı, duygularımızı ve sağlığımızı Ay sembol eder. Duygusal mıyız? Soğuk Kanlı mıyız? Anaç mıyız? Hangi konularda Sağlıkla ilgili birtakım zorluklar yaşayacağımız gibi gibi…Bunların hepsini haritamızdaki Ay’ımız belirtiyor.  Özümüzü Güneşimiz gösterir. Öz ışığımızın sembolü Güneş’tir. Zihnimizdir, kimliğimizdir, bizim kim olduğumuzdur. 1.ev: bizim bu hayattaki bütün duruşumuzdur, bir eve girdiğindeki ‘hoş geldin’ dir, ya da sahneye çıktığında ‘sahne’ diye sesleniştir. Bu sahneye çıkarken; belki kral gibi giyindin, belki bir çiçekçi kız gibi…bu şekilde hayata giriş yapıyoruz işte.

Peki ben nasıl bu hayata giriş yaptım. Zeynep Ceylan kim? Çok duygusal biri. Ve çoğu zaman kendini bu hayata çok ait hissetmeyen bir yapıya sahip. İnsanları seviyor ve kendi gibi görmek istiyor. Yani dürüst olduklarına, birbirlerine yalansız yaklaştıklarına, birbirlerine yardım etmek üzere burada olduklarını hatırladıklarına…

Kıskançlık duygusu üzerine kurulu bir hayatım yok. Hayata 23 derece akrepten giriş yapmışım. Güneşim ve ayım balık; dolayısıyla derin ve sezgisel tarafım ön planda oluyor. Fakat yükselenimin bir kısmını yay kesiyor. Yay’da çok baskın olduğu için akrep tarafımı pek göremezler benim. Beni daha çok yumuşak, pozitif, eğlenceli tarafımla görürler. Daha iyi tanıyanlar; benim o derinliğimi, sezgiselliğimi fark ederler. Her burcun olumlu- olumsuz tarafı var. Kişinin o enerjiyi nasıl çalıştırdığı çok önemli. Var olan potansiyeli nasıl kullandığı. Harita bir potansiyel, o haritada elimizde bir malzeme veriliyor. Mesela; senin için çilekli tart, benim için çikolatalı pasta demişler. Ben çikolatalı pasta malzemesiyle, çilekli bir tart yapamam ama benim malzemelerimden olacak başka bir tat yapabilirim.

Ayrıca güçlü, mücadeleci, sevdiği işe dört elle sarılan, yaptığı şeyi kendince mükemmel yapmaya çalışan ve bundan zaman zaman yorulan bir insanım.

2-Nasıl bir çocuktunuz?

En iyi anlatımı şuradan yapayım; dokuz yaşında ilk okuduğum kitap ‘Tanrıların Arabası’ ydı. Kendi spritüalimle tanışma kitabımdır. Muhteşem bir kitaptır, çok derin bir kitaptır ve dokuz yaşındaki bir çocuk için çok fazladır. Herkese okumasını tavsiye ediyorum.

İlk hatırladığım yaşımdan beri rüyaları enteresan bir çocuktum. Rüyalarımı gerçek boyuttaymış gibi yaşardım. Ve kara kalem papirüs resimleri yapardım. Papirüs figürleri, spengler, o adamların duruşları…Çok inançlı bir çocuktum. Dedemle namaz kılardım. Ama çocukluğum çok zor geçti. Belki de hiç çocuk olamadım. Hep çok olgun ve anlayışlı olmak zorundaydım. 5,5 yaşında annem ve babam ayrıldı. Onların ayrıldığı gün çok büyük bir trafik kazası geçirdik. Annem yaralandı, bana da bir takım bedensel arızalar kaldı. (ki bu da yükselen akreplerin kaderi oluyor. Yükselen akrepler çok kaza geçirirler. Çünkü akrep olarak dünyaya giriş yaptıysanız değişip dönüşmek zorundasınız. Ve bu da hep krizli olaylarla yaşanır. Akrepler krizlerle dönüşür. Onlarla savaşarak ve mücadele ederek. Bu yüzden ben çok mücadeleci bir insanım.) Ondan sonraki hayatım bir tramvaydı. Hiç daha önce görmediğim babaannem ve dedemle yaşamaya başladım. Dedem son derece saygıdeğer bir insan. Kova burcu bir cinyıs, deli, dahi. Dört üniversite bitirmiş, yedi dil biliyor, Birleşmiş Milletlerde çalışıyor ve Paris’te yaşıyorlar. Ve onlar benim için Türkiye’ye dönüş yapıyorlar. Ve böylelikle ben de anne ve babamdan ayrı bir yaşama adım atıyorum. Annemi yurtdışında olduğu için, babamı da iş seyahatleri dolayısıyla, dört beş sene ara ara gördüm. Dedemler ne kadar sevgi vermeye, o açığı kapatmaya çalışsalar da, ben anneye ve sevgiye özlem duyarak büyüdüm. Biraz yalnız, biraz üzgün…O zamanki yaşımda bile anne babamın mutlu olması benim için çok önemliydi, onlar mutlu olursa ben de mutlu olurum diye düşünürdüm. Sonra Fransız Lisesi’nde okudum. Bale eğitimi aldım uzun yıllar. Üniversite’ de Fransızca Öğretmenliği eğitimi aldım. Kısaca; hayatımda hep çok iyi bir öğrenci oldum. Dedem dediğim gibi çok eğitimli ve çok disiplinli bir insandı, benden beklentileri yüksekti, ben de her zaman onlara layık bir yapıda oldum.

15 yaşında Lise 1’deyken aşık olduğum adamla, üniversite bitince evlendim. Yedi sene sonra oğlum dünyaya geldi. Ancak oğlum henüz 18 aylıkken eşim ayrılmak istedi. Ve bende oğlumu yalnız büyüttüm. Yalnız büyümüştüm ve yalnız büyüttüm. Yani hayat; bana her zaman bir mücadele ile geldi.

3-Astrolog olma yolculuğunuz nasıl başladı?

Ben bu dünyaya spritüalle olan bağımla geldim aslında. Hissiyatı yüksek ve derin. Tanrıların Arabası ile başladı benim yolculuğum. O yaştan itibaren sayısız bir dolu parapsikoloji ve spritüal kitap okudum. Kitaplar; bu yolcuğun ayakkabıları oldu. Araştırmalar, inandıklarım ve inancım derken çeşitli enerjilerle tanıştım. Reiki, I-Chink, Fengshui, Access Bars, Işık Bedeni Uyandırma, aile dizimi… ve bunlarla ilgili bayağ ciddi eğitimler aldım. 90 senesinden 2013 senesine kadar bu tür geliştirici konularla ilgilendim, hem katıldım, hem de eğitimini aldım. Her zaman bir tarafım ki; her ne kadar öz ışığım ve ayım balık olsa da, (balıkta yüksek aleme ait, spritüal bir burçtur) çok duygusal olmakla birlikte, Merkür’ürümü ve Venüs’ümü Kova’nın yönetmesi bana inanılmaz bir mantık veriyor. Böylelikle duygusal olarak ne kadar derinlere batarsam batayım, bir anda tak diye kesip zihni ve zekayı ortaya koyabilen bir yapım var. Reiki çalışması yaparken, hocam benden çok umutluydu. Enerji verdiğim kişilerin bu hayatlarındaki geçmiş yıllarını ve geçmiş hayatlarını görmeye başladım. Bu bana çok ağır geldi. Geçmiş zamanlardan gelen yüklerim, çabalarım, yaşadığım zorluklar derken, Allah’ım dedim; ben bunları niye yaşıyorum? Bir şey var ve ben bunu elle tutulur, gözle görünür, matematiksel bir ortamda görmek istiyorum. Benim Astrolojiye girme yolculuğum budur. Aslında Astrolog olmak için girmedim bu yola. Yol beni buraya çıkardı. Hayatın yaratılışında şöyle bir şey var. Bu dünyaya gelirken cüzi ve külli dediğimiz kurallar içinde geliyoruz. Külli irade; Allah’ın sonsuz iradesi. Onun bizi yaratırken koyduğu birtakım kurallar var. Cüzi irade ise; kendi hayatında yapacağın birtakım seçimlerle, değiştirip dönüştürme gücü. Değiştirme gücümüzün olduğu şeyler ve olmadığı şeyler var. Ölüm yaşını, saatini, nerede doğacağını, anne babanın kim olacağını, doğuracağın çocukları değiştiremezsin. Tanrıcılık oynayamazsın. Cüzi iradenin yettiği kadar değiştirebilirsin bir şeyleri. Senin kabın neyse, ancak ona sığabilirsin. Benim kabım buydu, onunla buluştum.

4-Kişinin doğum haritasını yorumlamak, bir anlamda kaderini okumak mıdır?

Bir harita, bir dondurma külahı gibidir. Önce dondurma külahının üstündeki fasatı görürsün. Fasat fasattır. Ve sarmanlarla aşağı iner. Okuyan kişi derinleştikçe, daha derin bilgilere sahip oldukça, yukarısıyla bağlantılı kuvvetliyse ve yukarıdan izin verilirse o zaman, o kişinin kaderiyle olan ayrıntıları görmeye başlarsın. Bazı şeyler sırlıdır. Okunamaz ve gösterilmez.

  • Peki bir doğum haritasını okurken kişinin yaşayacağı talihsiz olayları gördüğünüzde ne hissediyorsunuz? Bunu kişiye nasıl aktarıyorsunuz?   

Bu bana çok ağır geliyor. Hiç hoşuma gitmiyor kişinin yaşayacağı talihsiz olayları görmek. Astroloji’ de en sevmediğim şey bu. Doğum haritası için danışmanlık verirken, esas amacım; kişiyi pozitife yönlendirmek. Kişinin hayatına dokunup hayatında var olan potansiyelin farkına varmasını sağlamak istiyorum. Kendi içindeki güzellikleri dışarı çıkarmasını istiyorum. Ama tabi gelen kişi daha çok ne olacak diye merak ediyor.  Yarın ne olacak? Mahkeme ne olacak? Evliliğim ne olacak? gibi gibi. Aslında Astrolojiye girdikçe bunlar çok yüzeysel konular kalıyor. Kişinin bu danışmanlığı almasının bence birinci basamağı; ’ kişinin önce kendini tanıması’ olması gerekiyor. Çünkü, bizler öyle varlıklarız ki; bir kabın içinde hem negatifi, hem de pozitifi bir arada barındırıyoruz. Kişinin farkındalığı ve bilinci artıkça, kişi sahip olduğu özelliklerini daha pozitif yöne yönlendirmek üzere hareket etmeye başlıyor. Her burcun negatif ve pozitif özellikleri var. Bu sebeple; bir insanın doğum haritasında ilk merak etmesi gereken şey, ben kimim? Potansiyelim ne? Ben bunları en pozitif şekilde nasıl kullanabilirim? Sonra sonra; sarmal sarmal inerek daha derinleri görmek ve bu derinliklerden kendi için en iyi hikâyeyi yazmak istemelidir.

  • Öyleyse Astrologlar bir tür modern kahinler mi?

Hayır, aslında modern kahinlik değil. Çünkü Astroloji dünya tarihinde, taa Sümerler zamanından beri var olan ilim ve bilim. Dolayısıyla Astroloji’ de her kişinin haritayı farklı bir şekilde okumasının sebebi; biz insanoğlunun beş parmağımızın birine benzemediği, parmak izlerinin, gözünün retinasının benzemediği gibi haritayı okuma şeklide farklı olmasıdır. Hepsinde farklı bir renk, farklı bir doku ve farklı bir bilinç seviyesi vardır. Her gittiğin Astrolog sende farklı bir şey görebilir ve farklı bir yerine dokunabilir. Bence Astroloji’ nin herkes tarafından öğrenilmesi gerekir.

Bu kehanet değil. Neden değil? Gökyüzündeki gezegenlerin açısal değerlerinin bir statiksel bilgisi ve bir matematiği vardır. Mesela; Neptün Mars’la kare açı dediğimiz bir kadrana geldiği zaman kişiye farklı bir duygu, üçgen açıya geldiği zaman farklı bir duygu veriyor. Dolayısıyla bunu okumak; farklı ifadelerle okusak bile, bilgi aynı bilgidir. Ancak şunu da söylemek isterim; bu işe tamamen bir bilim değil, aynı zamanda bir  ilim dememizin sebebi de; bu işi yapan insanlarda hissi kuvvet Allah tarafından verilmiştir. Herkes bunu aynı yapmaz. Bazısı sadece okur, bazısı hem okur, hem de hisseder.

Astroloji’ nin etik değerleri vardır. Bunlarla ilgili eğitimler aldık, yeminler ettik. Bir ölüm ya da acı bir olay gördüğümüzde bunu nasıl söyleyeceğimizin psikolojik eğitimlerini alıyoruz. Dolayısıyla; kaderi görüyor musun? Dediğin noktada, yukarısının izin verdiği kadar ve yorumlanan ve yorumlayanın kendi bilgisi, potansiyeli dağarcığında kaderi görebiliyor. Kati neticeyi biz bilemeyiz. Biz ancak olabilecek potansiyeli bilebiliriz. Çünkü her açının, her burcun, her gezegenin pozitif ve negatif oluşumları vardır. Astroloji; olasılıklar üzerine, matematiksel olarak yapılmış bir statiksel bilgidir.

  • Kişinin doğum haritasında olasılık olarak olumsuz bir şey gördünüz. Kişinin bunu ne kadarını değiştirme gücü var?

Benim kişisel inancım; insanın, hayatta bir şey için elinden geleni sonuna kadar yapmasınadır. Vicdanı onu rahat ettirinceye kadar. Ben elimden gelen her şeyi yaptım artık taktir Allah’ın diyebilmeli. Birincisi bu.

Yani öyle ‘ayrılacaksınız’ gibi söylemler bence çok yanlış. Bunlar cahilane tavsiyeler ve yanlış yönlendirmelerdir. Ama bir ilişkide; kopma, bozulma, negatif enerji kaçağı olduğunu görüyoruz tabi. Şimdi kişi bunu nasıl değiştirebilir? Önce kişi bu olayı niye yaşıyor, onun farkındalığına bakmak gerek. Neyi deneyimlemesi gerekiyor. Ben danışanlarıma, kendi bilinçaltının korkularıyla yüzleşmesi, bunları tedavi ettirmesi ve iyileştirmesi üzerine motive ediyorum. Çünkü, hepimiz korku dolu varlıklarız. Küçük küçük varillere doldurulmuş, farklı korkularımız var. Ama bu korkuların kalp çakrasına çıkmaması gerekiyor, göbek deliğimizin altında kalmalı. Dolayısıyla bütün bunların farkındalığında eğitmeye ve karşımdaki kişiyi uyandırmaya çalışıyorum. Mesela; hayatında nelerin yolunda gitmediğini tespit etmesini, beklentilerinin listesini yapmasını istiyorum. Bu işin bir vebali var ve ben bu işi yaparken en çok bu konuda zorlanıyorum. Çünkü, biz insanların hayatlarına dokunuyor ve bir şeylerini değiştiriyoruz. Bunun insana vebali çok büyük. Ben her danışmanlık öncesi dua ederim Allah’a; ‘senden gelen doğru kelamla, o kişinin hayrına olacak şeyleri, bana söylemeyi nasip et, görmeyi nasip et’ diye. Ben o insanın bahçesine gül ekmek isterim çünkü.                                                                                                             

5-Sizin gözünüzden 2020 yılı nasıl geçecek?

2020 yılı hepimiz için değişim, dönüşüm ve hayat alanlarımızdaki var olan sınırlarımızın yeniden belirlenmesine öncülük eden bir yıl olacak. Ayrıca kendi içinde, farklı bir takım döngülerin bir araya geldiği, oldukça özel bir yıl olarak tarih sayfalarında yerini alacaktır.

12 -19 -20 – 33 yıllık kadersel ve önemli döngülerin yaşanacağı bu sene Ocak ayında gerçekleşen SATÜRN PLUTON kavuşumundan

1 . dereceden etki alacak olanlar ;

-10-16 Ocak doğumlu olan Oğlak burçları

-9 – 15 Nisan doğumlu Koç burçları

-11-18 Temmuz doğumlu Yengeç burçları

-12-18 Ekim doğumlu olan Terazi burçları olurken .

2. Dereceden etki alacak olanlar ise

-23-29 Şubat doğumlu Balık burçları

-25-31 Mayıs doğumlu İkizler burçları 

-27 Ağustos – 3 Eylül Başak burçları

-26 Kasım – 2 Aralık doğumlu Yay burçları olacaktır.

Yine doğum haritasında;

( Koç-Yengeç-Terazi-Oğlak)

19-25 derecelerinde ya da değişken burçların (İkizler-Başak-Yay-Balık) burçlarının 4-10 derecelerinde gezegenleri bulunanlar da etki altında kalacaklar.

2020 yılının Ocak ayında, 33 yılda bir gerçekleşen SATÜRN – PLUTON kavuşum enerjisi ile birlikte açığa çıkan yüksek dönüşüm enerjisi; aslında önümüzdeki 3 yıllık sürecin ilk ayağını oluşturmaktadır.

Yıl içinde yine 3 kez gerçekleşecek olan, JÜPİTER ile kavuşum yapacak PLUTON bu seferde bizlerin hayatında, önemli şanslı ve büyük bir takım dönüşümlere sebep olurken, JÜPİTER – SATÜRN kavuşumu ile birlikte; önümüzde yeni bir dönemin kapısı aralanıyor olacak .

Her birimiz hayatımızın farklı alanlarında OĞLAK burcunun bizlere getirmiş olduğu; ağır, disiplinli, ciddi, sınırlar koyan, sınavlar yapan, zorluklar getiren, sorumluluk bilincini yükselten, çalışkan, zaman zaman hırslı, inatçı, statüsüne düşkün, saygın, sağlam, gelenek ve göreneklere düşkün enerjisini deneyimliyor olacağız.

Bazılarımız için asla yıkılmaz, kaybetmez ve yok olmaz olarak düşünülen, güç ve otoriteye sahip kişilerin veya dünya liderinin, kral ve kraliçelerin, dünya şirketlerinin, CEO’larının, patronlarının, yapı ve kurumların yıkıldığına ve yok olduğuna şahitlik ederken; yeni birtakım oluşumlar adına oldukça gayretli birtakım çalışmaların yapıldığını göreceğiz.

Aile olma kavramı, vatanımız, evimiz ve duygusal bağlar ön plana çıkacak. Diğer taraftan ise işimiz, gelenek ve görenekler, kariyerimiz ve otorite konumundaki kişiler olan bağlantımızı gözden geçirip yeni düzenlemeler yapmamız gerekiyor olacak.

Şayet bizler sabırlı, gayretli ve çalışkan bir enerji içinde hareket edersek, gelecek adına oldukça somut, başarılı ve kalıcı işler başarabileceğimiz bir yılı deneyimliyor olacağız.

Ancak çok çalışmak, emek vermek ve aza kanat ederek ilerlemek şartıyla…

2018 yılının Temmuz ayından beri devam eden Oğlak – Yengeç aksındaki tutulmalar, 2020 yılında da devam ediyor olacak .

Ocak Haziran ve Temmuz aylarında meydana gelecek olan 3 tane tutulma Oğlak -Yengeç burcunda gerçekleşecek ve 19 yıllık bir karmayı tamamlayacak.

Daha sonrasında İKİZLER – YAY burcuna geçiş yapacak .

Bu yıl toplamda 6 tutulma deneyimliyor olacağız.

Bunların 3 ü Yengeç – Oğlak diğer

3 ü ise Yay – İkizlerde gerçekleşiyor olacak .

Bir anlamda poker masasında kartların yeniden dağıtıldığı ve yeni bir oyun düzeninin başladığı bir dilimine geçiş yapıyor olacağız.

Diğer taraftan ise yıl içinde 3 kere tekrarlayacak ve su burçlarında gerçekleşecek olan MERKÜR gerilemesini yaşayacağız.

İlişkilerden ve aşktan sorumlu olan VENÜS ve yaşam ile mücadele ve harekette geçme dürtümüzü kontrol eden MARS, bir diğer anlamda dişil ve eril tarafımız da sene retro hareket edecekler.

Yılın ilk yarısında Venüs, diğer ikinci yarısında ise Mars oldukça zorlayıcı etkiler verecek şekilde enerjilerini içe döndürecek. Yılın ikinci yarısı gerçekten zorlayıcı etkiler altında olacak. Mars düz pozisyonu ve retro hareketiyle birlikte  toplam 6 ay boyunca Koç burcunda kalacak ve Oğlak burcundaki SATÜRN ve PLUTON ‘a kafa tutacak.

Diğer taraftan ise DÜNYA, toprak ve tabiat ananın bir takım testlerinden geçiyor olacak.

Yılın ilk yarısı daha kolay ve yumuşak etkiler altında ilerken; 2020 yılı kendi iç sesinizi ve kalbinizi dinleyerek, hayatımızda birtakım elemeler veya değişikler yaparak, ister isteyerek ister evren tarafından zorla ve manipüle edilerek, gitmeniz gereken yöne doğru yeniden doğacağımız bir yıl olacaktır!

Bu zaman diliminde zarfında oldukça konforsuz, zorlu, çukurlu ve bozuk birtakım yollardan geçmek zorunda kalabiliriz. 

Biraz sarsıntılı ve zaman zaman türbanslı bir sürecin içinden geçmek zorunda kalacağımız bu zaman diliminde; sizlere tavsiyem her türlü konuda maddi ve manevi olarak tutarlı ve tutumlu olmanız. Ve enerji seviyenizi temiz ve saf tutmaya extra gayret göstermeniz olacaktır. Bu süre zarfında seçimlerimiz ve aldığımız kararlar, yaptığımız söylemler ve düşünce şeklimiz son derece önemli olacak.

Oldukça önemli bir dönüşüm yıllından geçmekte olduğumuz ve en önemlisi bizleri #KOVA ÇAĞINA öncülük etmek üzere hazırlayan 2020 yılı boyunca; herkes kendi seçimlerine son derece dikkat etmesi gerekiyor.

Ailenizin ve sevdiklerinizin kıymetini bilin, sevginizi gösterin ve sahip olduklarımızın farkına varın! Ve bol bol şükür enerjisinde olun 🙏🏼

Yarım kalan rutin işlerinizi ve sorumluluklarınızı bitirmeye çalışın.

Artık size hizmet etmeyen işinize yaramayan ve her türlü takıntılı olduğunuz insan, eşya, düşünce ve alışkanlığı bırakmaya niyet ederek yolunuza devam edin lütfen 🙏🏼

Çünkü her birimiz içinde farklı tezahürlerin bulunduğu; farklı boyutların içinde adeta bir beşikteki bebek gibi sallanırken; kendi yapmış olduğu seçimlerin çukura düşebilir.! Dikkat! Bilinçli ve farkındalık seviyesi yüksek seçimler yapmaya gayret gösterin.

Bugüne kadar yaşamınızda, ortaya koyduğunuz mimari yapının, tek yaratıcısı biziz bunu unutmayalım lütfen! Zira aldığımız tüm kararlar, yaptığımız hesaplar ve seçimler sonucunda bu durağa geldik! 

Şimdi ise ne kadar sağlam, işlevsel ve iyi olduğu ile ilgili birtakım yüzleşmeler yaşayacağımız bu süreçte; üstümüze düşün sorumluluğu alma zamanı gelmiş buluyor!

İyi veya kötü ortaya çıkan bu durumdan sadece biz sorumluyuz, başka hiç kimseyi suçlayamayız.!

Doğrusu veya yanlışı ile kendimizi sevgi ile kucaklamayı bilmeliyiz. Unutmayalım ki hatalar bizlere bir şeyleri öğretmek için varlar.

2020 BİRLİK bilinci adına, bu binaların sağlamlığı ile dürüstçe yüzleşme zamanı olacak ve gerekiyorsa; yeni daha sağlam, adil ve dürüst bir şekilde, sevgi, merhamet ve özveri ile, egosuzca acıma duygusundan uzak bir şekilde tekrardan inşa edilme zamanı olacaktır.

Diliyorum 2020 yılı hepimiz için, annemizin karnından çıktığımız en saf halimizdeki pür ve saf enerjiye sahip olsun.🙏🏼

KALBİMİZ SEVGİDEN, AŞKTAN, SAĞLIK, MUTLULUK VE BEREKET ENERJİSİ ile dolup taşsınnnn… 🙏🏼

6-Sizce şifa nedir?  Şifalanmak nedir?

Şifa; bir insanın ruhuna dokunup onu pozitif yönde yönlendirmek ve ruhunda, zihninde, kalbinde ışığa bir pencere açmaktır.

Ben nasıl şifalanırım; dua ederek, yıkanarak, abdest alarak, su ile çok temasta olarak. Su kenarında olmak, tabiatın içinde olmak, toprağa basmak, ağaca sarılmak çok iyi gelir bana. Ama en çok kendimle yalnız kalıp dua ettiğim zamanlar beni çok şifalandırır.

7-“Bu ülkede kadın olmak…” cümlesini nasıl tamamlarsınız?

Bence muazzam bir şey. Ama hakkını verebilirsek. Başka bir açıdan da çok zor. Çok mücadele gerektiren bir şey. Bizim ülkemiz akrep burcu; dolayısıyla haritada kadınların ve çocukların olduğu yer zor bir yer. O yüzden cinsel taciz olaylarını çok fazla yaşıyoruz. Akrep değişimin ve dönüşümün burcudur. Mücadelenin burcudur. Ama bir Türk kadını olarak hepimizin üzerine düşen görevler olduğuna inanıyorum. Eğer maddi ve manevi tam bir Türk kadını gibi hareket edersek, bence dünyaya annelik ve kadınlık konusunda örnek olabiliriz. Atatürk zamanındaki gibi; emekçi, mücadeleci, evlatlarını kol kanat geren, gerektiğinde silahı eline alıp savaşa gidecek kadar cesur olursak; dünyada anneliği ve kadınlığı bambaşka bir boyutta temsil edeceğimize inanıyorum. Ama şu anda ne yazık ki; ataerkil dünyası tarafından bastırılmaya ve inançlar konusunda bambaşka yönlere yönlendirilmeye çalışılan zamanlardayız. Allah’ın güzel sevgisi, inanç ve  ibadet üzerine yapılan bu sömürüyü düzeltmemiz gerekiyor. Unutmayalım ki; biz bir bütünün, bir parçasıyız. Bu konuda biz kadınlara çok iş düşüyor. Çocuklarımızı nasıl yetiştirdikleri öyle önemli ki. Kızları ve erkekleri aynı aydınlatıcı bir bilinçle büyütmeli, aynı duyarlılıkla eğitmeli; sevgiyi, merhameti, adaleti öğretmemiz gerekiyor.

8-Doğum gününüzün sabahında ne hissedersiniz? Zaman sizin için ne ifade ediyor?

Ben bu konuda iki uçtayım galiba. Bazen zamansızım gibi geliyor; kendimi olduğum yaştan çok çok genç, hissediyorum. Bazen zamanın içinde akıyorum gibi geliyor; kendimi çok yaşlı hissediyorum. 😊

Doğum günü sabahımda çok da bir şey hissetmiyorum. Ama Astroloji’ yi öğrendikten sonra, ya diyorum; ‘yeni güneş döngüm nasıl acaba?’ ‘Bu sene beni neler bekliyor?’ Her senenin konusu farklı çünkü. Biz her sene başka bir burcu deneyimliyoruz. O burcun haritamızda denk geldiği evin konularını da deneyimliyoruz. Bu sebeple; sadece bir burçtan ibaret de değiliz. Tüm burçları deneyimlediğimiz bir tekâmül yolculuğundayız. Farklı alanlarda ve farklı konularda. Tabii ki öz ışığımızda çok önemli ayımız ve güneşimiz, hayata giriş noktamız. Aslında zaman; linear gibi akıp giden bir şey ve biz boyutlarda ve tüm pasatlarda bir an’da, o anın içinde var oluyoruz. Paradoksal bir yapı. Ve biz bu paradoksal yapının içinde hem varız, hem yokuz. Hem bir anda her şeyi yaşıyoruz, hem de o an’da yaşıyoruz. Yani; zaman var gibi geliyor ama aslında zaman diye bir şey yok. Biz burada varız gibi ama aslında sadece projeksiyondan ibaretiz. Düalite; dünyanın var oluşunda var. Bizde bu düaliteyi, bu illüzyonu yaşamaya geldik.

9-Hayatın dalgalı dönemlerini nasıl atlatırsınız?

Bol dua ediyorum. Yukarı ile bağlantımı hiçbir zaman kesmedim, Allah’ta kestirmesin. En büyük sığanım, sırdaşım, yalvardığım, güç aldığım… Yaratılışın gücüne, sevgiye ve şefkate inandığım şey dua. Bir de hareket ederim. Spor yaparım, müzik dinlerim. Birilerine yardım etmek çok iyi gelir bana. Kendimden çıkıp onun alanına girmek, onun için bir şeyler yapabilmek ya da derdini dinlemek.

10-Okuyucuların aklında hangi cümleyle kalmak istersiniz?

Sevgiyle

Şifa olsun…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s