Eylem Erdem Uğurlu

#HerKadınBirKahraman köşemizin #BalkonKonuşması ‘nı bugün Eylem Erdem Uğurlu yapacak. Bize bir masal anlatacak Eylem, bize masalını giymemiz için uzatacak. Belki bu masalın düğmelerini üzerimize ilikleyeceğiz, belki de elini kolunu bağlayıp bir bavula sokacağız.

O anlatacak; kelimelerin üzerine basa basa, yaralara pamuk koya koya, dağılmış bilyeleri toplaya toplaya… Herkes duysun diye bağıracak; kulağının üzerine yatanlara, hatırlamıyorsa yok sayanlara, duymamak için müziğin sesini açanlara… 

Bir yangın çıkmış Eylem’in evinde, hayat ‘beni duy!’ diye böyle seslenmiş ona. Evinde çıkan yangının küllerini savururken hatırlamış ki, asıl yangın; hayatında, kalbinde, içindeki çocukta…Zamanın içinden kendine baktığı; her yer kül, her yer duman, her yer is. İşte onun masalı böyle başlamış, aynayı eline alıp hayattaki rolünü böyle hatırlamış. Acılarıyla, yaralarıyla, kabuklarıyla yüzleşerek…Bir yangın çıkmış Eylem’in evinde. Yangın ona; çocuk kitapları yazdırmış, şarkılar yaptırmış, #digitaltopuklar’ da #TEDx ‘te konuşmalar yaptırmış. Heyecanla beklediği bir dolu hayal de koymuş çantasına. Taşlarını temizleye temizleye, renkli camlara nasıl ulaştığını paylaşıyor, dinlemek isteyen herkesle. Konuşulmasından korkulanları konuşuyor, halının altındaki tozları gösteriyor, hayatın tüm örtülerini kaldırıyor. Cesaretiyle ayna, şefkatiyle hırka oluyor her kadına. 

Alkışlar sana kadın, uzun uzun alkışlar, yüzyıllık alkışlar…Cesaretin bulaşıcı olsun! 

Bu masalı okuyup başucunuzda komedine bakın, hikayeniz duruyor orada. Taşları da içinde, camları da… 

Hatırlatan Eylem’ e teşekkürlerimle… 

Hayatın içinde her şey var! 

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, İstanbul’un orta yerinde, minik bir kız yaşarmış. İsmi Eylem olan bu minik kız, Mardin’den İstanbul’a taşındığında 3 yaşındaymış. Son 1 senedir Diyarbakır Cezaevi’nde işkence gören babasını, 1 yıl sonra ilk kez, taşındıktan 15 gün sonra görmüş ve hemen annesinin arkasına saklanmış. Gördüğü adamı tanıyamamış, belki de tanımış ama onun taşıdığı işkence izlerini görmekten kaçmış, kim bilir… 

Öğretmen olan annesi ile okulda ve işsiz olan babası ile sokaklarda geçirirmiş zamanını. 4 yaşında anaokuluna göndermişler Eylem’i. Yemek seçmeyi de orada öğrenmiş, yemezse kafasına vurulacağını da. Okulda altına kaçırıp, çok utandığı o günü de hiç unutamamış mesela. Eylem’in üzüntü ve kaygı durumunda altına kaçırması, o gün ilk kez olmuş ama ne yazık ki son olmamış. 

5 yaşında ilkokula başlamış, başladığında okuma yazmayı biliyormuş. Çünkü annesinin okulunda, ders sırasında onu beklerken, öğretmenler odasında gazete okumaya çalışırmış hep, bunu gören ve destek olan Suphi öğretmen sayesinde de okumaya ve yazmaya başlamış. Ama maddi olanaksızlıklarla, okula bağış yapamadan, öğretmene hediyeler alamadan ve hatta önlük ve yakayı zar zor bularak başladığı okulunda, okuma yazma sökülünce verilen kırmızı kurdeleyi en son alabilmiş. Galiba yaşadığı ilk ağır haksızlık buymuş. 

Hep, bir kardeşi olsun istemiş, kim bilir belki de kendini yalnız hissettiği için, kendisine bir arkadaş istemiş aslında. 5.5 yaşındayken kardeşi doğmuş. Heyecanla kardeşini bekleyen Eylem, onun oyun oynanamayacak kadar minik olduğunu görünce biraz hayal kırıklığına uğrasa da, bu sefer onu her şeyden korumayı görev edinmiş kendine. Ama bunun mümkün olamayacağını o sırada nerden bilsin? 

O dönemlerde, komşularının genç oğlunun ona sürekli dokunmasını bir oyun zannetmesi de bu masumiyet yüzündenmiş. Ama bir gün canı çok yanmış ve bunun bir oyun olmadığını anlamış. O gün “seni anneme söyleyeceğim” dediğinde “söylersen seni öldürürüm” cevabını almış. Hayatının en cesur kararını verip annesine anlatmış ama hepsini değil, çünkü meğer olayın ayrıntılarını Eylem de unutmuş, 40 yaşında, 5 sene terapi gördükten sonra hatırlamış. 

Apartmanda kavga çıkmış, “bizim oğlumuz öyle şeyler yapmaz” demişler. İnanmamış insanlar Eylem’e. Bir daha yanaşmamış o canavar ona, ama Eylem “nasılsa beni öldürecek” diye düşünmekten olsa gerek her gece korku içinde uyuyup, kabuslar görmüş. Siyah bir dumandan uçarak kaçtığı kabusları 15 sene görmüş. 

Eylem’in en büyük sığınağı hep müzik olmuş, ayna karşısında elinde saç fırçası ile şarkılar söylermiş. Bir de minik mavi renkli bir oyuncak piyanosu varmış. Masanın altına girip, Samanyolu şarkısını çalarmış hep.  

Mikrofonun, onun mesleğinin bir parçası olacağı daha doğrusu olması gerektiği aslında o yaşlarda belli olmuş. Ama hayat onu bambaşka yerlere sürüklemiş. 

Şarkı söylemekten hiç vazgeçmemiş ama, başka bir mesleğinin de olması gerektiğine inandırmış kendini. Ekonometri okumuş. Sermaye Piyasası ve Borsa yüksek lisansı yapmış. Tez danışmanı olmasını istediği profesör tarafından da taciz edilince, yeniden darma duman olmuş.  

6 yaşında meğer bilinç altı, kadın gibi görünmeme ve kilo alma kararı vermiş. 22 yaşındaki olaydan sonra, aldığı kilonun yetmediğine inanıp, daha da kilo almış. 

23 yaşında evlenmiş. 25 yaşındayken, bir piyasa araştırma firmasında proje yöneticisi olarak çalışıyormuş. O iş hayatının onun istediği hayat olmadığını hissetmiş ve konservatuar okumaya başlamış. 

5 sene çok güzel bir öğrencilik hayatı yaşamış. Okulun son senesinde hamileymiş ve mezun olduktan 2 ay sonra oğlu gelmiş dünyaya. Çok korkmuş Eylem annelikten. Ona hak ettiği anneliği yapamamaktan. Oğlunun gelişiyle birlikte içsel yolculuğu da başlamış Eylem’in. Kendini sorgulamış, hislerini, davranışlarını, yaptıklarını ve yapamadıklarını… 

Oğlu 10 günlükken ciddi bir yangından son anda kurtarılmışlar ailece. Bu zorlu gece, ona çok şey öğretmiş aynı zamanda. Oğlunu kaybetmekten veya oğlunun onsuz büyümesi fikrinden öyle çok korkmuş ki, dumandan boğulma korkusu onu 5.5 yaşında yaşadığı istismar travmasına götürmüş. Onu çalışması gerektiğini anlamış. 

35 yaşında başladığı terapi yolculuğunda, bir sürü travmasını çalışmış, çalıştıkça hafiflemiş, hafifledikçe özünü bulmuş. 38 yaşında kızına hamile olduğunu öğrenmiş, gene korkmuş. Hızlandırmış çalışmalarını. Oğluyla başladığı yüzleşme süreci, kızıyla hız kazanmış. 

Eylem, kurtarıcı bir insanmış, hani şu sağlıksız olan. Hayatına kurban profilli insanları çekenlerden… 40 yaşında, sıyrılmaya başlamış kurtarıcılıktan. Fark etmiş ki, insan yalnızca kendini kurtarabilir, o da eğer isterse… 

Hayatını değişime açtığında, yükleri hafiflediğinde çok güzel insanlar girmiş hayatına, ilham vermişler ona. Bir akşam hep hayalini kurduğu bir şeyi yapmış ve bir çocuk kitabı yazmaya başlamış. Çok mutlu olmuş. 

Kısa bir süre sonra, hayalini dahi kurmadığı bir şey olmuş, bir şarkı yapmış. Şaşkınlığı geçmeden bir tane daha, bir tane daha, derken, onlarca şarkısı olmuş. İçindeki her şeyin aktığını hissetmiş, çok rahatlamış. 

Yaşadığı istismarın onun suçu olmadığına gerçekten ikna olduğunda “Suçum Yok” isimli bir şarkı yapmış. İstemiş ki, onunla benzer yaraları olan herkese şifa olsun bu şarkı. Onlara suçlarının olmadığını ve yalnız olmadıklarını hissettirsin… 

Ona destek olan güzel insanlar sayesinde hikayesini paylaşmaya karar vermiş, hem kendi iyileşme sürecinin bir parçası olacağı için, hem de başkalarına da dokunup destek olabilmek için. 

Konuşmaya karar verdiğinde, TEDx konuşmaları izlemiş. Orada olmanın ve TEDx konuşmacısı olmanın hayalini kurmuş ama çekinmiş de bu hayalden. 

1 Kasım’da iki güzel insanın binbir emekle yarattığı Dijital Topuklar’da anlatmış hikayesini ilk kez. Çok güzel dönüşler almış. Düşündüğünden daha fazla insana dokunabildiğini fark etmiş. Hem onur duymuş, hem de ürkmüş bu sorumluluktan. 

Ondan 2 gün sonra, gene çok güzel bir insan, ona TEDx için hazır olup olmadığını sormuş. Nasıl demiş Eylem, bu kadar çabuk mu? İçi titremiş, korkmuş ama evet demiş, hazırım. Benim yaşama amacım meğer, acılarımı nasıl alt ettiğimi herkese anlatmakmış. Onlardan arınıp, yeni bir hayat kurmanın mümkün olduğunu gösterebilmekmiş. Ve bunun da en iyi yeri, hep hayal ettiği TEDx sahnesiymiş. 

Ve Eylem, bir kez daha anlamış ki, her şey hayal etmekle başlar… 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s