#KadınBaşına Zeynep Özyurt

_MG_8038
Fotoğrafçı: Onur Şevket Bendeş instagram: @osbendes

 

#KadınBaşına söyleşilerinde bu sabah bir tiyatro oyuncusu konuğum oluyor. Doğaçlama Tiyatro yapan Zeynep Özyurt. Türkiye’de Doğaçlama Tiyatro’yu bir yerlere taşımak, daha çok insana ulaştırmak gayretinde olan bir kadın o. Bu amaçla kurduğu İstanbulİmpro Sahne’de atölyeler yapıyor, öğrenciler yetiştiriyor, sahnede doğaçlama tiyatro oyunları oynuyor, festivaller düzenliyor ve birçok projelerde yer alıyor. Tiyatro ile dolu, dopdolu bir hayatı var. Oyuncu olmak bir kimlik, sahnede olmak hayat demek onun için. Sahnede hep yeni bir kadın doğuruyor içinden, hep başka bir kadının kıyafetini giyiyor ve hep başka bir kadının maskesini takıyor. Hayatın akışını izleyerek cebine attığı, kadınlar, kıyafetler ve maskeler var. Oynadığı hiçbir oyun aynı değil. Her oyun, seyircinin hayal gücüyle sahnede yeniden ve yeniden şekilleniyor. Ve her oyunun hikâyesini seyircisi yazıyor ve başka bir sonla bitiyor.  

Ve ışıklar kapanıyor, perde açılıyor; 

Zeynep Özyurt “Doğaçlama Tiyatro’da, sahneye en çıplak, en sahi halinle çıkmalısın, yoksa giyeceğin kıyafet ya dökülür üzerinden ya da sıkar bedenini.” cümlesiyle sahneye adım atıyor 😊 

Sahnede bekliyor hepinizi 😊 

*NE ALA TEMAŞA 

*Antov Çehov’un yazmadığı oyunlar OLAY RUSYA’DA GEÇİYOR 

*Tennessee Williams ‘ın yazmadığı oyunlar KÜÇÜK AMERİKA 

*BİR ZAMANLAR KADIN 

*ALT ÜST 

*MASAL IRMAKLARINDA

 

 

1-Zeynep Özyurt kimdir? Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Kendini tanımlamak zor tabi. Söyleyeceğim her şey ‘bence’ den öteye gidemez, zamanın ve hayatın içinde eriyebilir de, çoğalabilir de. Mesela; bir şeyleri başarmak hoşuma gider, zorluklarla mücadeleden bıkmam, kafama koyduğumu yaparım. Ama kendim sandığım şeyler bazı durumlarda değişebilir, evrilebilir bunları anlatırken kesinlik katamam. Çünkü hayatın ve zamanın bana ne getireceğini bilemem. Ancak keskin olarak söyleyeceğim şey; tiyatro yani oyunculuk ve annelik. Beni bütünleyen kimlikler bunlardır. Bunlar beni ben yapar.

2-Nasıl bir çocuktunuz?

Yaramaz 😊 Meraklı, konuşkan ve nereyi karıştırsam diye düşünen. Rol yapmayı seven, biraz asi, çokta söz dinlemeyen bir çocuktum. Başımı belaya da sokmazdım ama kimseyi de çok dinlediğim söylenemezdi.😊 Ama çokta korumacıydım. Benden 6,5 yaş küçük kız kardeşim var. Ona karşı hep bir koruma içgüdüsü hissederdim. Zaten onunla kardeş gibi değil arkadaş gibiydik. Yani hep benimle ve arkadaşlarımla takılırdı. Ankara’yı kazanıp evden ayrıldığımda çok üzülmüştük. Ayrı kalmak zor gelmişti.

Çocukluk işte böyle geldi, geçti. Büyüdük; bazen düşe kalka, bazen düşe yaza.

3-Tiyatro yolculuğunuz nasıl başladı?

Hep tiyatro okumak istiyordum ben. Üçüncü girişimde Ankara Dil ve Tarih Çoğrafya Fakültesi Tiyatro bölüm’nü kazandım. (Zaten kendi kendime demiştim; eğer bu kez olmazsa, demek ki benden tiyatrocu olmayacak. Eğer tiyatro yapamazsam ne yaparım? Şunları ya da bunları yapabilirim diye cebimde başka planlar da tutuyordum. Hayatın içinde de öyle bir insanım aslında ben, aklımda bir b planı hep olur. -ki şu anda yetiştirdiğim her öğrenciye bunu söylerim: ‘evet, tiyatro çok güzel ama ya olmazsa. Aklınızın bir köşesinde başka bir planınız olsun’- Neyse; işte okudum Ankara’da. Türkiye’nin en iyi okullarından biri zaten. Müthiş hocalarla birlikte, onlardan çok şey öğrenerek bitirdim okulu. Nasıl bir tiyatro yapacağımı bilmiyordum okurken. Devlet Tiyatro’su değil de, özel tiyatro yapmaktı amacım. 98 yılında, yani mezun olmadan önce, Almanya’dan Kadir Çevik hocamız geldi. Ve o beni tiyatro sporu diye bir şeyle tanıştırdı. Doğaçlama Tiyatro. Okulda yaratıcı drama dersi için bunun çalışmasını yaptık. Mezun olduktan sonra biz doğaçlama tiyatro yapalım dedik ve hocamızla birlikte bir ekip kurduk. Ankara’da o ekiple birlikte gösterilere başladık. Ama kabımıza sığamıyoruz tabi. Sonra Berlin’e Uluslararası Doğaçlama Tiyatro Festivali’ne gittik. Orada, yaptığımız işin çok daha başka bir yönüyle tanıştık. O festival bir okul oldu bizim için. 20 yıldır Doğaçlama Tiyatro yapan insanlar ve öğrenilecek daha ne çok şey.

Mahşer-i Cümbüş’ten (kurduğumuz ekibin adı buydu) 2006 yılında ayrıldım. Ve eşimle birlikte önce Beyoğlu’nda (Beyoğlu Terminal adıyla) daha sonra Kadıköy’ de İstanbulİmpro Sahne’de gösterilere başladık Hala devam ediyoruz. Sahne almaya ve öğrenci yetiştirmeye.

Böyle başladı yolculuğum. Tabi bu zorlu bir yolculuk, gerçekten zor. İnsanın dişini tırnağını bileyerek bir yerlere gelmesi. Bazen savuruyor insanı, bazen helak ediyor. Hiçbir zaman yeterli para kazanamıyor.😊 Ama sahnede olmak, sevdiğim işi yapmak beni müthiş mutlu ediyor. Her gün ve her gün bununla besleniyor ve bundan ilham alıyorum.

Ya bu öyle bir his ki; sahnede iyi bir oyun sahnelediğimde ya da güzel geçen bir festival düzenlediğimde tamam diyorum, tamamlanmış hissediyorum kendimi. Muazzam bir doygunluk hissiyle doluyorum. Tabi bazen de tam aksinde, eksiklik hissine karışıyorum. İnsan hali bu; bazen her şey var, bazen hiçbir şey yok…

4-İstanbulİmpro’nun hedefleri nelerdir?

Biz bu yola baş koymuş durumdayız. Misyonumuz; Türkiye’de bu işi nasıl ilerletebiliriz ve nasıl daha çok insana ulaştırabiliriz. Bu amaçla; öğrenciler yetiştiriyor, onlarla birlikte oyunlar sahneliyor, festivaller düzenliyoruz. Geçen ay İstanbul Uluslararası Doğaçlama Tiyatro Festivalinin 5. düzenledik. Ayrıca tiyatroda ara ara yurtdışından birçok insanı ağırlayıp, onlarla atölyeler yapıyoruz. Bunun dışında; çıraklık ve kalfalık atölyemiz var. Bu atölye başı sonu olmayan bir eğitim. İlk sene çıraklık eğitiminde; her türlü çalışma yapılır. Genel doğaçlama tiyatro disiplinleri öğretilir. Sonra kalfalığa geçilir. O safhada daha derin oyunculuk çalışmaları yaparız. Bu, doğaçlama tiyatro karakteri ve daha uzun hikayeler yaratmaya yönelik çalışmaları kapsar. ( Cumartesi gündüz ve pazartesi akşam öğrenci atölyelerimiz devam ediyor. Çıraklık atölyesinde; öğrencilerimiz hem kursa gelip, hem de belli formlarla ufak ufak bizimle sahne alıyorlar. Kalfalıkta ise; daha uzun oyunlarda bizimle oluyorlar)

Türkiye’de doğaçlama tiyatro denildiği zaman, kısa form oyunlar anlaşılıyor. Oysa bunun çok ötesidir doğaçlama tiyatro. Evet birtakım kuralları vardır ve seyirciyle interaktif olarak oynanır. Kısa kısa hikayelerden oluşur. Ama müzikal olarak da oynanır, uzun formda da.

Dediğim gibi bizim amacımız; doğaçlama tiyatroyu ulaştırmak insanlara, daha çoğuna, daha çoğunluğa…

5-İstanbulİmpro Sahne’de oynadığınız oyunlar ve düzenlediğiniz festivallerden biraz bahsedebilir misiniz?

Bizim ilk oyunumuz; Ne Ala Temaşa: kısa kısa formlardan oluşuyordu ve müzik ağırlıklıydı. Müzikal doğaçlama kabare yaptık. Bu oyun çok parlak bir iş oldu ve hala oynuyoruz bunu.

Uzun form doğaçlama tiyatroda yapıyoruz. Bu da; başta seyirciyle bir interaktif süreç oluyor. Malzemeyi oluşturuyoruz. Ve başı, sonu, ortası olan uzun bir hikâye oynuyoruz. Bu oyun: Antov Çehov’un yazmadığı oyunlar OLAY RUSYA’DA GEÇİYOR. 100 sene önce Çehov’un evreninde geçen bir ortam yaratıyoruz. Ve o ortamda, her seferinde yeni yepyeni bir Çehov’un dünyasında geçen bir oyun oynuyoruz. Seyirciye belli sorular soruyor, onlardan aldığımız cevaplarla karakterleri yaratıyor ve oyun başlıyor. Bu oyun çok popüler bu ara ve bu en çok izlenen oyunumuz. Bu oyunun prova sürecinde; çok derin dramatolojik çalışma yapıyoruz. Çehov oyunları, o dönem Rusya’da yaşanan olaylar gibi.

Bir diğer oyun ise; Tennessee Williams ‘ın yazmadığı oyunlar Küçük Amerika. İstanbul İmpro bu kez yüzünü 1950’ler Amerika’sına dönerek, Amerikan rüyasının gölgesi altında sıkışıp kalmış Tennessee Williams karakterlerinin yenilerini yaratıyor. Yine doğaçlama olarak tabi.

Ayrıca bir kadın oyunumuz var. Bir Zamanlar Kadın. Sadece kadın doğaçlama oyuncularıyla sahneliyoruz. Müziğimiz ve bir çizerimiz var. Dört kadın oyuncuyla oynuyoruz. Çizerimizin çizdiği resmi seyirciye gösteriyoruz, onların hayal gücüyle şekillendiriyor ve o kadına bir hikâye yaratıp oynuyoruz. Yani, genel hikâye çemberini tamamen seyirciye kurdurarak, müziği de kullanarak sahne üzerinde doğaçlama ortaya çıkarıyoruz. Bu oyunun çok terapötik bir etkisi var hem oyuncuya, hem de seyirciye. Bu oyunu Çin’de, San Francisco’da, Berlin’de ve bir sürü şehirde ve festivallerde oynadık. Yurtdışında da sevilen bir format oldu oyun. Hala sahnede. İzleyin 😊

Ve festivallerimiz: Önceliğimiz doğaçlama yapan insanlara yol göstermek, onlara bir yol açmak. Ve onun dışında insanları doğaçlama tiyatro ile tanıştırmak. Bu işin yurtdışında yapılabilir haliyle, İngilizce olarak yapılır haliyle nasıl olduğunu göstermek. Bu festivallere katılımcılar geliyor, onlar atölye veriyor ve o atölyeler okul gibi geçiyor.

Geçtiğimiz ay 5.düzenlediğimiz bir festivalimiz var. İstanbul Uluslararası Doğaçlama Tiyatro Festivali.

Ve diğeri; bu sene 3. düzenleyeceğimiz Uluslararası Hikâye Anlatıcılığı Festivali.

Düzenlenen festivaller İstanbulİmpro Sahne ‘de yapılıyor. Tüm gün etkinlikler oluyor, atölyeler, söyleşiler yapılıyor. Katılanlar hem çok şey öğreniyor, hem de çok keyif alıyor. 😊 Bekleriz.

Yazları da: Kâr amacı gütmeyen oluşum olan Genç Tur (Gönüllü hizmetler derneği) ile birlikte kamplar yapıyoruz. Bu oluşum hem uluslararası hem ulusal kamplar düzenliyor. Birçok gence destek oluyor. Onlarla 11 senedir, çocuklara yönelik fotoğraf kampı, gençlere yönelik (14-17 yaş) kısa film kampı yapıyoruz.

Ayrıca Robert Koleji mezunlarının kurduğu Payda Derneği’nin yaptığı Doğu’daki çocuklarla, Batı’daki çocukları birleştirdiği çok keyifli bir projede çalışıyoruz. O çocuklarla doğaçlama çalışmaları yapıyoruz, aynı zamanda da eğitim koordinatörlüğünü yapıyoruz.

6-”Bu ülkede kadın olmak…” cümlesini tamamlar mısınız?

Bazen taşıması çok zor bir yük, bazense her şeyi kolaylaştıran büyük bir güç. Nerede doğduğuna, nerede durduğuna, nereye baktığına göre değişiyor. Kiminin hikayesini yoluna çıkan insanlar yeniden yazıyor, kiminin de doğuştan ait olduğu insanlar. Ve kimi de her durumda inatla yeniden, yeniden, yeniden kendisi yazıyor hikayesini. Daha cesaretli olmamız gerekiyor bana göre. Her çocuğu bir anne yetiştiriyor. İşte bu, dünyayı değiştirecek tek şey. Anneler ve yetiştirecekleri çocuklar…

7-Size göre şifa nedir?

Şifa; herkesin içinde olan, içinde taşıdığı şeydir. Bence şifa sevgidedir. Sevgi her şeyi şifalandırmaya yeter. Mesela; yaptığım işi seviyorum, gerçekten çok inanarak tutkuyla yapıyorum ve sahnede şifalanıyorum. Anne olmayı seviyorum, kızıma sarılarak şifalanıyorum. Eşimi seviyorum, elini tutarak şifalanıyorum. Gibi, gibi, gibi…ez cümle; bu hayatta besleyebildiğin ve beslenebildiğin kadarsın. Hepsi bu. Belki bu bir müzik, bir ağaç, bir fotoğraf belki de bir kitap…

8-Hayatın dalgalı dönemlerini nasıl atlarsınız?

İçime kapanırım. Kapanır, kapanır sonra kendime ‘aaaaaa tamam artık’ der ve yoluma devam ederim😊

Beni en çok hakikatsizlik, samimiyetsizlik yaralıyor. Ben o yarayı, yaraları taşımamaya çalışıyorum. Kendime yük yapmak istemiyorum yaralarımı. Bir gün mutlaka geçecek biliyorum, bunu hatırlatıyorum kendime.

Ama en etkili olan şey; sahneye çıkıyor olmam. Öyle etkili ki hayatımda. Her ne yaşarsam, yaşayayım haftanın o iki günü sahnede olmak efsunluyor beni, orası tüm duygularımı değiştiriyor, tüm yaraları sarıyor, tüm sıfatlarımı siliyor. Her şeyden, her ağırlıktan arındırıyor beni, hafifletiyor. Yani; ben sahnede ne kadar hakiki olursam, o kadar azalıyor dalgalarım. İçim sakinleşiyor, dinginleşiyorum.

9-Zaman sizin için ne ifade ediyor?

Ben daha çok zamandan sonra ne olduğuyla ilgileniyorum. Bir anlamda; zamansızlıkla. Zaman, bana yaşlılığı hatırlatıyor. Büyümeyi, Tecrübe etmeyi. Bazı günler kendimi yaşlanmış hissediyorum, bazı günler gençleşmiş 😊 o yüzden an’da kalmaya çalışıyorum.

Aslında geçmişini iyi bilmekle zamanda yol alabilirsin. Tıpkı; doğaçlama yapar gibi. Doğaçlama yaparken önünü görmezsin, sadece nerden geldiğini bilerek oynarsın. O yüzden nereden geldiğini iyi bilmen lazım ki, güzel bir son yazabilesin.

Zaman bir anlamda hayat demek benim için; onu bazen anlamak, bazense idrak etmek. Ve en önemlisi, ikisi arasındaki farkı öğrenebilmek. Çünkü, idrak edemiyorsan durumu, kabul de gelmiyor.

10- Size göre hayatın ilhamı nedir? Size bu ilhamı hatırlatan bir sloganınız var mıdır?

Korkma!

İşte bu kelime ilham veriyor bana, hayatın en anı için.

Hep denedin, hep yenildin. Yine dene, yine yenil. Daha iyi yenil..

Sevgiyle😊

Sahneye de beklerim…

 

#KadınBaşına Zeynep Özyurt” için bir yorum

tiglierhan için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s