#KadınBaşına Arbil Çelen Yuca

12.JPG

#KadınBaşına söyleşinde bugünün misafiri bir hikâye anlatıcısı. Arbil Çelen Yuca.  O anlatan bir sözcü, hatırlatan bir aracı… O bir orman, o orman içinde bir ağaç, o ağacın dalında bir kelebek. Uçuşan renkli etekleri, cebinde kelimeleri, dilinde bir sürü hikayeleri var. Yolda olmayı öğreniyor, öğrendiklerini paylaşıyor ve paylaştıkça çoğalıyor…Hediyeli bir insan olmanın her yönünü kullanıyor; yazıyor, anlatıyor, çiziyor, şarkı söylüyor, dans ediyor. Hayatı kocaman bir sahne, sahneledikçe büyüyor, sahneledikçe devleşiyor, sahneledikçe kendini yeniden ve yeniden ve yeniden buluyor. Müthiş bir enerjisi, samimi bir neşesi ve konuştukça konuşmasını dileyeceğiniz bir dili var😊 Sanki bir masalın içinden çıkmış, sanki dünyaya konmuş, sanki o bir kuşmuş. Bir Anka kuşuymuş…

Masallar ancak anlatılınca var olurlar!

Bir varmış, bir yokmuş…

Belki hep varmış, belki hiç yokmuş…

Suretler kaybolmuş, geriye sadece sözler kalmış…

 

1-Arbil Çelen Yuca kimdir? Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Arbil yolda olan biri. Ben de kendimi günbegün biraz daha tanıyorum. Ama içimde böyle iyi bir his oluştuğu zaman kendimle buluştuğum zamanlar. Eğer mutsuzsam kuvvetle muhtemel kendimden ve hayattan uzaklaşmışımdır. Bu ara genelde mutluyum😊              Birisi olma derdinde de değilim açıkçası. Bir çeşit sözcüyüm, hatırlatıcıyım ve hep öyleydim. Geçmişte bu zaman zaman biraz arıza gibi nitelendirilmeme sebep olsa da, yaş kemale eriyor ve kırkından sonra insana da bir bilgelik hali geliyor. Hatırlatıcı olma halini; bir seçilmişlik gibi yaşamıyorum, kimse de hiçbir şeyi öyle yaşamamalı bence. Bilgi, paylaşmak içindir; görgü de öyle bilgelikte. Zaten paylaşamıyorsan yeterince bilge değilsin. Yoldayım bunu öğreniyorum, bunu öğrenen biriyim. Öğrendiklerini paylaşmayı seven, paylaştıkça çoğaldığını gören, tastiğini gani gani geri dönüşlerle alan biriyim.

2-Nasıl bir çocuktunuz?

Gizemli şeylerle ilgili, çok heyecanlı, yerinde duramayan ve bayağı afacan bir çocuktum. Ben Adana’ lıyım. Babam “delikanlı” derdi bana😊 Mütemadiyen bir icatlar çıkarırdım. Hatta Sıtkı Silah bir roman yazmış, romanda karakterlerinden biri de benim. Çocukluğumuzu yazmıştı orada. Mersin’ de yazlıkta büyüdük biz. Yazlıkçı çocukları vardır bizim orada. Ya yazlıkçı ya yaylacısındır. Yazlıkta herkesi organize eder, çete gibi dağlara tırmanırdım, yalınayak. Bu yüzden bir lakabımda ‘keçi’. Yıllar içinde katıra döndü. Kimisinin babası ‘ceylan kızım’ diye sever, benimki ‘katır kızım’ diye seviyordu. İşte öyle bir çocuktum, hala öyle bir kadınım.

3-Hikâye anlatıcısı olma yolculuğunuz nasıl başladı?

Bizim dilimiz çok özel bir dil. Bu topraklarda kullanılan dil çok güçlü. Neruda der ki; sürmüşler Neruda’yı. Nereye sürebilirler ki Neruda’yı? “Dilim” diyor “benim anavatanımdır”. Bu yüzden masal anlatıcısı yerine, ben hikâye anlatıcısı olmasını tercih ederim. Ben hikâye anlatıcısıyım, ben anlatıcıyım, hatırlatıcıyım. Masalla yolumda hayal edebildiğim gün birleşmiştir. Meseldir aslında.

Ben soru soran ve sorgulayan bir çocuktum, okumayı yazmayı vaktinden önce öğrendim. Annem yazar. Aslında derler ki; “söz uçar yazı kalır”. Anlatmakta şöyle bir tılsım var; söz uçurur da, eğer doğru bir şekilde kullanılıyorsa. Ve ne olursa olsun o sözü önce zihinden dile düşürmeniz gerekiyor ki sonra bu kaleme düşsün. O yüzden anlatabiliyor olmak çok önemli. Ben hikâye anlatıcısıyım ama aynı zamanda herkesin anlatmasına teşvik eden bir alan tutucuyum. Bu yolculuk; derler ya çok küçüktüm, öyledir, ama şu anda yaptığım gibi bire bir tabiri caizse profesyonel anlamda yapabilmem Yeşim Cimcöz’ün yönlendirmesiyle başladı. Yeşim Cimcöz, Judith Liberman’ın açık anlatılarında anlatabilmem için yönlendirdi beni. Orada anlatırken kendi dilimi, alan tutuşumu keşfettim. Aslında benden önce birileri keşfetti, bana anlatı için teklifler geldi onları değerlendirdim. Ve altı yıldır anlatmaktayım.

4- Hikâye anlatıcısı olmadan önce ne yapıyordunuz?

Müzik, tiyatro, yazıyordum, çiziyordum. Şarkı söylüyordum. Aslında hediyeli birisi olmanın her türlü yönünü kullanıyordum.

5- Yaptığınız işte sizin için tatmin noktası nedir?

Eşimin bana bu sene Mardin’ e gitmeden önce en yoğun sorduğu soruydu bu. Motivasyonun ne? Ben hiçbir şeyi motivasyonum ne diye sorgulayarak yapmadım hayatımda. Mimarlık okudum. 19 yaşından beri sahnedeyim. Levent Kırca ve Oya Başar’la başladım. Sahne de olmayı seviyordum. İçim evet diyordu. Çok büyük hatalar yapmadım hayatın içinde. Hatalarım hep doğru hatalardı ki, beni bana getirdi. Ben doğru hatalar ve yanlış hatalara inanıyorum. Yanlış hatalar bizi bizden uzaklaştırır, doğru hatalarsa erteleme içinde yaşadığınız şeylerdir. Hayat sadece sizin değildir. Dolayısıyla ben o hatayı yaparken benimle birlikte o alanı paylaşan kişide bir şey deneyimliyor, hatta onun etrafındakilerde. Bu çok enteresan bir bağ hali. Bağımlı değilim ama çok bağlı olduğum insan var, bu sebeple beni bu noktaya getiren motivasyonu hiç aramadım. Daha önce de söyledim ya; içim huzurluysa ben benim ve şimdi’ de olmaya hizmet ediyorum. Yani şu an da anlatıyorum. Yazıyorum ama anlatmak için yazmıyorum. Yazıyorum, bir sürü yazıyorum o yazdıklarımın arasından bazıları anlatmak için oluyor. Hemen o kişiyle iletişim kuruyorum. Diyorum ki ben bu masalı anlatmak için yazıyorum izniniz var mı? Şimdiye kadar hiç hayır diyen olmadı. Herkes bundan çok hoşlanıyor. Aslında anlatırken hiçbir masal, hiçbir hikâye sadece bir kişiye ait olmaz. Dolayısıyla ben sadece aracıyım.

Eşim benimle Mardin’e geldikten sonra, bunu benimle deneyimleyince bir daha hiç sorgulamadı. Çünkü bazı şeyler söze dökülemiyor his ve duygulardan oluşuyor. Bana “şimdi anladım” dedi sadece…

6-Size göre şifa nedir? Şifalanmak nedir?

99’ dan beri Reiki master’ıyım. Çok uzun yıllar pek çok çalışmaya katıldım. Translara girdim, şamanik birtakım ritüellerin içinde oldum. Aslında insan hep kendini arar. Şifacı denen kişide, kendini aradığı için bir şifa haliyle buluşmuştur. Ve bunun sadece kendisine ait olmadığını o kadar kuvvetle hisseder ve bilir ki ona sunulmuş olanı o da pay eder. Şifa öyle bir şeydir ki; pay ettiğiniz de azalmaz, yayılır, çoğalır. Zaten bu dünyadan aldığını dünya ile paylaşma halidir. Ben şu an da dil ile kullanıyorum şifayı. Daha önce Reiki yaptığım dönemde topraklanmayı beceremedim. Çünkü Uzakdoğu egosu vardı. Çok acımasız olabiliyor insan kendisine. O kadar çok verme hali ki; o aslında bir güç bir kudret. Şifa verebilen kişi, şifanın içinde olduğunu hisseden ve şifayı pay edebilecek kişi o gücün hipnotize edici gücüyle sadece verme halinde olup, kendisinin dışına çıkabiliyor. Ben bunu deneyimledim.  Orada ne yapıyorumu bıraktım. 3 ay kimseyle şifa çalışması yapmadım. Kendime odaklanacağım dedim. Sonra 3 ayı, 8 ay yaptım o arada eşim çıktı karşıma evlendim bebeğim oldu. Eşimle birlikte bir yola oradan başka yola, oradan başka bir yola, başka bir yola girerken o yollar beni buraya getirdi. Şu an da şifa yolunda mıyım? Evet! Ben mi şifacıyım? An ve an değişir. Çünkü bana hikâye getiren kişi ( ben kişiye özel masal yazıyorum) ben şifalanayım diye, bana kendime sormayı bilmediğim bir soruyu getiriyor. Bir meseli açmam için bana alan tutuyor. O yüzden kimin kimi şifaladığı tartışılır.

7-“Bu ülkede kadın olmak…” cümlesini nasıl tamamlarsınız?

“Kurtlarla Koşan Kadınlar” kitabını ben ilk defa 2006’da okudum. Sonrasında bir ayrılık yaşadım ve kitap bana lanetli gibi geldi. Ve kitabı yakar gibi birisine verdim. O kadar güç ile ilgili öyle altı çizilesi benim kabul etmem, sorumluluğunu almam gereken şeyler vardı ki, benim de bunları yapasım yoktu. Ben sadece acımı çekmek, yasımı tutmak istiyordum. Aslında bundan başka bir şeyde söylemiyormuş kitap ama o zamanki kafa, kabuğu kalkmış yara bunu anlamama engel olmuş. Sonra kitap yeniden geldi bana 2014’te. Sevgili yol arkadaşım, nefes terapisti Duygu Keçecioğlu doğum günümde hediye etti. Lanet gibi😊 ben yolladım o bana geri geldi. Neyse yeniden başladım okumaya. Tabi açıkmışım kitaba, ilk aşkınla yeniden karşılamak gibi bir şey benim için. Okuyorum ama anlatmıyorum kitabı. İki sene önce Nazlı “Kurtlarla Koşan Kadınlar” okuması yaparken sen de anlatı yapar mısın? diye davet etti beni. Yapar mıyım? yapmaz mıyım? Derken en son anlatılacak şeyi anlatmaya kalktım. “Kelebek Kadın” çünkü Kelebek Kadın bir anlatı değildir, orada bire bir anlatı yoktur, orada bir mit kahraman vardır. Ben onu hikâyeye dönüştürdüm.

Şuna karşıyım; kadın ve erkek ayırdığımız sürece bu işin içinden çıkamayacağız. Ben insan ceddinin kadının kadın olarak, erkeğin erkek olarak eşitlik zaten söz konusu olamaz, birbirini dengelemek söz konusudur. Doğa mevsimleri bu yüzden yaratmıştır. Biz kendi iç mevsimlerimizi paylaşabileceğimiz doğru insanlarla alan paylaşmak için buradayız. Ve tekâmül yolundayız. Bu tekâmülen geçiş hallerinde birini kadın, birini erkek diye nitelendirmek onun erilliğine ve dişiliğine haksızlık. Dönem dönem erili önde olur, dönem dönem dişili önde olur. Bu dünya haliyle kadın kadındır, bu dünya haliyle erkek erkektir.

Biz bu kadar eril ve dişilikten bahsederken ‘kız kardeşlik’ deyince ne oluyor? Bir şeyi yaftalıyoruz. Yani çok anlamlı bir şeyi ona isim koyarak bir kapsam içine alıyoruz. Çok değerli buluşmalar oluyor davetini aldığım ama ben dahil olmuyorum. Kurtlarla Koşan’ı tenzih ederek söylüyorum. Kurtlarla Koşan demiyorum ben artık. Çünkü bizler av ve avcı olma halinden geçtik.  Bir sürü yerde çözülüyoruz. Ben kurtlarla dans edebilenleri davet ediyorum o anlatıları yaparken kadınlar ve cesur erkekleri. Çünkü erkekler bakınca savaşırken güçlüler ama kendilerini ifade edebilme hali büyük cesaret istiyor onlar için toplumda.

Dolayısıyla kız kardeşlik kavramı değil kardeşlik kavramı olsun. Biz artık şu cinsiyetler arasından geçelim. Bu kadar sınırların birbirini ayırdığı insanlığın içine bir sınırda biz koymayalım.

8-Doğum gününüzün sabahında ne hissedersiniz? Zaman sizin için ne ifade ediyor?

Ben doğum günümü 30 gün 30 gece kutluyorum😊 10 gün önce haber vermeye başlıyorum millete, doğum günüm geliyora, geliyora, geliyora😊…Ve hayatımda oldukları için hediyeler hazırlarım etrafımdakilere ve kendime. Oğlumda bana çekmiş. Eşimi de 10 sene sonra kendime benzettim.

Kimsenin hayatı kutlamak için hiçbir vesileyi kaçırmaması lazım. Ne zaman ne olacağını, kimden kaç soluk alıp verişte ayrılacağımızı bilmiyoruz. Bu dünya haliyle bilmiyoruz en azından. Bence neşeyi her hâlükârda deneyimlemek için geldik dünyaya.

Ve ben şimdi için yaşıyorum. Geçmişte gelecekte şimdiye hizmet eder.

9- Hayatın dalgalı dönemlerini nasıl atlatırsın?

Bu konuda çok şanslıyım. Niye? Yazarım. Yazamıyorsam çizerim. Çizemiyorsam şarkı söylerim. Şarkı söyleyemiyorsam dans ederim. İllaki o sırada içimdeki o dalganın neden orada olduğunu, o dalgalanış halini, o seyir halini ifade edip oraya gelişimi ve oradan çıkışımı çözebileceğim bir şey vardır. Benimki herkes için bir yöntem olmayabilir ama biliyorum ki herkes kendisininkini kendi el yordamıyla, iz düşümüyle bulur. Yani o dalgalanış zaten üretmek içindir. Çok çok çok karanlık, çok çok  çok çıkmaza girdiğim dönemlerin sonunda en özel desenler, en özel cümleler çıkmıştır. Bazen inanamam bu cümle benden mi çıkmıştır. Çünkü unutmuşumdur. Ben kolektiften besleniyorum, bunda kabuldeyim şükür. O yüzden zamana dair değil benim yazdığım ya da çizdiğim şeyler. Gayb denilen şey; aslında kolektif zihindir ve o da sadece şimdide çözülür. Şimdiden başka hiçbir anda hükmedemeyiz ona.

10-Hayatınızın ilhamı nedir? Ve size bu ilhamı hatırlatan bir sloganınız var mıdır?

Her an değişir. Ben mesela ‘ben buyum’ diyen insan için çok üzülürüm. Her şey değişir.

“Işığı hatırlamayan kozadan çıkamaz.”

Ve “sır yok, yol var” derim.

Çünkü gizem sadece bir çeşit meseldir. Bilmen gereken hiçbir şey senin dışında kalamaz. O yüzden de kozadan çıkmaya dair ki, hepimiz defalarca çıkıyoruz bence. Hiç kimse sadece bir defa kelebek olmuyor. Her defasında renklerimiz değişir. Evet kadife, tüysü, pudralı kanatlarımız var. Bir o kadar uçucu, bir o kadar zayıfız. Ama eğer ışığı hatırlamasaydık bir zamanlar gördüğümüz ışığı, o en karanlık halden çıkamazdık.

Kozaya giren kelebekten hiçbir farkımız yok bizim…

 

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s