#kadınbaşına Handan Yiğit

unnamedDans et! Dünyayla dans et, müzikle dans et, aşkla dans et, kanserle dans et…

#kadınbaşına hikayelerinin yeni konuğu hem bir pilates hocası, hem bir zumba eğitmeni, hem de bir yazar. Handan Yiğit. Hayatını umuda inanarak besleyen bir kadın o. Dünyada; talan edilen her varlığın, enkaz edilmiş her yerin, çaresiz her bedenin çığlığını yüreğinde duymuş hep. O çığlıkları duyamayanlara ses, duyuramayanlara ulak olmuş.

Ve İnanmış, herkesin güzel bir rüya görmeye hakkı vardır. Sadece şefkatle üstlerini örtmek gerekir.

*‘Roma’da “Biz” Olsak’ kitabının geliri yazarı tarafından Kanserle Dans Derneği’ne bağışlanmıştır.

Okuduğunuzda siz de “Umut” diyeceksiniz. “Dört harfe sığan ne büyük kelime”

Bu umudun bir parçası olmak için hadi sen de bir kitap al! Her kitap başka bir hayatın kapısını çalacak ve her kitap başka bir yaranın yara bandı olacak…

1-Handan Kim?

16.11.1984 doğumlu, Kasım ayına aşık bir kadın…Kasım ayını hep heyecanla beklerim ben, o ay hep özel şeyler yapmaya çalışırım ve hep güzel bir şeyle karşılaşırım. Bu benim hayat totemim. İste, inan ve olsun…Zonguldak Meslek Yüksek Okulu Muhasebe bölümünden mezunum. Bitirdiğim bölümü hiç sevmediğimi özellikle belirtmek istiyorum😊 Onun haricinde; dışardan biraz soğuk hatta mesafeli görünen, aslında iç dünyasında çok eğlenceli, yerinde duramayan, sürekli gözlemleyen, her şeye merhamet duyabilen, içindeki çocuğu hiç büyütmemiş, hayatın deli tarafını çok seven, yaşamı her gün yeniden keşfetmeye çalışan bir öğrenciyim. Öğrenci olmayı seviyorum, çünkü; hayat bana hep yeni şeyler öğretmeye devam ediyor. Öğrettiği şeyleri bazen seviyorum, bazen nefret ediyorum, bazen hata yapıyorum, bazen muhteşem şeylerle karşılaşıyorum ama hayata zaten deneyimlemek için geldiğimi hiç unutmuyorum. Umut hep içimde, onu hiç kaybetmiyorum.

2-Nasıl bir çocuktu?

Aslında biraz çekingen bir çocuktum özellikle okul yıllarında. Zaman içinde attım onu üzerimden ama ortaokulu bitirinceye kadar devam etti. Belki, biraz duygusal oluşum, beni içe dönük yapmıştı. Açıkçası; sebebini ben de hiç bilmiyorum. Bunun dışında; çocukluk deyince ilk aklıma sokak geliyor. Sokak ve arkadaşlarla akşama kadar kan ter içinde oynadığımız oyunlar. Hep ‘biraz sonra geliyorum anne’ çığlıkları ve hep o ‘biraz sonranın’, henüz sonrasına gelmemiş zamanları…Müthiş bir çocukluk geçirdim. Çok mutlu bir ailede, çok sevilerek büyüdüm, büyüdük kardeşim ve ben. Babama çocukken hayrandım, hala da öyleyim. Bayılırım onunla bir şeyleri beraber yapmaya. Ayrıca aileme çok düşkünüm, onlardan güç alırım, bu sevgiden beslenirim. İnsanın çocukluk zemini sağlamsa, oradan güç alan ve o zemine güvenen bir yetişkin oluyor büyüdüğünde. Çünkü; nasıl bir ailede büyüdüğün ve nasıl bir çocuk olduğun hayatına yansımaya hep devam ediyor.

3- Ya kariyer planın?

Ah! Ah kariyer planım benim içimde bir uhde olarak kaldı maalesef. Şu an bile anlatırken azıcık sızı yapıyor. Belki yaşlandığımda bile, bunun için bir ah! diyeceğim.:) Lise döneminde inanılmaz istediğim bir meslek vardı. Polis akademisine girip komiser olmak. Ama sağlık ile ilgili bir problem olunca (vitiligo) akademiye giremedim, komiser olma hayalime de veda ettim böylece. Bu vedanın bende yarattığı üzüntüyü hala dün gibi hatırlıyorum. Neyse; dediğim gibi ben Muhasebe bölümü mezunuyum, haliyle okul bitince de muhasebe üzerine çalışmaya başladım. Ama hiç sevmiyorum, öyle böyle değil, mutsuzum yaptığım işte. Öyle oturarak iş yapmak benim gibi, durduğu yerde duramayan bir insan için büyük çile. (Bu şekilde, içimden gelmeye gelmeye 5 yıl çalıştım.:) ) Bu arada muhasebede çalışıyorum ama kendime bir iyilik yapıp çok keyif aldığım hip-hop dans içinde akademiye gidiyorum. Hayatımın o kısmı müthiş keyifli. Baktım çok içimden gelerek ve çok zevk alarak yapıyorum dansı, kafaya koydum dans ile ilgili bir şeyler yapacağım bundan sonra. O esnada da, bir arkadaşım bana ‘gel beraber pilatese’ gidelim diyor. Pilastes de o dönem öyle popüler falan değil. Giderim gitmem derken ben, arkadaşımla pilates derslerine başladım. Derslere başladığımın ilk ayında pilates ve bedenim bir bütün oldu, kendimle bütünleştim resmen. Vücut yapımın buna çok uygun olması ve benim bu spora olan aşkımın da etkisiyle 2 yıl boyunca pilates öğrencisi olmaya devam ettim. Derslere devam ederken de dedim ki, madem ben bu spora aşığım o zaman ben bunun eğitmeni olmalıyım. Bu kararla hayatımın yönünü de tamamen değiştirmiş oldum. İnsanların hayatında bir dönüm noktası vardır ya, işte benim pilates hocam da benim ilk dönüm noktamdı. Kendisine hep teşekkür edeceğim…

4-Yani hayat sana bambaşka bir sürpriz yapmıştı?

Aynen öyle. Komiser olayım, yok olamadım. Muhasebe okudum, onu yapayım derken, Pilates’le tanışıp ona tutulup pilates hocası oldum. Hiç plansız ve çok şahane. Pilates’te şöyle geldi hayatıma; yaklaşık 6 yıl önce bir gün Emine Hocama eğitmen olmak istediğimi söyledim, inanılmaz destek gördüm kendisinden. Sonra araştırdık eğitimlere başladım, bitirdim eğitimi, aldım belgemi. Ama bir yandan hala pilates öğrencisi olmaya devam ediyorum. Kendimi bu konuda geliştirmeyi hiç bırakmıyorum. Öte yandan da hala muhasebe de çalışıyorum. Dedim bu böyle olmayacak ben bir yerden pilates hocalığına başlamalı ve muhasebe işinden kurtulmalıyım😊 derken; Küçükçekmece’de bir spor salonunda cüzi bir ücrete anlaşarak hocalığa başlayıp, çok daha iyi kazandığım işimden de hiç tereddüt etmeden istifa ettim. Aşkla yaptığım işimle, işte böyle buluştum…Ve o yaz hayalim olan İtalya’ya ‘o az kazandığım parayla’ tatile bile gittim. Eğer; bir yol ayrımındaysanız mutlaka içinizdeki sesi dinleyin, gerisini hayat zaten halledecektir.

Sonrasında 2015 yılında Zumba geldi hayatıma. İyi ki geldi, hoş geldi. Dans, müzik, eğlence ve sporun muhteşem buluşması. Zumbayla da; salonda kendi dersim olmayan saatlerde, hocalarımın Zumba derslerine girerek tanıştım. Dans etmeyi zaten çok seviyorum. O yüzden onunla kaynaşmamız hiç uzun sürmedi. Onun da, bir süre sonra eğitimini bitirip, belgemi aldım. İkisinin hocalığını bir arada yaptığım zamanlar oldu. Ama benim önceliğim pilates. Ona devam ediyorum. Zumba da hep hayatımda. Bütün Zumbathon etkinliklerine katılmaya çalışıyorum, içinde sosyal sorumluluk projeleri olan tüm Zumbathon etkinliklerine aktif olarak destek veriyorum. Umuyorum ülkemizde, sosyal sorumluluk için yapılan Zumbathon etkinlikleri artacak ve birçok insana, birçok hayata dokunmaya devam edeceğiz.

Tabi bir de yazarlık var. Bunların beraberinde hayatın, bana başka bir sürprizi de kitap yazmak oldu. Gözlerimi kapattığımda içimi titretti, önce hayalime, sonra hayatıma geldi ‘Roma’da “Biz” Olsak’ masalım…

5-Ve ‘Roma’da “Biz” Olsak’ kitabı…Nedir hikayesi?

Kendimi konuşarak değil de, yazarak daha iyi anlattığımı fark ettiğim günden beri hep karalıyordum bir şeyler. Bazen yazıp saklıyor, bazen içimi boşaltıp atıyordum. Ama hep yazmaya devam ediyordum. Bu birkaç satır şiir de olabiliyordu, birkaç sayfa öykü de. Yazarak resetliyordum kendimi. Yaşadığım bir hüznü yazarak terapi olabiliyor, aynı şekilde mutlu olduğum anları yazıp onlardan beslene biliyordum.

Ve bir de hep okuyorum tabi. Çok okuyorum. Kitaplarım benim çok iyi arkadaşlarım ve bu arkadaşlarımı😊 bir gün çocuğuma bırakmayı hayal ediyorum. Böyle, bol bol okuyup, bol bol yazarken bir gün kendi kitabımı yazmayı istedim. Bunu hayal ettim. Kitaplığıma, kendi kitabımı önce hayalimde koydum. Sonra hayat bana anlattı, ben yazdım…o fısıldadı, ben adım attım…gayret et dedi, ben hiç vazgeçmedim. Kitabımın hikayesi, bana kendiliğinden geldi.

Hikayenin ilk parçası İtalya’ya tatile gittiğimde oluşmuştu kafamda. O ülkenin üzerine aşk iksiri serpmişler bence. Oraya gidip, oraya aşık olmadan dönemezsiniz. Orada geçirdiğim süre, bana bir kitap yazdırdı başka ne diyeyim😊

Neyse; evet ben bir kitap yazmayı istiyorum ama içinde farkındalık olan bir şey yapmak istiyorum. Umut olsun istiyorum bu kitap okuyanlarına. Gerçeklikten beslensin ki ışık olabilsin diyorum hayata. Kafamda evirip çevirdiğim bir şeyler var ama tam oturtamıyorum, bu yüzden de başlamıyorum yazmaya. Meğerse; kitap son kahramanlarıyla buluşmamı bekliyormuş. Tüm parçalar tamamlandığında, gerçek hayatlar, gerçek kadınlar ve aşkın harmanlandığı bir masal çıktı ortaya. 5 ay içerisinde yazdım kitabımı. Bu süre boyunca, Eylül’le güçlü oldum, onun aşkıyla savruldum. Ezgi’yle engelleri aştım, başarılarımı kutladım. Deniz’le kanseri yendim, hayata yeniden başladım. Kitabın içinde, kahramanlarının arasında kayboldum.

Kısaca bahsedeyim bu buluşmadan da…

Ezgi; Engelliler haftasında, engellilerle beraber yapacağımız Zumbathon etkinliğinde karşılaştığım, (ki hayatımın sonuna kadar hiç unutamayacağım kadar çok çok çok duygulandığım şahane bir organizasyondu bu. Hatırladığımda hala kalbim çarpar) beraber sahne aldığım o müthiş kadının hikayesi. Onun hikayesi beni öyle savurdu, öyle ağlattı, öyle alkışlattı ki, hayata bunu duyurmak bana bir hediye oldu.

Deniz; Küçük yaşta yakalandığı kanser hastalığıyla mücadele eden kuzenimin hikayesi. Yaşadıkları, yaşadıklarımız…Biliyorum ki; onun savaşı karşısında tüm kelimelerim kifayetsiz kalacak. Ama ben hepsinin sesi olmak istedim. Unutmayalım, onlar hayata karşı çok büyük mücadele ediyorlar. Diliyorum ki; onun hayatı tüm kanserle mücadele eden insanlar için umut olsun.

Ve eylül;

Artık

Uzakta geceleri yıldız ağlayan bir kadınım

Avuçlarında menekşe büyüten bir kadınım

Yüreğinde kırk kilit olan bir kadınım

Ben Eylül

Mevsim sonbahar

Seni bekliyorum

Gel Roma’da “biz” olalım…

Masalımın üç kadın kahramanı hepimize sesleniyor ‘sakın vazgeçme’ …

Velhasıl; demiştim ya kitabın bir amacı olsun istiyordum. Onu da yazmayı bitirdiğimde karar verdim. Tüm yazara ait gelirini Kanserle Dans Derneği’ne birilerine umut olması için bağışladım. Artık biliyorum ki; her kitap bir başka hayatın kapısını çalacak.

Kitap çıkalı bir yıl oldu. O, kitapçılarda kendi yolculuğuna devam ediyor, ben de hayalim için çalışmaya.

Bu umuda destek olan herkese ayrı ayrı tüm kalbimle teşekkürler, teşekkürler, teşekkürler…

6-Sence şifa ne demek?

Bir şeyin bana iyi gelmesi demektir. Ben enerjini alabildiğim ve keşfedebildiğim her şeye şifa diyebilirim. Bence farkına varmaktır şifa, kendini anlamaktır. Herkes başka bir şey söylese de, aslında en büyük şifa insanın içindedir. Oraya bakmak, dinlemek ve fark etmek gerekir.

Bir de benim maneviyat yönümde çok güçlü. İnanmaktan büyük güç alırım. Dua etmek bana çok iyi gelir. Hissiyatım çok yüksek. Bir şekilde her şeyi henüz olmadan hissederim. Hatta bazen önce rüyamda, sonra hayatımda yaşarım bazı şeyleri. Tüm bunlar beni inanılmaz besler, haz verir ve güçlendirir.

Tabi yazmakta, okumakta, müzikte, dansta benim için muazzam terapilerdir. Ve bence herkesin yapmayı çok sevdiği bir şey vardır. İşte o şey, insanın terapisidir. Bunun peşinden gitmelidir.

7-En çok heyecan hissettiğin hayalin ne?

Henüz ‘Roma’da “Biz” Olsak’ kitabını yazarken hayal ettiğim, hissettiğim, gördüğüm şey, önce kitabımın çıkması, sonra sinema filmi olması ve İtalyancaya çevrilip İtalya’da yayınlanması. Evet kitabım çıktı, şimdi de kitabımın sinema filmi afişini hayal ediyorum. Bununla ilgili de çalışmalarımı yaptım, güzel haberler bekliyorum. Hayalimi kurdum, baş ucuma koydum😊

8-Doğum günü sabahında ne hissedersin?

Kasım ayına aşık bir kadınım ben. Hayatımdaki her güzel şey mutlaka bu ayda olmuştur. Büyülüdür benim için. O yüzden, uyandığımda yenilenmiş hissederim kendimi. Yeni bir kıyafet giyerim. Kendimi mutlu hissedeceğim planlar yaparım. O güne çok özen gösteririm, çünkü; benim için yeni bir başlangıçtır. Gelecek tüm güzellikler için hayatımda yer açmaktır.

Ayrıca babamda 15 Kasım doğumludur. Biz elimizden geldiğince beraber kutlamaya çalışırız doğum günlerimizi. Hep çok mutlu anılar biriktirdim doğum günlerimde, bundan sonra da aynı huzurla geçmesini diliyorum.

9-Hayatın dalgalı dönemlerini nasıl atlatırsın?

Hepimizin zaman zaman dalgalanıp savrulduğu dönemler mutlaka oluyor tabi. Ben inançla atlatıyorum. Çok dua ediyorum, dua etmek bana sabır veriyor. Tabi yaşadığım her neyse bunun acısını mutlaka içimde dibine kadar yaşayıp tüketiyorum. Bence bu çok önemli. Önce kabullenmek. Sonra bunun bana hissettirdiği duyguyu sonuna kadar yaşamaya müsaade etmek ve bazen de paylaşmak. Bir de yazmak, yazmak, yazmak…

10-Hayatının sloganı ne?

Hayal et! İnan! Ve sakın Vazgeçme!

Sevgiyle kalın, umutla kalın😊…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s