#kadınbaşına Gülen Sezmiş

JCuQBp_K

Hayat Sana Sesleniyor!

Herkesin mucizesi kendi ışığının içinde saklı…

#Kadınbaşına hikayelerinin yeni konuğu bir Zumba eğitmeni. Gülen Sezmiş. Fotoğrafına baktığınızda siz de fark edeceksiniz, ismi kendisine ne kadar yakışmış. Hayatı, kendi ışığıyla besleyen bir kadın o. Açılmayan kapıların ardında ağlamak yerine, gülümseyerek yeni bir kapının ziline basmış. Bazen akışına bırakmış, bazen akışa karışmış ama hep inanmış, hayat en güzelini verecek bana!. Kendi penceresinden anlatacak bize, hayatla beraber adım atmayı öğrenmek ne demek? Aynadaki buğuyu silerek kendine teşekkür edebilmek ne demek?

Size ait olmadığını düşündüğünüz hayatlarda kaybolmayın, yeni bir hayatın ardına düşün!

1-Gülen kim?

En basit cümleyle; karşında gördüğün kadarım aslında.  Doğal halinin dışına çok zor çıkabilen, hissettiği gibi yaşayıp, düşündüğü gibi konuşan, duygularını saklamayan, hatta bundan zaman zaman zarar bile görse olduğu halini çok seven bir kadınım. Düz olmak, doğal kalmak bana kendimi iyi hissettiriyor. Bunun dışında 1985’te İstanbul’ da doğdum. Yengeç burcuyum. Çok büyük bir aşkla evlenmiş bir anne babanın tek çocuğuyum. Annem ve babam müthiş bir aşkla evlensede, evliliklerini o aşkla yürütemedikleri için, çok da güllük gülistanlık bir ailede büyüyemedim maalesef. Bana karşı hep çok sevgi dolu, kendi içlerinde hep çok kavgalıydılar. Beni sevgiyle büyüttüklerine inansalarda, o kavgaların bana yansıdığını fark edemediler. Öyle ki; bu durum zamanla bende büyük bir evlilik fobisi bile yarattı. Ama şükür, hayatımda çok güzel bir insan var. Hem evliliğe, hem aşka inanıyorum.😊

2- Nasıl bir çocuktu?

Mutlu, hayalleriyle yaşayan, dans etmeye bayılan, kıpır kıpır, acayip pozitif bir çocuktum. Duygularımın içinde, yaşamayı seviyordum, hala da seviyorum. En çok dans etmeye tutkundum. Okuldaki tüm gösterilere çıkardım. Tatille gittiğimizde animasyon ekibinin yanından ayrılmazdım. Sahne gördüm mü atardım kendimi ortaya. Kendi koreografilerimi yapardım sevdiğim müziklere. Çok coşkulu, çok da girişkendim. Mutluluktan beslenirdim. İlkokul ve ortaokulu Kültür Kolej’inde, liseyi Cihangir Kolej’inde okudum. Kolej’de okudum ama babamın işleri, benim okul hayatım başladığında biraz bozulmuştu, bu sebeple okuldaki arkadaşlarıma ekonomik anlamda pek uyum sağlayamadım. Yani; kendimi hem orada olup, hem oranın dışında hissettim hep. Dersler konusunda da çok parlak bir öğrenci değildim. Sözelim gayet iyiydi, ama matematik ah! O matematik, kendisiyle hiç çok anlaşamadık😊 Neyse; liseden sonra İstanbul Akademi’de 2 yıllık Sinema Televizyon bölümünde okudum. Sonra eğitimime Müjdat Gezen Sanat Merkez’inde konservatuar bölümünde devam ettim. Kısaca; kendime oyuncu olarak bir kariyer planlamıştım. Hayatın benim için çok daha güzel planları olduğunu bilmeden.

3-Hayat seni Zumba ile nasıl tanıştırdı?

Şöyle; konservatuarı bitirdikten sonra bir tiyatro oyununda oynuyordum ben. İyi bir oyundu. Sonra yönetmen beni o oyundan çıkardı, yerime başkasını aldı. Çıkarıldığım için çok üzülmüştüm ben. Birgün arkadaşıma oyundan çıkarılmış olduğum için ne kadar mutsuz olduğumu anlatıyordum. O direk bana, ‘Gülen sen neden Zumba eğitmeni olmuyorsun? diye sordu. Zumbanın ne olduğunu hiç bilmiyorum dedim. Arkadaşım istersem, onun spor salonunda zumba dersleri olduğunu, birkaç derse katılıp, eğer seversem sertifika alıp, salonunda ders verebileceğimi söyledi. Gittim katıldım derse, hayran kaldım. Of! zumbayı ilk yaptığımda tutuldum ona, o kadar harika hissediyordum ki kendimi yaparken. Sonra sertifika aldım, çok çalıştım, geliştirdim kendimi, daha sonra ders vermeye başladım. İşte; şimdi aşkla yaptığım işimle, böyle tanıştım. Kendi kendine geldi hayatıma.

4-Zumbayı kariyer olarak planladın mı?

Hiç! hiç aklımdan geçmezdi. Evet çocukken dans etmeyi çok seviyordum. Her fırsatta kendimi sahneye atıyordum, ama Zumba eğitmeni olup hayatıma böyle yön vereceğimi hiç düşünmemiştim açıkçası. Zumbaya hiçbir kariyer hedefi güderek gitmedim. Tamamen Zumba aşkıyla başladım. İşte, Zumba nerde, ben orda. Bir yerde Masterclass’mı var, koşa koşa oraya gittim, koşa koşa başka yere, başka yere, hep hocalarımın peşindeydim kısaca. Bununla ilgili bir kariyer hedefim yoktu, evet! Ancak; bir şeyi çok sever, çok çabalar ve ona çok vakit ayırırsan, ister istemez o da sonunda seni bir yerlere getiriyor.

5-Zumba eğitmenleri neden bu kadar pozitif. İnsana mutlu bir ruh, mutlu bir beden mi sağlıyor bu sporu yapmak?

Evet Zumba çok pozitif, çok eğlenceli bir spor. Ama tüm zumba yapanlar pozitif oluyor değil de, bence içinde o pozitif kıvılcım olan kişi zumbaya yöneliyor. Yani; bir çekim yasası var aralarında. Tabi ki hepimizin kötü günleri de oluyor, depresif ruh hali de. Ama içinde bir yerlerde olumlu olma kıvılcımı var ki, oraya yöneliyor. Bence müziğin de bir büyüsü var, ama bu müziğin insanın kendi enerjisiyle birleşmesi gerekiyor, mutlu bir ruhu olması için. Ayrıca; sürekli müzik dinleyip, dans ederken ne kadar negatif olabilirsin. Ne kadar depresif kalabilirsin. Zaten depresyona çok iyi geldiği açıklanmış bir spor bu. Çünkü; hocayı ve müziği takip etmeye çalışırken, beynin başka şeye konsantre olamıyor, böylece sıkıntında bir şekilde dersin dışında kalıyor.

Mutlu beden için de; öncelikle sağlık açısından şifalı, çünkü; harika bir kardiyo sporu. Müthiş yağ yakıyor. Haftada iki gün zumba yapıp, beslenmelerine de dikkat ederek oldukça fit kalabilirler.

6-İnsanlar artık hep bir şifa arayışındalar. Sence şifa ne demek?

Herkes bir şeyden beslenir bu hayatta. Mesela ben; tek başıma kaldığım anlardan besleniyorum. Yalnız kalıp üretebildiğim, kendimle baş başa kalabildiğim, elime bir kağıt kalem alıp kafamın içini dökebildiğim anlardan acayip haz alıyorum. Bazen biraz kitap okuyor, bazen bir film seyrediyorum. Bu anın o kadar keyfine varıyorum ki kendime reset atıyorum ve hayata yeniden motivasyon sağlıyorum. Bence ilk şifa; keşfetmek. Kendini keşfetmek. Neye ihtiyaç duyduğunu, neyden beslendiğini öğrenmek.

İkincisi; insanların başarabildiklerini sevdiği kadar, başaramadıklarını da sevmeleri gerekiyor. Öğrettikleri için. Evet! ben kendimi zumba konusunda başarılı hissediyorum. Ama benim de başaramadığım şeyler de var. Örneğin; Survivor… Konservatuarda okuduğum dönemde daha tanılır olmak ve insanların aklında kalmak için Survivor’a katıldım. Şanslıyım seçildim. Ama asla başaramadım, beceremedim, o koşullarda yarışma psikolojisine açıkçası giremedim. Döndüğümde birkaç ay her şey çok heyecanlı, çok keyifliydi. Ama o geçici bir tanınırlık sağlıyor insana. Sonra geçiyor. Oyuncu olmak evet çok istedim ama ben onu başaramadım. Bir sürü kapı çalıyoruz hayatta, kimisi açılıyor, kimisi açılmıyor. Açılmayan kapıların arkasında çok ısrarcı olmak yanlış bence. O kapı açılmıyorsa onda bir gerekçe mutlaka vardır. Oyunculuk kapısı hiçbir zaman bana tam olarak açılmadı, kendimi boşlukta gibi hissederken karşıma zumba çıktı. Kısaca; hayat bana başka bir şey gönderdi, hem de kapılarını ardına kadar açarak. Bundan inanılmaz mutluyum. Tamamlanmış bir doygunluk var artık içimde.  

Şifa için şunu da söyleyebilirim. Mistik konular beni inanılmaz etkiler. Spritüal olan her şeye çok merakım vardır. Fal bile çok severim o derece😊 İnandığımdan değil ama severim. Mesela; benim yıldızıma, benim haritama, benim burcuma özel olarak yapılmış, odamın duvarına astığım şeyler var, aynı şekilde boynumda taşıdığım şeyler var. Bence enerjiden ibaretiz sadece. Biz hangi kimyadaysak hayatımızdaki her şeyde o kimyaya dönüşüyor aslında. Hayatımızda var olan her kişi, her eşya bizim sahip olduğumuz enerjinin bir parçası. Bu yüzden, ben şifanın kendi içimizde olduğuna inanıyorum. 

Aynaya bak! Işık içinde saklı. O ışığı görmemiz ve o ışığı görmeyi seçmemiz gerekiyor sadece.

7-Gerçekleşmesi için heyecan duyduğun hayallerin ne?

Bu sene evleneceğim kısmetse. Anne olma fikri beni müthiş heyecanlandırıyor. Bir insan yetiştirmek, bir insana örnek olmak bana çok özel ve kıymetli geliyor. Onun haricinde mesleğim ile ilgilide hayallerim var. Ürettikçe, çalıştıkça, başardıkça mesleğim beni nereye getirirse o geldiğim yer benim hayalim. Bir de hayvanlar var, onları inanılmaz seviyorum. Bu benim en zayıf noktam diyebilirim. O hayvanlara yardım edebilmek için projeler üretmek istiyorum. Ve başka her şeye faydalı olabilmek için, önce kendime faydalı olmak istiyorum.

8-Doğum gününün sabahında ne hissedersin?

Açıkçası; milyonlarca spermin arasından seçilip hayata geldiğim için ne kadar şanslı olduğumu düşünürüm. Hep çok mutlu uyanır, yeni yaşın getireceği sürprizlerin heyecanını duyar, bunun keyfini çıkarır ve tüm günümü en sevdiğim insanlarla geçiririm.

9-Hayatın dalgalı dönemlerini nasıl atlatırsın?

Aslında hayatımın çok sıkıntılı, çok dalgalı dönemleri olmuyor. Hani bazı insanlara ‘teflon tava gibi’ derler ya, ben onlardanım galiba. Canım bir şeye sıkkınken bir an sonra birden unutmuş oluyorum. Nasıl oluyor bende bilmiyorum. Bence Allah vergisi😊 yani; canım çok az bir süre sıkkın kalıyor. O duyguyu çok yoğun yaşayıp, çok çabuk arkamda bırakıyorum. Depresif ruh halinde hiçbir şekilde kalamıyorum zaten pesimist olmayı da sevmiyorum.

10-Hayatının sloganı ne?

Şükür…Hayatın bana verdiği her şey için şükür. Ben olduğum için, sağlığım için, işim için, aşk için…

Ben neye sahipsem, benim için en güzeli odur, bu yüzden mutlu bir insanım galiba! Hayat insana her şeyin en iyisini verir.:) Mutlulukla kalın!

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s