#kadınbaşına Büşra İlhan

68d56715-e59a-413d-b01f-b8b4b2a58cda.jpeg

Hayat sana sesleniyor!

Çoğumuz gücümüzü tutunmaktan aldığımızı zannederiz, oysa yapmamız gereken tek şey bırakmaktır. Derin bir nefes al ve içine bak. Fark et kendini! Tanrı da değilsin, kurban da…

#Kadınbaşına hikayelerinin ilk konuğu bir yoga eğitmeni. Büşra İlhan Atasoy. Kendini, yaptığı işle yeniden keşfetmiş bir kadın o. Herkes gibi o da; bazen kaybetmiş yolunu bazen yeni bir yol bulmuş, bazen vazgeçmiş kendinden bazen eskisinden çok sevmiş, bazen unutmuş umudu bazen hayallerine tutunmuş, bazen kısmış hayatın sesini bazen de avaz avaz anlatmış hayata. Ama içindeki ses hep fısıldamış başka bir pencere daha var, oradan bak! Şimdi o pencereden anlatacak bize, içindeki kutsal olana ait olmanın farkındalığıyla gelen şifa ne demek? Ve bir kadının bütün varlığıyla birey olabilmesi ne demek?

Ne biliyorsun kaybolduğunu belki de hedefe vardın.  Bir dur, kendini dinle, içindekileri keşfet…Çünkü; kalem senin elinde. O zaman yeniden yaz…

SORU 1: BÜŞRA KİMDİR?

Büşra 28 yaşında, İstanbul doğumlu ve İstanbul’da ikamet eden, şu an aktif olarak yoga eğitmenliği yapan, işini çok seven ve yoga dünyasında daha da derinleşmek, daha da bilgeleşmek ve kendisine çok iyi gelen bu yoga şifasını insanlarla paylaşmak isteyen kadındır. Kısaca ve yüzeysel olarak ben şu an bu sıfattayım. Ama ‘ben kimim’ arayışı hala içimde, derinlerde bir yerde yanan bir ateş olmaya devam ediyor.

SORU 2: HAYAT SANA YOGA EĞİTMENLİĞİNİ NASIL GETİRDİ?

Küçüklüğümden itibaren spor hep hayatımın içinde oldu. Çok küçük yaşta amcamların taekwondo antrenörü olmaları sebebi ile sporla tanıştım ve spora âşık oldum. 15 yıl aktif olarak taekwondo yaptım ve 2009 yılında Marmara Üniversitesi Spor Akademisi’ni kazandım. 4 yıllık eğitim hayatım boyunca çeşitli branşlarda eğitimler aldım ve eğitmenlikler yaptım. En çok rüzgâr sörfü ve yelken eğitmenliğini sevdim, yazları Bodrum ve İzmir’de çalıştım. Türk ve İngiliz şirketlerde görev aldım. 2012 yılında bir yarışma kazanıp İngiltere’ye dil okuluna gittim. Ve 2012 yazında New York’ a hem çalışmaya hem de gezip görmeye gittim. Döndüğümdeki tek hedefim okulun son yılını bitirip New York’a eğitim almak ve çalışmak için geri dönmekti. İşte hikâye tam olarak burada başlıyor. 2013 yılı hayatımın en kötü yılı oldu. Planladığım gibi New York’a geri dönemedim ve ailemin çok ciddi problemleri oldu. Ailece dağıldığımız ve bütün planlarımın alt üst olduğu bir yıldı. Aile toparlansa da ben dağılmıştım. Türkiye de kalmak ve burada hayatımı sürdürmekle ilgili hiçbir planım ve idealim olmamıştı ve ne yapacağımı bilmiyordum. Bir nevi depresyona girmiştim. Hiçbir şey yapmıyor, en yakın zamanda New York’a geri döneceğim inancı ile yaşıyor, bunun için İstanbul’da herhangi bir işle ilgilenmeyi reddediyordum. Tam bu sırada hayatıma bir kitabı çektim. Adı ‘Bilinçaltının Gücü’ idi. O kitapta ilk kez çekim yasası gerçeği ile karşılaşmıştım. O güne dek hayatımda gerçekleştirdiğim her şeyi bu yasa ile kendime çekmişim ama haberim yokmuş. Çoğu zaman ne param vardı hayallerimi gerçekleştirmek için, ne de şartlar uygundu sadece yapacağıma inancım vardı. Hayalimi gün içinde ve özellikle gece uykuya dalmadan önce gerçekten olmuşçasına zihnimde görselleştirir, yaşar ve heyecanlanırdım. Başkalarının olumsuz telkinleri beni hiç etkilemezdi. İşte kitap tam da bundan bahsediyordu. Kör inancın gücü ile her şeyi nasılda kendimize çekebileceğimizden. Bu kitap beni çok heyecanlandırmıştı ve sürekli bu tarz kitaplar okumaya başladım. Yalnız çekim yasasını anladıktan sonra bir şeyler değişti. Nasıl yaptığımı bilene dek zaten çekim yasası benim için çalışıyordu. Çünkü saf inancım vardı, hayal gücüm ben hiç çabalamadan devreye giriyordu. Fakat bunun nasıl işlediğini öğrendikten sonra ister istemez bilincim devreye girdi ve hayalimi kendime çekme işini, bilinçli yapmaya çalıştım. Artık kurduğum hayaller kontrol gerektiriyordu. Ve sonuç olarak hayatım durdu. Acı çekmeye başladım. Her şey daha da kötü gitmeye başladı çünkü ben dağılmış, kendimi iyice umutsuz hissetmeye başlamıştım. Kafam karışmıştı. Ne zaman ki dibe düşersin o zaman arayış başlar. Her şey yolundayken aramazsın, sormazsın ‘neden?’ diye. Ama dipteyken ‘neden?’ dersin. Ve daha çok okumaya, araştırmaya başladım. İçimde bir yerlerde her zaman maneviyat arayışı, daha derinlerdekini bilme istediği vardı ve bu süreçte bu iyice açığa çıktı. 2013 ve 2014 bu benim için, acı içinde ve dersler verici olarak geçti. Ne oldu ise 2015 Şubat’ta bir arkadaşımın vesilesi ile bir spor stüdyosunda hem de düşük bir maaşla çalışmaya tamam dedim. Onca zamandır ilk kez İstanbul’da bir işyerinde çalışma fikrine sıcak baktım. Bu merkezde toplam 9 ay çalıştım ve şu an evli olduğum, sevdiğim adamla orada tanıştım. New York’a dönememiştim çünkü; hayat benim için burada bir yol çizmişti ve ben yaşadıkça anlıyordum. Buradan sonra 2 farklı okulda mesleğim olan beden eğitimi öğretmenliği yaptım. Fakat anlamıştım ki beni tatmin etmiyordu hiçbir iş ve hiçbir ortam. Başka bir şey vardı içimde, beni dinlemeye çağıran. Daha manevi bir şeydi aradığım, başka türlüsünde mutlu olamamıştım.2013’ten bu yana hep şöyle dua ettim; bilenlerden ve idrak edenlerden, harekete geçenlerden ve faydalı olanlardan olmak istiyorum. Bu yolda attığım adım ol, rehberim ol ve ışığım ol. Ve sonra yoga içgüdüsel olarak önce içime, sonra hayatıma geldi. 2016 yılında kendim yoga yapmaya başladım. Ardından bir yoga merkezine yazıldım ve adeta büyülendim. Aradığım tam da buydu. O zaman karar verdim, her şeyi bırakıp yoga eğitmeni olmalıydım. Bu kararı verirken evlenme arifesindeydim. Hem eğitim hem evliliğin çakışması bir hayli zor oldu ama başardım. Eğitimden mezun olduktan sonra yoga vakfında ders vermeye ve bir süre sonra ise bugün oturduğumuz sitenin spor salonunda yoga dersleri vermeye başladım. Aynı zamanda çocuk yogası eğitmenliği de alıp çocuklarla da çalıştım. Yoga bana çok iyi geliyordu ve ders verdiğim insanların yaşadığı güzel deneyimlere şahit oldukça, her dersimin sonunda bir kez daha bu doğru kararı verdiğim için ve bu işi yapıyor olduğum için şükrettim. Evet kısaca yoga, arayışımın sonucu olarak hayatıma geldi, hoş geldi.

SORU 3- NASIL BİR ÇOCUKTUN?

Daha küçüklükten özgürlüğü çok seven bir çocuktum. Çok hareketli ve yaramazdım. Çok küçük yaşlarda evden gizlice parklara kaçar, kum tepelerinde oynardım. Zaten bahsettiğim gibi sporla tanıştığım gün spora aşık oldum bir daha da bırakmadım. Yalnız kalmaktan ve düşünmekten hoşlanır, hayal kurmayı çok sever, kitap okumaktan keyif alırdım. Koşu yarışlarına katılır, sınıftaki erkekleri yenmekten mutlu olurdum. Çok ders dinleyemesem de derslerimde hep başarılıydım. En sevdiğim ders her zaman beden eğitimi dersiydi. Aileme göre her zaman asi bir çocuktum. Ve bugün iyi ki hayata, ‘ben kendim gibi olacağım’ diye inat ederek başlamışım diyorum.

Soru 4- YOGAYI KARİYER OLARAK PLANLADIN MI?

Evet kesinlikle planladım. Yoga terapistliği eğitimini almak ilk sıradaki hedefim. Bunu, daha çok ihtiyacı olan insanlara ulaşabilmek adına istiyorum. Düşünsene; hastanelerdeki, hapishanelerdeki, bağımlı evlerindeki, yaşlı evlerindeki, çocuk tutuk evlerindeki insanlara ulaşmak harika olmaz mı? İşte bu! maneviyatı iliklerime kadar hissettirebilir bana. Seneye Hindistan’a gitmek oradaki aşramları görmek, yoganın doğduğu yerden nasiplenmek istiyorum. Yoga hayatımda hep olsun, öğrenmenin sonsuz olduğu bu dünyada gidebildiğim kadar gideyim, verebildiğim kadar vereyim ve bunun için hayat beni desteklesin diliyorum.

Soru 5- YOGA NEDİR VE YOGANIN İNSAN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ NELERDİR?

’Yoga aslında, zihin ve beden arasında uyum yaratmaya odaklanan, ustaca düzenlenmiş bir bilime dayalı olan ruhsal bir disiplindir. Sağlıklı yaşam sanatı ve bilimidir. ‘Yoga’ kelimesi katılmak, bağlamak ve birleştirmek anlamlarına gelir. Yoga kitaplarına göre yoga uygulaması bireysel bilinçle evrensel bilinci birleştirir. Var oluşun birliğini tecrübe eden birinin ‘Yoga’da olduğu söylenir.

Yoga uygulamasının amacı kişiye bütünsel sağlık, mutluluk ve uyum kazandırmaktır. Günümüzde yaygın olarak içsel stresin azaltılması ve yaşamla daha kolay başa çıkılması için uygulanmakta, yoganın düzensiz ve kısmen uygulaması bile, kişilerin bu hedefe ulaşmalarına fayda sağlar. Ancak yoganın nihai hedefi aydınlanma yani Birliktir.’’

Yoga asanaları, yoganın başlangıcında yaklaşık olarak 10 pozdan ibaretti ve aslında hepsi bir çeşit oturuştu. Yerde yapılıyorlardı. Zaman içerisinde yoga pozları gelişti. Bunlar; aktif olarak yapılan, kolaydan zora iki binin üzerinde yoga pozlarıydı. Hatha yoga diye bilinen, hareket odaklı, poz odaklı olan bu egzersizler, insan bedenindeki toksinlerin birikmesine engel olmak, sağlıklı bir kardiyovasküler sistem, sağlıklı fasya bağ dokusu, sağlıklı omurga ve bütün bunlarla gelen güç ve denge için var. Ve yine bütün bunlarda meditasyonda hareketsiz, uzun bir süre konsantre olabilecek şekilde oturabilmen için var. Yani ben buna diyorum ki yoga seni hareketten hareketsizliğe, dinginliğe meditasyona, aydınlanmaya ulaştırmak için var. Bütün o pozların, derslerin tek amacı; sen durup içine bakabil diye.

Benim deneyimlerimden yoganın insanlar üzerindeki etkileri; derslerime düzenli olarak gelen arkadaşlarım sindirim ve boşaltım sistemlerinin iyileştiğini, uyku sorunlarının geçtiğini, bel, sırt, boyun ağrılarının yoga yaptıkları süre içerisinde yüksek oranda geçtiğini, soluk almakla nefes almak arasındaki farkı öğrendiklerini, terapiste gitmekten vazgeçtiklerini, siyatik rahatsızlıklarının geçtiğini bana bildirmişlerdir. Geceleri uyumak için nefes tekniklerini uygulayanlar olmuş ve rahat bir uyku uyuduklarını söylemişlerdir. Bunlar gibi birçok geri bildirim aldım. En güzeli de; kendiyle barışanlar, kendini yeniden sevmeyi öğrenenler, geçmişlerini affedenler olmuştur.

YOGANIN TARİHİ:

Yoga biliminin kökleri binlerce yıl geriye gitmektedir. Günümüzde İndus Vadisi’nde yapılan kazılarda,  Pre-vedik Döneme ait (M.Ö. 6500 – 4500)  üzerinde yoga figürleri olan kil tabletler bulunmuştur. M.Ö. 4500 – 2500 yılları arası Vedik Dönem, felsefenin geliştiği ve Rişilerin yoga asanalarını doğa ile bağdaştırdığı dönem olarak bilinir.

İndus Vadisi Uygarlığı ya da Harappa Uygarlığı, Güney Asya’daki en eski kent uygarlığıdır. İ.Ö 3.300 yılları dolaylarında en yüksek şeklini aldığı kabul edilmektedir. Uygarlığa ilişkin ilk arkeolojik buluntular, 1921 yılında Pakistan’ın Pencap eyaletinde Harappa ve 1922 yılında Sind eyaletindeki Mohenjo-Daro antik yerleşimlerinde bulunmuştur. Bu iki kentin dışında, yüzün üstünde kent, kasaba ve köyde hüküm sürdüğü bilinen İndus Uygarlığı’nın 250-500 kadar karakterden oluştuğu sanılan yazı dili henüz çözülememiştir.

SORU 6: ARTIK İNSANLAR ŞİFANIN PEŞİNDE KOŞUYORLAR, SENCE ŞİFA NE?

Maddesel anlamda baktığımda şifa; günümüz insanlarının farklı sebepler ile bozulmuş olan fiziksel, psikolojik ve ruhsal sağlıklarının, yaratılışındaki sağlıklı hale geri gelmesini sağlayan ilaç, tedavi çeşitleri, yada herhangi bir müdahale yöntemidir.  Peki bu sağlığı bir ömür olduğu gibi sağlıklı tutabilmek mümkün müdür? Sanırım bu bir türlü mümkün olmuyor ki arayışlar ara ara kesilse de aslında ömür boyu sürüyor. Ta ki gerçek şifayı idrak edene dek.

Yeme bozuklukları, uyuşturucu, alkol bağımlılıkları, cinsel bağımlılıklar, ruhsal boşluklar, insan ilişkilerinde bozukluklar, güvensizlik, yalnızlık… ve uzayıp gider. Ben bütün bunları şey gibi görüyorum. Kolun ağrır, doktora gidersin. Doktor koluna bakar, röntgen çeker, bir şey yok, ama sen yine de dinlendir der, psikolojikte olabilir der hatta. Ya da gerçekten kolunda bir şeyde çıkabilir. Sonuç olarak; ağrı kesici jel ile evin yolunu tutarsın. Kolun ağrımaya devam eder. Bazen buradayım der, bazen gitti sanırsın. Peki kolunun ağrımasına asıl sebep olan şey nedir? Midenin ağrımasına, başının ağrımasına, böbreklerinin iyi çalışmamasına, ya da tiroit hormonlarının… O kadar çok ihtimal olabilir ki bütün rahatsızlıklarımız için. Neden doktorların yazdığı o hayat kurtaran ilaçlar hiçbirimizi gerçek anlamda iyileştiremez. Cevap; asıl sebeplerden bir haber olmamızdır belki de. Hiç bakılmayan travmalarımız, anne karnından bugünümüze her biri atlanmadan kodlanan, ailemizden bize geçen korkularımız, öfkelerimiz, yanlış inançlarımız… Yani demek istiyorum ki; madde boyutunda tezahür eden hastalıklarımız, enerji boyutundaki bozulmalarımızın bizlere kendilerini ifade etme şeklidir. Peki ya duygusal, ruhsal, enerjetik bozulmalar neden? Ve bir tık daha derine inersek yoganın tanımına burada geliyorum, sebep; birliği kaybetmemizdir. Sebep; asıl olanı unutmamız, yaratılışımıza yabancılaşmamızdır. Zihin, beden, ruh üçlüsünün dağılması, birliğin bozulması, hatta savaşmasıdır. Kendine ait olmayan bir dünya uğruna, kendini unuttu insanoğlu. Peşinden koştukları, kontrol etme arzusu, sahip olma arzusu delirtti onu, hasta oldu. Sahip olabilmek için fazla ölümlüydü, unuttu asıl olanı. Ve şifanın peşine düşer oldu. Halbuki; diğer tüm cevaplar gibi şifada içindeydi, kendindeydi.

Ve bence; şifa bir olmaktır, birliktir, teslim olabilmektir, hatırlamaktır, durmaktır, nefestir, evren ile, doğa ile uyumdur. Zihnin dinginliği, dinginlik ile gelen teslimiyet, teslimiyet ile gelen huzurdur, eminliktir, aşktır. Bence şifa; bütünün parçaları, zerreleri olan insanoğlunun tam da içindekiyle bağıdır. Kutsal ve sonsuz olana ait olduğunun farkına varması, içinde yaşadığı illüzyonu idrak etmesi, beden formundaki madde dünyasının geçiciliği ile barışması, kabullenmesi ,sonsuz olanı arzulayabilmesidir. Ve bence şifa kabule geçmektir, bırakmaktır sarıldığın her şeyi.  O hiçbir zaman sağlayamadığın ve sağlayamayacağın kontrolü, sana ait olmayan yükleri, bilene, bilge olana, sonsuz olana, akışa, olmakta olana bırakabilmektir. İşte o zaman iyileşebileceğini bilmeyi idrak edebilmektir şifa.

SORU 7: SENİ EN ÇOK HEYECANLANDIRAN HAYALİN NEDİR?

Bir dilek hakkım olsa, dileyeceğim şey dünyayı gezmektir. Başka hiçbir şey beni daha fazla heyecanlandıramaz.  Küçüklüğümden beri başka yerlere seyahat etmek, başka hayatlara şahit olmak, başka dünyaları görmek, hep çok heyecanlandırmıştır beni. Önümüzdeki bir kaç yıl için, hayatımla ilgili başka ön hazırlıklarım var.  Ve 30-40 yaşlarım arasında dünyayı gezme hayalimi parça parça da olsa sık sık gerçekleştirebilmeyi diliyorum.

 

SORU 8: DOĞUM GÜNÜNÜN SABAHINDA NASIL HİSSEDERSİN?

28 yaşındayım. Ve bu zamana kadar doğum günlerim benim için hep hüzünlü olmuştur. Genelde doğum günlerimi arkadaşlarıma söylemekten kaçardım, hatta bu yüzden doğum tarihimi facebook’um dan bile kaldırmıştım. Şu anda ki bilincim yoktu. Hayat korkunç, anlamsız ve kutlamaya değer değildi. Ölmeye bir adım daha yaklaşmaktı. Ayrıca başka insanların benim için bir şeyler yapmasından hiç hoşlanmıyordum.

Artık öyle değil. Artık bana bahşedilen hayat kutsal. Büşra tekamülümün bu hayatımdaki baş rolü. Her an kutlanmaya değer. Her yaşamın dünyaya gelişinin bir sebebi var. Hem de önemli bir sebebi. Bundan sonraki doğum günü sabahlarımda şükürle dolu olacağıma ve gerçek bir kutlama yapacağıma eminim.

SORU 9: HAYATININ SLOGANI NE?

Ben her şeyim, ben hiçbir şeyim.

SORU 10: HAYATININ DALGALI DÖNEMLERİNİ NASIL ATLATIYORSUN?

Önceden olsa problemlere, sıkıntılara kapılır gider, onlarla özdeşleşirdim, problemle bir olurdum. Şimdi de bu konuda çok iyi olmasam da artık gözlemci olmayı seçiyorum. Akışın karşısında durma (ki zaten duramazsın ancak yıpranırsın), hayatta yapman gerekeni yap, yapabileceğini kadarını yap ve sonra gözlemle. Sonuç; hep iyi olmuyor, olmayacak. Mesajı görmeye çalış. En basit olaydan ne görebilirim ne çıkarabilirim diye bak. Özellikle evlilik, aile, iş ilişkilerimde öfke ve sinir hissettiğimde artık onlar hakkında kafa yormak yerine okları kendime çeviriyorum. Neden öfkelendiğime bakıyorum. Bu o kadar da önemli mi diyorum. İllüzyonu sık sık hatırlatıyorum artık kendime. Önemli olan sevgi diyorum, önemli olan görebilmek. Ve hiçbir şeye çok sıkı sıkıya bağlanmadan, o işle, o mevki ile, o para ile kendini özdeşleştirmeden, canın istediği zaman korku duymadan gidebilmek. Olanın karşısında duramayacağımı kabullendim ve kenara çekildim. Bu bana çok iyi geldi. Tanrı rolünü oynamayı ve ayrıca kurban rolünü oynamayı da bıraktım. Hayatım da, en sonunda aydınlanma idrakına varabilmeyi dileyen bir öğrenciyim. Ben her şeyim, ben hiçbir şeyim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s