dünyanın sesini sonuna kadar kıstım!…

sensusmaBazı insanların yarası aklında olur. Kafasının tam ortasında, gözlerinin arasından onunla hayata bakar. Onunla uyanır, onunla sofrasına oturur yemeğinden yer, onunla rakısının son yudumunu içer, onunla rüya görür ve onunla sevişir. Aklının sol lobunda bir şey durmadan konuşur, bağırır, azarlar, suçlar, aklının sol lobunda bir şey hep başka bir ihtimali düşünüp hep başka sonuçlar yazar ve hep daha fazla pişman eder. Aynı anının aynı fotoğrafı hep başka bir demiri, hep bir öncekinden fazla ısıtarak ve hep daha fazla bastırarak yara eder aklını.  

Çünkü; insan mezarına sadece yapmadıklarını ya da yapamadıklarını götürür… 

Kısa anlatılan uzun hayatları dinliyorum masanın hep aynı tarafında. Gölgelerini sırları gibi karanlıkta saklayarak yaşıyorlar onlar. O hayatlara dokunuyorum ben, yıkık dökük yerlerinin içinden geçiyorum, tadilat yapılmış yerlerine tutunuyorum. Ve o kadın oluyorum bir süre, içimden geçenlerle yarışıyorum, sonra bu hayatlar için bir gün daha fazlasını yapacağıma inanarak başka bir hayatın ardına düşüyorum.  

Hadi kapat gözlerini, sana yeni bir hikaye anlatıyorum!…  

“Dünyanın sesini sonuna kadar kıstım! 

Çünkü; insanların sadece konuşurken namuslu olmasına artık tahammül edemiyorum. Her şeyi biliyorlar her şeyi çok biliyorlar, hadleri dışında her şeyi. Uzun süre dinledim insan sesini yüreğimin aldığı yarayı aklıma da açana kadar dinledim, pişmanlığımın bağırışı toprağı iki yana kazıp beni içine sokana kadar dinledim. Sonra bir kürek aldım elime kendi üzerime toprağı, kendim attım, çukur dolana kadar attım, gitgide sesler uzaklaştı uzaklaştı uzaklaştı ve sustu. İnsan sesi sadece müzik eşliğinde güzel şimdi, sadece onu duyuyorum. 

Benim sıradan hayatım hangi kararla, nasıl bir sebeple, kimin kader mirasıyla kayboldu böyle. Oysa ben sıradan bir kasabada doğmuş, oranın sıradan şartlarında yaşamış, sıradan sıkıntılarına üzülmüş ve sıradan bir evlilik yapmıştım. Kime evet dediğinize dikkat edin! O evet hayatınızın altını üstüne çevirip sizi de altında bırakabilir. En azından benim için bu hikaye böyle başladı… Evlenmek için niçin o adamı seçmiştim bugün bile hala hatırlamıyorum. Akranlarım hızla evlenmeye başlamış, benim gönlüme düşen aşk hayal kırıklığıyla bitmiş ben de hızlıca evlenmeye karar vermiştim ve kader onu çıkarmıştı karşımda. Kısa bir zaman sonra artık evli bir kadın olarak bana ait olduğunu söyledikleri bir evde uyanmıştım. Daha ilk sabah uzun uzun yanımda yatan yabancı adama bakıp nedense bundan sonrası için kaygılanmıştım. Büyük bir hata yaptım demiştim kendi kendime hem de dönüşü olmayan bir hata, ama onun uyuyan yüzünde ne görmüştüm de içime bir inme inmişti bilmiyorum. Aradan geçen birkaç aylık zaman yavaş yavaş anlatmaya başladı, aslında nasıl bir uçurumun kenarında yürümeye başladığımı. Önce çalışmamaya başladı, çalışamadığı için de sürekli yeni bir bahane buldu, sonra ara sıra içmeye başladı. Ara sıra başlayıp sürekli artırdı. İçki onu o kadar başka bir insan yapıyordu ki, bazen bir cani, bazen bir sapık, bazen bir çocuk, bazen bir psikopat. Böyle böyle her akşam daha fazla korkmaya başladım, her akşam daha fazla sindim, her akşam daha fazla ağladım. Hele geceleri o hiç bilmediğim sapıkça seks beni iyice bezdiriyordu ve en çok bundan korkuyordum. Sevişirken çocuk gibi konuşmamı istemesi, üzerime işemesi, gözlerimi ellerimi bağlayıp döve döve becermesi ve buna benzer niceleri. Bir kabusun ortasında olup uyanmayı isteyip uyanamamaktı benim yatak odam. Kimseye bir şey diyemiyor her gün daha fazla susuyordum ona karşı. Bu nasıl bitecekti ki rezillik çıkmadan nasıl bitecek? Her sabah aynı soruyla güne uyanıyordum. Nasıl? Aslında hayatın başlangıcı gibi, bitişini de zaten hazırlamış olduğunu bilmiyordum tabi. Onda sadece benim ve çocukların hissettiği bir gariplik vardı. Mahalledeki her çocuk ondan bir şekilde kaçıyor, onu sevmiyor hatta ondan korkuyordu ama yetişkinler de ona nerdeyse bayılıyordu. Çünkü; kimin bir şeye ihtiyacı olsa o iyilik maskesini yüzüne geçirir, hemen ne gerekiyorsa onu yapardı. Hem de tam da duymak istediklerini söyleyerek. Yani bu adam manyak desem, kimse bana inanmazdı herhalde. Neyse ki bunu sonra hepimiz aynı anda gördük de kimse inancını sorgulamak zorunda kalmadı. 

Herhangi bir günün herhangi bir sabahıydı bence, akrabalardan birinin öldüğünü duyup cenaze evine gitmiştim. Bizim oralarda cenaze işleri uzun sürer bin tane ritüeli vardır. Akrabaların tekrar evine dönmesi birkaç gününü alır, çünkü; yas evi boş bırakılmaz. Herkes bunu bilir ve öyle davranır. Ancak tesadüf ki; tam da o gün cenazeden sonra benim komşudan aldığım borç parayı acilen kadına vermem gerekmiş ve alel acele eve dönmüştüm, hemen parayı alıp çıkmak için kapıyı açtım ve tamamen alışkanlıktan yan odaya baktım. Aman Allah’ım küçük bir kız çocuğu ellerini arkasında tutmuş, dizlerinin üzerinde, gözleri korkudan büyümüş o küçücük ağzında şerefsizin aleti bana bakıyor, beni kurtar der gibi, beni öldür der gibi. Şimdi bile söylerken sahne tekrar tekrar gözlerime yürüyor. Birisi o an sanki ruhumla bedenimi, biri diğerini sadece seyretsin diye ayırdı galiba. Devamında yaptığım hiçbir şeyi hiçbir zaman tam hatırlayamadım. Çığlık attım sadece bağırarak dışarı çıkıp çığlık atmaya devam ettim. İnsanlar hızlıca toplandı başımıza, bunu öldüresiye dövüyorlardı, hep bir ağızdan küfür ederek dövüyorlardı ama ah işte öldüremeden yetişmişti polis. Sonrası hızlandırılmış film gibi zaten. Hapse girmesi, orda onu bir götü sikliye çevirmeleri en sonunda da o lanet cesedinin bir sokak hayvanı gibi gömülmesi. Ona hapiste yapıldığını duyduğumuz şeyler ya da geberip gitmesi o çocuğun kalan hayatında neyi değiştirebilir ki zaten. Ölüm ona, kurtuluş gibi oldu hatta. Halbuki biraz daha yaşayıp kendi cehenneminin tadına varmalıydı.  

O küçük kız sustu biliyor musun? ağzına sokulan o şeyin korkusu belki utancı susturdu onu, bir daha hiç çocuk kahkahası atamadan, sokakta hiç kan ter içinde oynayamadan, hiç çocuk olamadan sustu. Ailesi onun suskun bedenini de alarak kaçtılar kasabadan. Beni geride hiç susmayan insanların içinde bırakarak. O kadar çok konuşuldu, öyle şeyler söylendi öyle yalanlarla süslendi ki, yaşananlar söylenenlerle ayrı düştü bir süre sonra. Hep konuştular, kimin canı yanıyor diye hiç düşünmeden, hadsizce sadece konuştular. Herkes sonunda kendi senaryosunu yazana kadar konuştular.  

Bir gece, yanağımı bir otobüs camına yaslayıp, herkesi geride bırakarak gittim bende kasabadan. Kirli sahnelerimi de yanıma alarak kaçtım oradan. Yıllar geçti üzerinden ama pişmanlıklarım hiç bitmedi. Sorular, yanıtsız sorular, bitmeyen sorular içimde bir yerde bana sesleniyorlar. Kim bilir o küçük kıza ben görene kadar neler yapmıştı? Daha önceden de olmuş muydu? Ya da başka çocuklar var mıydı? Ben hiçbir şey nasıl fark etmemiştim? Neden bağırmak yerine elime bir bıçak alıp sikini kesmemiştim? O kız hala susuyor muydu? Acaba kaç çocuk böyle susuyor, böyle korkuyordu? Allah’ım ölüyorum, Allah’ım çürüyorum.   

Eğer öldükten sonra acı çekeceksek bu saçımızın görünmesi kadar basit bir sebepten değil, kasten ve planlayarak kötü olduğumuzdan çekeceğiz o acıyı emin ol. Siz zannediyorsunuz ki; çocukların çığlığı hep başka evlerden yükselecek. Ağıtlar hep başka evlerde yakılacak. O çocuk hep başkasının çocuğu olacak. 

Düşümde bir kelebek görüyorum, ya o kelebekte düşünde beni görüyorsa.” Dedi kalkarken, gözlerinde biriktirdiği gözyaşının birazını masanın üzerinde bana bırakarak. 

Not; uzun zamandır bir çocuk vakfında çalışıyor bu kadın. Hayatını, hayata şansıyla gelememiş çocuklara adamış, onların yarasını, kendi yarasının üzerine bastırarak, o yaraları sevgiyle iyileştirebilmeyi umarak yaşıyor.  

Tutabildiği her küçük el için, ona minnetle! 

#Çocuk susar, Sen susma! 

Reklamlar

dünyanın sesini sonuna kadar kıstım!…” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s