Yüzleşme…

20214688_485679818449631_1772032046663729152_n(1)
https://www.instagram.com/p/BW5qvv7FVb8/?hl=tr&taken-by=renatabajko

Sureti bana benzeyen ama sireti farklı birçok kadın görüyorum aynada. Hırpaladığım, küçümsediğim, anlamadığım, yok saydığım yüzler bana bakıyorlar. Yaşlandıkça değişen, daha da bana benzeyen kadınlar. Sürekli birbiriyle yarışan, birbirine karşı savaş açan ama hiç biri kazanamayan, farklı kavgaların farklı kadınları onlar. Beni ben delirtiyorum, biliyorum. Bu yüzden hem gerçek, hem ütopyalar. Kimi ne kadar beyazsa kimi de o kadar koyu siyah. Bazıları kulağıma fısıldarken, bazıları ayaklarımdan çekiştiriyor. Sonra pencereden bakıyoruz hayata; çocukluğundan kaçanlar, kendi tarihleri altında ezilenler, kötülüğünü marifet sananlar, açlıktan çöp karıştıranlar, şiddet görenler, kaybolmuşlar, katiller, tecavüzcüler, sevgisizler, mutsuzlar, bıkkınlar, hepsi orda.

Dünya ne kadar kötü bir yer, iyiki burda yaşamıyorum!…

Aslında aklımın bu deli halini seviyorum. Sadece ‘çok’ kelimesini kullanarak kendimi tarif etmeyi, mantığımın almadığı mantıklı sebeplerimin peşinden gitmeyi, sürekli yenisini keşfetmek zorunda kaldığım takıntılarımı, yaptığım hataları muhteşem varsaymalarımı hepsini ayrı seviyorum. Ama kafamdaki kadar hızlanamazsam düşüyorum. Yorgun uykuların yorgun rüyalarında kayboluyorum. Normal insanlar birbirine benzer, ama her delinin kendine özgü bir deliliği vardır. Delilik gerçek senle tanışma halidir. Burası da benim bilinçaltı mezarlığım. Kim bilir hangi cenazenin başında ne kadar ağladım.

‘Alın artık bu cenazeleri, çürüyorlar!’

Kimse cenazesini almaya gelmeyip cenazeleri benim kaldırmam gerektiğini anlayınca başladım cümlelerden paragraflar üretmeye. İçimde o kadar çok şey sandıklamışım ki, tozunu silkelemek bile zor oldu önce. Sonra sıvadım kolları kırıntılara kadar süpürdüm, parlatıncaya kadar sildim. Bu kendimle, benim hakkında dedikodu yapmak gibiydi. Nobel edebiyat ödülüne aday değildim sonuçta, sadece anlatmak için yazıyordum ama dünde asılı kalmış şeylere tutunmayı bırakmıştım artık.

Bazen Tanrı olursun ve öl dediğin ölür!

Anladım ki sırlar beraber gömülemeyecek kadar ağır ve bel çantası kadar anlamsız. Ve dünün uzaklığını fark edersen, yarın hep daha yakın.

Sonra elime bir taş alıp, başka bir hayatın penceresine attım. O kırık pencereden bir renk yayıldı içime. O renk başka bir pencereye yansıdı. Hepimiz birbirimizin ışığını görebiliyorduk artık. Bu kendine avuç içlerinden bakmak gibiydi. Tıpkı iyileşebilmek için senden daha hasta bir insana ihtiyacın olduğu gibi.

Ben hep başka kapılar çalıp, başka zillere basacağım ve hep başka bir ışık yayılacak…

Hadi kapat gözlerini herkesin güzel bir rüya görmeye hakkı var. Daha iyi bir hayattan sadece bir karar uzaktasın.

Kaygısız, ihtiyaçsız, meraksız… yeni bir güne uyan.

Hadi bana bir hikaye anlat!

Reklamlar

Yüzleşme…” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s