bana benzemeyen biri var içimde!

13328991_352783331512572_2021529709_n
Bloody flower by deerandbeard

İnsanlar farklı olmanın ardındaki nedenleri anlasa, dünya daha iyi bir yer olmaz mı? Farklı inanışı, farklı hayat felsefesi, farklı görünüşü, farklı cinsel tercihi olması, sadece bize benzemediği için onu daha kötü bir insan yapmaz. Öyle yaşamayı tercih etmiş ya da buna mecbur kalmış olabilir, bizim ona yapıştırdığımız etiketten fazlası olmadığına nasıl ikna oluyoruz. Yadırgadığımız hayatlar merhamet, sevgi, fedakarlık, şefkat ya da iyilik taşıyor olmasının bir önemi kalmadan, o etiketin dışlanmışlığında kayboluyor. İnsanlık tarihi farklı olan her şeyi, her düşünceyi,  her bedeni başka bir şekilde suçlayıp yok etti ve yok etmeye devam ediyor. Çünkü her zamanın başka bir önyargısı var. ‘Anlıyoruz’ dediğimiz hiç birşeyi, tam da olduğu gibi anlamamak için bir iç savaş halindeyiz. Karşımızda olanın sadeliğini görmeyecek kadar kapattık gözlerimizi. Maalesef bizden sonrada devam edecek bu kıyım. Katliamlar yapabilen insanlar için ‘bizden değilse yok olsun’ felsefesini fazla görmüyorum ben. Ve tekamüle ermeden bitecek tüm hayatlar için dinliyorum, karşımdaki adamın hikayesini. Ne anlıyorum taklidi yapıyor ne de görmemezlikten geliyorum, sadece dinliyorum onu.
Ya sen bu düşüncelerle karşındakini en son ne zaman dinledin?
Bana benzemeyen biri var içimde!
“Tanrı var mı? Varsa neden beni ait olduğum bedende yaratmadı? Kendimi keşfettiğim günden beri düşünüyorum bunu. İçimdekiyle aynı olmayan dışım aklıma yatmıyor bir türlü. Aynadaki adamla, içimdeki kadın hep bir savaş halinde. Birbirlerini istemeyerek kamufle ediyorlar, toplum içinde fark edilmeden yaşayabilmek için birbirlerine ihtiyaçları var. Çünkü biz kusursuz evrenin kusurlu insanlarıyız.
Arkadaşlarımdan farklı bir çocuktum ben. Babamdan bu yüzden yediğim dayaklar rol yapma becerimi geliştirse de içimdeki insana ulaşamadı. Çocukken farkı tam anlamıyor insan, yaptıklarının aptalca olduğunun farkında olsa da, nedeniyle ilgilenmeyecek kadar cinsiyetsiz oluyor. Büyümeye başlayınca başlıyor asıl kabus, arkadaşların git gide erkekleşirken, sen git gide kadınlaşıyorsun. Sonrası zaten tam bir cehennem. Onların hayatlarına dahil olma çabası ve  o çabanın mide bulantısında sıkışıp kalıyorsun.
Uzun zaman bulduğu ilk delikten dışarı fırlayacak diye korktuğum hislerimi bastırmaya çalıştım. Onlardan biri olmak için olamadığım bir insan gibi davrandım. Kendi kendimle konuştuğumda bile rahatsız olduğum bir sır vardı içimde. Anlamadığım, anlatamadığım ama hissettiğim. O yaşlarda insan en çok bulunduğu ortamda alay konusu olmaktan ve bu durumdan dolayı yalnız kalmaktan korkuyor sanırım. Hele de kendi cinsine istek duyuyorsan, bunun asla kabul görmeyeceğinin bilinciyle eziliyorsun. İçindeki o zıtlık hep kavga halinde, bir meleğin bir şeytanın tutsağında kalıyorsun. Ama hiç olmadığın birisinin rolünü ne kadar uzun oynayabilirsin ki? Bir yerden feci bir patlak veriyor ve sen bazı sırların neden sır kalması gerektiğini öğreniyorsun böylece. Sadece göz boyamak için kızlarla ilgileniyordum içimde istek, tutku, aşk ya da arzu duymadan. Bu aynı zamanda kendimi gizlediğini düşündüğüm bir kaçış yoluydu. Yeterince dikkat çeken bir insansan onun bir gölgeye dönüşmesini izlemek istemiyorsun. Çünkü hayatımı aklımla elde edeceğim bir başarının üzerine ta o zaman kurmuştum. Böylelikle kendimi hep sakladım olmak istediğim insan, görünmek istediğim insanın yanında yok olur umuduyla. Bu yüzden geçmişim kusma isteğiyle seviştiğim kadınlarla dolu.
Ama hayat bizden daha akıllı, olması gereken bir şey bir gün mutlaka oluyor. Biz tesadüf deyip geçiyoruz oysaki hayat bize başka bir şey söylüyor. Benim de öyle oldu bunu kabullenişim. Bir akşam arkadaşların evinde tanıştığım bir çiftin ‘geceyi başka şekilde geçirmek’ vadeden iç gıcıklayıcı davetiyle başladı her şey. O geceye kadar kendime bile itiraf etmediğim şeyler saklandıkları yerden çıktı. Ben de bu direnişten o kadar yorulmuştum ki teslim oldum içimdeki sese. Başka olmaktan hep korktum hayatımda, çünkü eğer kabul görmese de susmalarını gerektirecek bir yerde değilsen, seni hiç umursamayacak insanlara kendini umursatmaya çalışıyorsun. Artık hayat beni diğerlerinden farklı olmaktan korkmayacağım bir yere taşımıştı ve belki de o da benimle aynı fikirdeydi.
Sabah yaşadığım gecenin tatminiyle uyandım, aynadaki yansımama gülümsedim. Bundan utanmamam gerektiğini söyledim birkaç defa yüksek sesle. Kimseye planlayarak ve kasten kötülük yapmamıştım bu neden yetmiyordu insanlara?. Başkalarının bencil düşünceleriyle üzerimde kurdukları hayattan kurtulup, hep var olan insanı kabullendim. Zincirlere vurduğum tüm duygularım bedenime yayıldı, daha özgür, daha dingin, daha mutluydum. İlk defa kusmadan sevişip zevk bile almıştım. Hayat, benim onu düşündüğümden daha kısaydı. Ondan sonra da içimdekini üstüme giydim, ve kimin ne düşündüğü ya da ne bildiğiyle ilgilenmedim. Her zaman üzerimize yakışanı giymiyoruz nede olsa”
Onun anlatacakları da kahvesi de bitmişti, gözlerimi kapatıp karşımdaki hayat dolu adamdan bana akan enerjinin tadını çıkardım. Neşesinin bana ulaşmasına izin verdim, onun başka ne olduğu önemli değildi. Bana giderken küçük paket uzattı, içindeki iç çamaşırından biraz utandığımı fark edip, “bunlardan çok giymek istiyorum, ama giyemediğim için satın alıp rahatladım, bayıldın ama dimi” dedi, munzur bir sesle. Ben arkasından gülerken o çoktan gitmişti. Mutlu bir insan görmenin keyfi dalga dalga yayıldı hücrelerime ve  kocaman bir umut oldu içimde.:)

Reklamlar

bana benzemeyen biri var içimde!” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s