ruhumu o ağaca ben asmadım!

nicolettaceccoli_drawing
The Art of Nicoletta Ceccoli

Bazen nefret duymaya hakkı olmalı insanın. Daha çocukken sevgi yetisi elinden zorla alınan çocuklar bir başka haklılığa sahip olmalı hayatta. Sesini kimseye duyuramamış, bağıramamış, anlatamamış, öfke içinde boğularak büyümüş çocuklar benim anlattıklarım. Çocukluk anıları kabus olanlar. Büyüdüğünde hatırladıklarından kurtulamayanlar. Gölgesinden canı yananlar. Ya o  küçük canları yakanlar layık olduğu belayı nerde bulacak? Ya cehennem yoksa nerde yanacak?
Kimsenin bilmedikleriyle yeni bir ahlak yaratanlar, benim en nefret duyduklarım. Halka açık yerlerde hep mahrem nidaları atıp, gizlenmiş yerlerde rezilliğin dibini görenler, en ürkütücü şekilde ölmeyi hak ediyorlar zaten. Kemiklerinin toprağa karışması bile doğaya haksızlık bence!
Kuytuluğun karanlığında donunu çekmek zorunda bırakılmış çocukları, hayata karşı yaptıkları hiçbir şey için suçlayamıyorum ben. Her isim bir maddeye dönüşse, o çocukların ismi bıçak olurdu.
Duydukları nefretin de bir ismi var çünkü.
Hikayesini anlatması için bekliyordum onu ama o sessizce yanıma gelip, önüme bir zarf bırakıp, hiç konuşmadan gitmişti. Kağıt hiç içinizi kesti mi sizin? Benim mektubu okurken içim kesilmişti, kalemin de iç kanamaya sebep olduğu biliyordum artık ben.
Ruhumu o ağaca ben asmadım!
Bu mektubu sana içimdeki hangi kadın yazıyor bilmiyorum. İçeride birçok kişi var, aynı anda birçok şey olan, birçok şey düşünen ama aklıyla hiçbir şeyi tam olarak ve hak ettiği gibi sevemeyen birçok kadın. Çünkü içimizden biri çok sevmeye karşı çıkıyor hep.  Ama kendi duygularımda boğuluyorum bazen biliyor musun? Yüreğim çok başka atıyor çünkü.
İçeridekilerin kimi çok hissiz, kimi çok kızgın, kimi çok üzgün, kimi çok hayat dolu, kimi çok çocuk, kimi çok dişi, kimi çok şımarık, kimi de çok doyumsuz. Birisi de hem ukala hem kibirli en çok ona katlanmak zor:). Hepsi tek bedende farklı hayat yaşıyor sanki. Kim olarak uyuyup, kim olarak uyanıyorum?
Tecavüzün kelime anlamı zorla sikmek biliyorsun değil mi? Ve onun cinsiyeti yok. Ben onu sike sike delirtmek olarak çeviriyorum Türkçe ‘ye. Bence kelime anlamı bu çünkü… 11, 12 yaşlarındaydım o orospu çocuğuyla o ıssız yerde tek başıma kaldığımda. Canlı olan tek şey ağaçlardı. Bir dut ağacına yaslanmıştım korkudan. Öyle bir korkuyu nasıl ifade eder bir çocuk neden bu kadar korktuğunu bile bilmeden. (aradan 30 yıl geçmesine rağmen hala bazı gecelerde karabasan görecek kadar büyük bir korku diye anlatayım büyümüş halimle o zaman) ağzı leş gibi bira kokuyordu, ben sürekli nefesimi tutuyordum onun iğrenç kokusunu almamak için. Kaçamayacak kadar korkan, ama kaçmak istese de nereye gideceğini bilmeyen bir çocuk ne yapar? O ne isterse onu yapmaya başlar kurtulmak için. Ben de öyle yaptım, o ağaca yaslanıp gözlerimi sıkıca kapattım, yukarıdan üzerime sürekli dut düşüyordu ve her düşen dut giysimde hiç çıkmayacak lekeler bırakıyordu.  Ama onun bedenimde bıraktığı iz hiçbir suyla arınmayacaktı bir daha ve aklım bir kişi olmayacaktı asla. O ağaca çok gittim sonradan, hastanelik olana kadar dut bile yedim ondan kurtulmak için, ama kurtulamadım yıllarca ondan, pis sıvısından, şiddetinden ve bira kokan nefesinden. Her defasında başka bir ruhumu astım o ağaca sadece. Artık delirdiğim için de korkmuyordum. Ve ailem bende ki bu değişimi fark edemedi. Böyle bölünmeye başladım ben, benden çok oldu ama hepsi benim bedenimde tutuklu kaldı.
Ben yazarken hiçbir şey hissetmiyorum artık (çünkü en kolayı bu) sen okurken ne hissediyorsun acaba?
Ama hayatın farklı bir matematiği var, bazen sövdüren bazen sevdiren. Hayatı bırakmazsan o da seni bırakmıyor. Ben hiç bırakmamak için direndim. Vazgeçtiğim her an içimizden biri hep hayatı çok sevdi ve tekrar tutundu bir yerlerinden. Artık kendimi eksik hissettiğim her şeyde kusursuzlaştırdığım bir aşk var içimde. Geceleri elini tuttuğum an güvende hissettiğim, her şeyi daha kolay unuttuğum, daha az kişilikle uyamaya çalıştığım, takıntılarımla savaştığım, her gün biraz daha iyileştiğim, içimdeki bir çok beni aynı anda, aynı aşkla seven bir adam var. Hem de düşümde değil:) (aklıma; düşümde bir adam var şarkısı geldi de nedense). Yani içinde bir şeyler ezildiyse okurken, benim için üzülme kendimi çok iyi hissettiğim bir hayatım var şimdi, belki bilmek istersin.
Mektubu bitirmeden önce sana söylemek istediğim son sözler;
Sakın benim hikayemi anlatırken geçmiş geçmişte kalmıştır türünden sözler zırvalama ve yazdıklarımı değiştirme! Küfrümünde, öfkeminde bir haklılığı var…
Hikayenin ismini koymakta sana kalsın.
Tabi kendine de iyi bak, hatta hayatta en çok kendine iyi bak!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s