beyninize mastürbasyon yapmayın!

parmaklıkHayatın bir simyası var. Gözlerimizi kapattığımızda ne olmak istiyorsak mutlaka ona dönüşeceğimiz, kusursuz bir simya bu.  İnsanın yaradılışında yaptığı ilk hata neydi? “Seçim…” Tercih ettiğimiz her şey hayatımızın kalanın şekli oluyor. Yaralandıklarımızla, kanadıklarımızla hatta o kabuğu kaldırdıkça hayat buluyoruz yeniden, ne garip. Her şey zıttı ile uyum halinde ya, eğer zıttı olmazsa hiçbir şey  tam da olması gerektiği gibi olmuyor ya, ya da eksik kalıyor ya. Zıttı ile dengesi bozulan şeylerde var hayatta . Sadakat ve aldatma gibi mesela. Neden her aldanışın bir sebebi oluyor? Aslında olmuş, senin yerine bir başkasını seçmiş ama sana bir sebep gerek. İnanmak istiyorsun onun aslında sadece seni sevdiğine, ya da sadece bedensel bir haz olduğuna ve çoktan geçtiğine. Öyle değil biliyorsun.  Bence aldatmak  aklından geçip  kalbini ele  geçiren bir şey. Eğer bir kere ruh başka bir şeye baktıysa başka bir gözle, aynı yatakta delice sevişmiş olması ya da aynı masa da kahve içiyor olması aynı şey. Çünkü karşısındakine aynı hazla bakıyor olacaktır.
Peki aldatmak sadece bir eylem mi?  ya senin de bedenin bu durumda yok oluyorsa.
Derler ya sende olanı verirken gerçekten canın yanmadıysa vermiş sayılmazsın!
Ya geride canın kalmadıysa?
Beyninize mastürbasyon yapmayın!
“Bunu aldatılmayı kanıksamış tüm kadınlara söylüyorum. Bunun bir sebebi olduğuna inanan sizin aklınız. Kendi kendinizi tatmin ediyorsunuz sadece. Bu yüzden aklınıza mastürbasyon yapmayı bırakın. Sürekli aldatılmanızın sevdiğiniz adamın sizden daha fazla narsist olmasından başka bir sebebi yok.
26 yaşındayım henüz, ama kendimi 50 yaşındaki kadar yorulmuş hissediyorum. Bunu kendime neden yaptığımı bilmiyor gibi davransam da,  geceleri kafamı yastığa koyduğum an gerçeği biliyorum. Aşkla tükendim, kendimi kendimden koruyamadım. Bir zavallı olduğumu yıllarca kabul edemedim. Bırakıp gidemedim çünkü. Derin bir uykuda olmak, kendi cehennem duvarlarını kendin örmektir ve aslında yanıyor olduğunu bile fark edemezsin. Eğer güven duymuyorsan karşındakine, kendini ihanete uğramışta hissetmiyorsun nasıl olsa. Altı yıllık beraberliğimde hiç ihanete uğramadım sayıyorum kendimi. Böylece bunca yıl boyunca bana yaptığı ihaneti de yok sayıyorum. Ne delice değil mi?
Büyürken nasılsan hayatı hep öyle geçecek sanıyorsun.  Çok zengin büyümüş ama iflasla paramparça olmuş bir ailenin kızıyım ben. Sen hiç gökdelenden düştün mü? Çakıldığını anlaman yıllar sürüyor. Hele de para denilen merhumu hiç tanımıyorsan. Ve hiç yokluk denilen kavramla tanışmamışsan. Kimse gördüğünden geri kalmamalı bence. Ya da hiç görmemeli. Sana hiç benzemeyen bir insanla aynı bedende yaşamak gibi bu. Hiç sevmiyorsun onu ama nefes almak için ona ihtiyacın var.  Her nefeste daha fazla tükeniyorsun böylece.
Ama hayat bir yerden sonra değişmiyor nedense. Tıpkı babama benzeyen bir adama delirircesine aşık olmamın sebebi bu olsa gerek.  Sürekli yeni bir projesi olan, o işten para kazanan ve hep başka bir sebepten iflas eden. Varken kral, yokken soytarı bile olamayan bir insan.  Çok sesli müzik kadar kafa karıştıran, çok eşli olmayı seven bir adam. Belki de hayata böyle tutunuyordu, artık bende bilmiyorum. İlk başta inanmadığın şeylere sonra için yana yana ikna oluyorsun.  Hep başka bir kadın ama hep yeni bir iş ama hep farklı bir yalan.  Aslında sadece senin aklınla dalga geçiyor o yalanlara inandığını düşünerek ya da kendisini bir orkestranın şefi gibi hissediyor ve hayatta yönetemediği her  şeyi bu şekilde yönettiğini düşünüyor. Bunu analiz etmeye çalışmaktan bıktım bende, en az onun kadar bu işin orospusu oldum. Sonunda sen hep kısa öykülerin değişen kadınlarını kabul etmek zorunda kalıyorsun, aklını başka bir yalanla ikna ederek. Sadece bir fotoğrafa bakıp delirdiğin oldu mu senin? Benim oldu. Hırstan, kıskançlıktan ve kazanan olmaktan başı dönüyor insanın. Ben varım demek istiyorsun sadece onun hayatında, ben varım  ve hep ben olacağım. Bunu demek için her şeyi göze alıyorsun, kendini bu durumda ne kadar aşağıladığın umurunda bile olmuyor. En kolay yol hep diğer kadınları suçlamak. Bu hafifletir insanı. Gerçek; bir hançer gibi kalbinize saplamadıkça asla kabul edemezsiniz çünkü. İyi olmak kötü olmaktan daha kolaydır. Ve birilerinin kötü olması gerekir. Bende bizim hikayemizde var olan tüm kadınları kötü kabul ettim. Ama bize yarattığı tüm imkanları da kabul ederek. Zaten ne kadar aldatılmayı göze alırsanız onurunuzda o kadar düşüyor zamanla. Ne göz boyayıcı bir şey değil mi? Aslında biliyorsun ama salağa yatıyorsun. Yıllar hep yeni bir iş ama yeni de bir kadın getirdi hayatımıza. Her gittiğimde de döndüm bende. Hep ikna olmak istedim, hep ben buradayım ve hep ben olacağım demek istedim. Ya da onun başka bir kadının bedenini okşadığını düşündüğüm her an daha fazla ölmüş olmak için geri döndüm. Bir kadın aslında erkeği kıskanmaz, kadın kadını kıskanır sadece. Kıskançlık; bir ihtimal hesabının sonucudur biliyorum. Senaryosu size ait olsa da oyuncu siz olamazsınız. Olasılık oranı da; kime aşıksan ona vereceğin haksız bir roldür.
Bu yorulan, bitmeyen, yenilenmeyen, değişmeyen tiyatroda hep başka bir oyuncu oldum. Ama asıl acı olan hep başrolü benim oynadığımı düşünmemdi. Sen başrolü oynasan ne olur senin jönün hep  başka bir figürana kur yaptıktan sonra. Yüzüstü yattığınızda dünyayı becermiş olmazsınız ki.
Dünyada yerçekiminden başka bir şeyde var sizi hayata bağlayan. Hatta o ne istiyorsa ona dönüştüren. Ben ona aşk diyorum. Ama hastalanmış bir aşk. Hep kabul eden, hep ikna olan, hep sineye çeken, hep bir sebep arayan ama hep ağlayan bir aşk.
Gidin ve kendinize bambaşka bir hayat kurun. İçinde onu barındırmayan. Hep rakibiniz haksız değil. Onu size rakip yapan, sizin gözlerinizi kör eden insan. Ve ben bir gün hiç dönmemek üzere gideceğim, yüreğimi köpeklere atarak hem de. Mecbur kalmak başarmanın yarısıdır:), sana sadece onun yaşamayı istediği hayatı onunla yaşadığımı söylememe gerek yok sanırım.
Bir kadından size tapınmasını isteyip sonra ondan kolay kurtulamazsınız. Bir cehennem olacaksa bu ikimizin de cehennemi olacak. Aşkı küçümseyecek kadar kibirli ve onu anlamayacak kadar tecrübesiz olmayın.
Geçmişimdeki tüm kirlenmişliğin geleceğimi temizleyeceğini biliyorum şimdi. Günahlarımın ömrümden uzun olmasına izin vermeyeceğim.
Şimdi benimle gözlerini kapat! Sazın teline vurmaya başla. ‘benden bu ömrümü çalanı getir’ türküsünün melodisini benimle hisset…ben ona bunu söylerken aşık olmuştum. Hayatıma sebep olanın sebebi,  kalbimde benimle atıyor hala…
Hatırlamak için bir hafızamız var ama unutmak için yok, bence bu hayatın bize attığı en büyük kazık “!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s