taş!

golgeDeğerli olan tek hikâye bedelini ödediğimizdir. Aklımızın unutmasına asla izin vermediğimiz bu bedel altında, bizi daha fazla ezecek ve onu daha fazla değerli yapacaktır sadece. Hem “kader” tesellisiyle avunup hem de başka bir olasılığın hayalinde yaşatacaktır nefesinin son gününe kadar. “Keşke” kelimesi seni hep farklı girdaplarda ama hep aynı yere savurarak devam eder acıtmaya. Hayat bazen bir zar atar ve sen olasılık ihtimalini doğru hesaplayamazsan hazırlıksız yakalanırsın. Bu öyle büyük bir yangın çıkarır ki, sen o yangından ne kurtarabileceğini, kurtarabildiklerini de nasıl o is kokusundan temizleyeceğini bilemezsin, çünkü sen kaçmış olsan da koku üzerine sinmiştir bir kere. Ve geride bırakmak zorunda kaldıklarının yası bir gölge gibi peşinde olacaktır, hep içinde hissettiğin derin bir pişmanlıkla. Aslında hangi cenazenin başında ne kadar ağladığımızı kim bilebilir? Hele de o ceset tüm hayallerimizi beraberinde gömdüyse yanına. Ne mezarı açabilir ne hayatını kurtarabilir ne de var olanı kabul edebilirsin.

Sana geçmişin soğuk dokunuşu kalır sadece, bir de yangında kurtaramadıklarının öfkesi!

Bana hikayesini anlatmaya başlamadan uzun bir iç çekmişti, nefes alamıyor gibi. Geçmiş onun için henüz “miş’li” zaman dilimine geçmemişti ve diliyle anlatıyor ama içinde hiç sönmemiş koru senin eline bırakıyordu her cümlesinde.

TAŞ!

“Geçmiş bir taş gibi boğazımda ne yutabiliyorum ne kusabiliyorum kaldı öylece, hep orda olduğunu bana hatırlatacak kadar acıtarak hem de. Bir yük gibi taşıyorum onu, hatırladıklarımdan öfke duyarak sadece. Hep başka türlü olabilirdi diyorum, ama olasılıkta hiçbir ihtimali de sevemiyorum içimde bir yerlerde ve tutkuyla istemiyorum nedense gözlerimi kapattığımda.

Hikâyenin neresinden başlarsam beni daha fazla anlayabilirsin ki bunu biraz düşünmeliyim.

Küçük bir yerin çocuğuyum ben. Herkesin her şeyi bildiği ama herkesin bir sürü sırrı sakladığını zannettiği bir yer orası. Kimse sır saklayamaz, çünkü o sırrı ortaya çıkaracak başka bir sır vardır hep. Kimse en masum değildir, ama saklayabildikleriyle suçsuzladırlar bir anda. Bir başkasının hayatını nasıl kül ettiklerini hiç umursamadan hem de. Kendi kıçları hep çok açık olsa da başkasının çıplak kıçına bakmaktan avuntu bulurlar. Bu yerde yaşarken yarattım kahramanımı, liseye giderken. Hayatımın hiçbir yerinde olmayan, ama tamamını süsleyen o küçük adamı. Şarkıda da geçer ya “düşümde bir adam var benim mi bilemediğim”. Büyürken içimde onu da büyüttüm, hem de bir daha kimseye duyamayacağım masum bir aşkla. Okul bitince gitmişti, kendini sığdıramadığını düşündüğü, ama beraber nefes aldığımız o küçük yerden. Ve onun gidişini kabul etmek benim için hayatın ilk yıkıntısı olmuştu. Gençken o ilk aşkın acısı hiç geçmez sanırsın ya hayatın sana daha büyük vuracağını bilemeden, bende öyle aşktan öleceğimi sanmıştım. Ama hayatımın en güzel acısını çekiyormuşum, meğer sonrasında çok ağlayarak öğrenecektim bunu ve çok büyük bedeller ödeyecektim. Neyse işte o gitti, ben bir süre sonra alıştım, hayata kaldığım yerden devam ettim. Aradan yaklaşık beş veya altı yıl geçmiş, onu anımsamak benim için tatlı bir anı olmuştu çoktan.

Bir zaman sonra, bende aşkı farklı hissettiren bir sevgilim bile olmuştu. Ama o aşkla çok yorulduğumu, hiç itiraf edemiyordum kendime. Zaten herkesten gizleyerek yaşadığım bir ilişkiyi, kendine bile söylemiyorsun bir süre sonra. Farklı bir şey yaşamıyor, ama yaşadığım şeye de sahip çıkamıyordum bir türlü. Çünkü herkes kendi çapında bir toplum mühendisiydi ve her şeyi sadece onlar biliyordu. Yıllarca görüştüm onunla, ama birisi görür diye bir kere bile sinemaya gitmedim mesela. Hep dört duvarla korunmuş, daha doğrusu benim korunduğunu düşündüğüm duvarlar arkasında yaşadık ilişkiyi, evli bile olmamasına rağmen. Dedim ya, küçük bir yer orası, hiçbir şey tam olarak sır kalmaz. Yaptığı her şeye kulaklarımı tıkıyordum, hovardalığını, çok eşliliğini duymazlıktan geliyordum, nedense susuyordum. Ne yaparsan yap bir türlü rayına girmez ya, yaşadığımız şey öyleydi işte. Hiç yolunda gitmeyen ama bitemeyen hem büyülendiğim hem hayatımı bitirdiğim bir ilişkiydi benim yaşadığım, içime sinmeyen ama içimden de gitmeyen bir sarmaldı. Hala bile ondan, eski bile olsa sevgilimdi diye bahsetmek midemde kramplara sebep oluyor, o kadar tiksindirdi beni çünkü kendisinden.

Sonra hayat küçük bir değnek uzattı bana, bu sarmaldan uzaklaşmam için. Çünkü benim masalımın kahramanı, bir daha gitmemek üzere geri dönmüştü yaşadığım yere. Döndüğünün haberini almak bende o gittiği bütün yılları unutturmuştu. Onu yıllar sonra ilk defa gördüğümde, karnımda hissettiğim ağrıyı, gözlerimi kapattığımda hala bazen hissediyorum inanabiliyor musun? Heyecandan elimin ayağımın nasıl titrediğini, konuşurken nasıl saçmaladığımı hatta kızardığımı, gülümseyerek düşünüyorum ara sıra. Beni sevme ihtimali bile benim için bir mucizeyken, bana evlenme teklif etmişti. Hayat denilen şey sürprizlerle doluydu işte. Hem kendimi hissettiğim her duyguya rağmen ait olamadığım bir ilişkiden kurtarabilecek, hem de hayatımı hep geçirmek için hayalini kurduğum o küçük adamla geçirecektim.

Ama dedim ya hayat sürprizlerle dolu, hem de hepsi her zaman mavi değil. Tüm cesaretimi toplayıp bir gün ona gittim, “kendime bir başka hayat seçtiğimi, onunla ayrılmak istediğimi ve bir daha beni aramamasını söyledim”, hayatımda bir daha söndüremeyeceğim yangın o gün çıktı işte. Aslında görünürde hiçbir kıvılcım yokken hem de. Çünkü o tüm konuşmalarımı dinlemiş, hatta hiç umursamamış bir şekilde yolcu etmişti beni kapıdan. Ben hem sorun çıkmamasından hem de kimsenin üzülmemesinden dolayı çok daha hafiftim artık.

Ben ve küçük adamım bir süre sonra nişanlandık. Ona eskiye dair bir şey söylememiştim, o da hiç sormamıştı zaten. İşte hayatımda yaptığım ve bir daha düzeltemeyeceğim hatanın ilk hamlesini ben yapmıştım susarak. Ama bir gün ne kadar konuşursam konuşayım işe yaramayacağını bilmiyordum. Bir sabah babama bir cd gelmiş, aynısından nişanlıma da tabi. İçinde benim ayrıldığımızı düşündüğüm o rezil adamla sevişmemizin olduğu filmler. Onu terk etmiş olmamın intikamını almıştı, böylece benim hayatımı tamamen elimden alarak. Sonrası rezalet, işte duymayan kimse kalmadı, ailem insan içine çıkamaz oldu. Benden başka bir konu yoktu, herkes aynı şeyi konuşuyordu. Masalda, kahramanımın ‘benimle bu şekilde yaşamayacağını’ söylediği gün bitti.

Aylarca çıkmadım evden, kimseyle görüşmeye konuşmaya gücüm yetmedi. Hayatta en çok babamı severdim, en çok ben yıkmıştım onu. Sana nasıl zamanlar geçirdiğimi hiçbir cümle, hiçbir kelime tam olarak anlatamaz. İçimdeki acıyı, kendime duyduğum öfkeyi, tiksintiyi, nefreti anlatamaz. Hiç mi çabalamadın kendini anlatmak için deme sakın bana, insanın aklına gelen her yolu denedim. Kapısında beni dinlemesi için yalvarmaya kadar. Ama olmadı işte.

Sonra hiç tanımadığım bir adamla evlendim ve başka bir şehre taşındım, geçmişimle beraber. Ama onu bilmeyenlerin olduğu yeni bir şehre.

Çocuklarım oldu ve ben boğazımdaki taşı olduğu yerde bırakıp, onlarla başka bir mucizenin kapısından baktım hayata. Anne olmak bana hayatın verdiği son hediyeydi, iyileşiyorum çocuklarıma her dokunduğumda. Eşim de bana yol arkadaşı, çok büyük tutkularda gözüm yok. Dingin bir hayat bana yetiyor artık” dedi. Sözleri bittiğinde kendini sıkmaktan gözleri kıpkırmızı olmuştu.

Ve bana bir kalem uzattı. “Bloğunda demişsin ki; ya hikayene bir son yaz ya da kalemini bana ver, ben bir SON yazamadım hayatıma kalemim senindir. Sen yazdıkça hafifler belki yüküm, içimdeki öfkem, teslim olmaktan korktuğum nefretim” diyerek kaktı yanımdan o uzaklaştıkça elime bıraktığı kor daha fazla yakıyordu içimi.

“Sen hikayene ne güzel bir SON yazmışsın aslında, yeniden başlayarak ve bunu hak eden yeni kahramanlar yaratarak. UNUTMAKİ; masallarda savaşarak kahraman olurlar, kaçarak değil!”

Reklamlar

taş!” için bir yorum

  1. İhtiraslar belaya dönüşmeden şer olarak görünen hayır olmuş. Dikkat edin şeytan sizi arzularınız ile aldatmasın 😆

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s