kötüleşmiyorum, sadece iyileşemiyorum!

ToDoListİnsanın hiç kazanamayacağı bir savaşı başlatmaktır, kendisiyle kavgası. Bu savaşın kazananı da kaybedeniyle beraber düşer hayattan. Kendini yiyip bitiren bir kovalamacada kaybolur gider insan, olması gerekenle buluşamadan yok olur ait olamadığı kalabalığın içinde. Zaman sadece içinde yeni sırlar yarattığı bir döngüye dönüşür ve aslında sır dediği şey, kendisiyle yüzleşmekten korktuğu gerçeklerdir. Yapacağına inanmadığı her şey için başka bir yalan gerçeklik yaratır iç sesi. Ve susturamadığı her ses daha kalın duvarlar örmesine sebep olur, kimsenin ne kadar bağırdığını duymadığı. Kendisine güven duymayan insanlar hep biraz daha uzaklaşır yaratabilecekleri gelecekten. Hayatın aslında sadece bizim yarattıklarımızdan oluştuğunu fark edemeden,  kendisine acıyarak tutunur kendi boşluğuna. Hiçlik duygusundan beslenmek, aslında ne büyük haksızlıktır yaşamın mayasına. Geçmişe bakmak sadece boyun tutulmasına yol açar, sil baştan değiştirebilirsin hayatın sana benzemediğini düşündüğün taraflarını. Kendini küçümsemek aklınla yapabileceğin her şeyi küçümsemektir ve hiçbir zaman geç değildir. İnanmak herkes için bir sürü şey demektir belki, ama benim için yapabileceklerime inanmaktır. Sen de önce kendine inan! Hata yapmak, hiç denememiş olmaktan daha iyi değil mi zaten? Kazanacak hiçbir şeyi olmayan insan, kaybedecek hiçbir şeyi olmayan insandan daha tehlikeli olabilir bazen. İçindeki dolduramadığın bu boşluğa kendini bırakmadan önce bir kez daha düşün!

…sefil düşünceler ve küçüklükler arasında kaybolup, hayattaki büyük sırrı çözemedik, soru da cevapsız ve acımasız kalakaldı; “nasıl yaşadın, neden öyle yaşadın, neyi yapabilecekken yapamadın, başka bir yol, başka bir anlam arıyordun, yanlış zilleri, yanlış kapıları çaldın, yanlış yollara saptın, yanlış insanları sevdin, yanlış yataklarda uyudun, yanlış evlerde yaşadın. Neden hayal ettiklerini, düşündüklerini bu kadar küçümsüyorsun?” @ Kostas Mourselas ( Kızıla Boyalı Saçlar)

Hayatı gerektiğinden fazla ciddiye almak, sadece tüm eğlencesini kaçırmamıza sebep olur.

Haydi! Sen de aç gözlerini herkesin yeni bir rüya görmeye hakkı vardır.

‘kötüleşmiyorum, sadece iyileşemiyorum!’

(Böyle başlamıştı anlatmaya kendi iç dünyasının hiçliğini. Kollarındaki kesikler içindeki tüm hırçınlığı kendi bedenine ödettiğini zaten anlatıyordu. Hiç sözünü kesmeden dinledim onu, anlatmaya çalıştığı insanın yerine koydum kendimi, hikâyesindeki eksiği bulmak zor olmadı. Yaşadığını düşündüğü hayatta kendisi yoktu! Ve o sözlerine devam etti;)

“Çünkü umut yok içimde, cesaretim yok, korkuyorum!

Bir erkek üç kız kardeşin olduğu bir evin en değersizi olarak büyüdüm ben. Sürekli korku, sürekli huzursuzluk, sürekli bir uğursuzluk ve sürekli bir lanetin olduğunu evde. Bazen gizliden bazen daha açık şekilde küçümsenen, hiçbir başarısı takdir görmeyen, sözleri kıymetsiz, hiç teşekkür edilmeyen ama haklı dahi olsa özür dilemek zorunda bırakılmış olarak büyüdüm. Şuan kendimi bu kadar kıymetsiz hissetmemim sebebi bu. Ailemin ezerek büyütmesi beni sonunda ezik bir insana dönüştürdü. Bir kere bile fikrimi sormadan istedikleri gibi yön verdiler hayatıma, şimdi bende ortasına geldiğim hayatın yönüne nasıl müdahale edip değiştireceğimi bilmiyorum. Değer veremiyorum bir türlü kendime, yaptıklarıma, hayallerime. Her şeye rağmen başarmaya çalıştığım şeyleri yine kendi ellerimle kaybediyorum. Cesaret edemiyorum yeni adımlar atmaya. Yeniden bir hayat için yeterli hissedemiyorum kendimi bir türlü. Hakkımı savunacak kadar konuşamıyorum, kimseyi terk edemiyorum, bırakıp gidemiyorum, sosyal ilişkiler kuramıyorum, normal bir sevgili bile olamıyorum hatta. Dönüp selam bile vermeyeceğim insanlarla sevgili rolü oynuyorum kendi içimde. Hiç orgazm olmadan hep farklı insanlarla sevişiyorum belki beni daha fazla sever umuduyla. Onlara da ya çok saldırgan ya da çok acındırma gibi hastalıklı davranışlar sergiliyorum. Ama ben sevemiyorum, çünkü içimde bir yerlerde hala bana seslenmeye çalışan birisi var. Doğruluğuna kendimi zorla inandırdığım yanlışları başka bir yanlışla kapatıyorum içimde. Biliyorum bir yerlerden dönmeliyim kendi yoluma. Bazen yalan ve gerçek birbirine o kadar karışıyor ki içimde tuttuğumu düşündüğüm bazı sırlar gerçek bir yalan oluyor. Bazen de uyuşturuyorum kendimi başka bir boyuta geçiyorum o an hafifliyorum işte. Yaşadığımı hissediyorum o anlarda. Aslında kendime o kadar çok acıyorum ki sevmeye fırsat bulamıyorum nedense. Hiçbir şeyi layık gördüğüm yerden alıp ait olduğu yere bırakacak cesaretim olmuyor, kitleniyorum o an hayat karşısında bir zavallı gibi. Hep kaybetmekten korkuyorum hiç kazanan olamadan. Ruhum her gün daha fazla depresif oluyor, o karardıkça her yeni gün daha karanlık başlıyor. Ve ben bu bunalımdan nasıl çıkacağımı her gün daha fazla unutuyorum. Karanlık bir zihin tarafından ele geçirilmiş gibiyim. Kendi içimde öfkemi kontrol edemiyor ama hayata karşı sürekli susuyorum. Ve yeniden doğmak için mucize bekliyorum. Hayatın ben bir şey yapmadan yapmayacağını bilerek bekliyorum sadece. Bazen ölmek istiyorum, bazen delicesine yaşamak. İkisine de cesaret edemeden ama neyi de beklediğimi bilmeden. İçimde tuttuğum çığlıklardan boğulmak üzereyim. Öldüğü ana kadar donduğunu fark edemez ya insan ben de yavaş yavaş öldürüyorum kendimi, biliyorum. Peki, seninle neden konuştum biliyor musun? Benimle ilgili hiçbir fikri olmayan bir yabancıya konuşmak ve beni dinlediğini hissetmek istiyorum ya da konuşacak hiç kimsem yok kim bilir. Aslında yazdığın her hikâye de ufacık bir ışık belirdi içimde o ışığı kaybetmemek ve senin de hep söylediğin gibi bir başka hikâyeyi değiştirme umuduyla konuştum seninle. Son olarak bana nerden başlamam gerektiğini yaz olur mu? Siz olsanız bu bitmiş olduğunu düşündüğünüz bir hayata nerden tekrar tutunurdunuz?” Cümlesini bu şekilde bitirip kaçarcasına uzaklaştı masadan.

_Hayatını bilmemi istediğin kadar anlatmış olsanda, eğer bu yaşamaktan vazgeçen kadın ben olsaydım; önce hiçbir insanın hata yapmadan ve dibi görmeden yaşamı tam olarak anlamayacağına ikna ederdim kendimi, hatta her gün daha başka bir gayretle ve daha fazla inanarak. Daha çok aynaya bakar, kendimle daha çok konuşur, onu daha çok anlamaya çalışır ve bedenime daha çok değer verir, onu bu kadar hırpalamazdım. Mutlaka sevdiği bir şey vardır her insanın, onu keşfetmeye çalışırdım, yeni hobiler edinirdim kendime, çünkü mutlaka bize benzeyen birileri vardır hayatta. Hakkım olduğunu düşündüğüm hiçbir şeyden vazgeçmemek için savaşırdım.

Sonuçta yaşam; inandığımız her şey için yaptığımız hataların öğretisi sadece. Hayatın tüm kurallarına uymak zorunda değilsin, kendi kurallarını yarat ve hayata göz kırp, sana mutlaka bir cevap verecektir çünkü onun kuralı da bu. Keşfettiğin her yeni şey, içinde bir yenilenme yaratacak buna inanmaktan vazgeçme! DÜNYA ve SEN beraber adım atmayı öğreneceksiniz sonunda.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s