biraz siyah biraz beyaz!

SiyahBeyaz“Ne değiştirebildiğin, ne yardım edebildiğin, ne terk edebildiğin bir kadını sevmenin ne demek olduğunu bilemezsiniz “@Romain Gary

Zordur yaraları hep kanayan kadınları sevmek. Kendi yaşadıklarının yükünü sana bırakır, kendi ağırlığından kurtulmak için seni ezer o yükün altında. Yeterince parasetamol yüklerse hafiflediğini düşünür acıların. Bilmediği bir yolda o çoktan kaybolmuştur, ya da kaybolduğunu düşünüyordur. Nerde olduğunu bilmesi, hatırlaması, anlaması, öğrenmesi zaman alır. Önce değiştiremediğini düşündüğü şeyleri değiştirebildiğini göstermen gerekir sabırla. Ruhu bilinçaltına o kadar başka akmıştır ki senin hiç bilmediğin bir dünya vardır orda. Her katmanını farklı bir şekilde öğrendiğin sert kabukları olan bu katmanları yavaşça kırman gerekir. Zorlamadan, belki de hiç fark ettirmeden ona. Düşünceleri herkese göre daha keskindir, daha köşelidir, daha güvensizdir ve seni hep yoracağını baştan kabul etmen gerekir. Sadece sevmek yetmez bazen katlanmanda gerekir o ruhsuz bedenine, başkalaşan fikirlerine, tutarsız davranışlarına ya da neden olduğunu bilmediğin ağlama krizlerine ve aniden hissizleşmesine. Cansız bir bedene ne kadar ruh üfleyebilirsin? Sabrınız nereye kadar dayanır? Ne zaman usanırsınız bu kadın görünümündeki çocuktan. İyileşebilir umuduyla hep şefkatle, hep ilgiyle, hep anlayışla gerçekten sevmeye devam edebilir misiniz bu küçük paketteki kocaman kurdeleye sarılı hediyeyi? İşte sihrin başladığı yer bu cümle , diğer insanlara benzemeyen bu kadınla muhteşem bir hayat yakalamanız o kurdeleyi nasıl açtığınıza bağlı aslında. Her hasta ruh inceliklerle beslenmiş, ruhu sonradan zorbalıkla yok olmuştur çünkü. Kendisini gri bir sisin içinde gizlemiş ve orda boğulduğunun farkında olmayan birisine o sisi dağıtmadıkça bir gökkuşağının olduğunu gösteremezsiniz.

Onun yüzündeki her maske, hayata biat etmemek içindir. Kendi içinde bir başkaldırıdır bu. Sen bu maskeleri çıkarmasına yardım edebilirsen o zaman sevmenin bir bütünlük hali olduğunu anlayacaktır, biat etmesine gerek kalmadan.

Birazdan öyle bir kadını seven, sevmeye ne olursa olsun devam eden bir adamın hikâyesini dinleyeceğim bende heyecanla.

‘biraz siyah biraz beyaz!’

“Gecenin içinde siyah beyaz görünen haline âşık oldum ben karımın yanımda uyuduğu ilk gece. Farklı olduğunu anlamak için çok vakte ihtiyacın yoktu aslında, hatta ilk onu fark ediyordun. Doğuştan şımarık olanlardandı o. Sonradan öğrenmiştim çocukken yaşadığı büyük bir travmanın onda çoklu kişilik bozukluğu sebep olduğunu. Hem çok zıt hem çok uyumlu, hem çok sakin hem çok hırçın, hem çok geyşa hem çok feminist, hem güçlü hem bir çocuk kadar zayıf olabiliyordu bir anda. Yüzlerce takıntısı vardı belki. Onunla olmak hem çok eğlenceli hem çok yorucuydu. Bir sabah bir çocuk gibi uyanıp akşam enkaz altında kalmış bir ölü gibi uyuyabiliyordu. Ne zaman neden tetiklendiği anlaşılmadan ruhu bir başka insana dönüşüyordu. Ama zamanla, öğrendikçe alışıyorsun onun değişken ruh haline; sinirlendiğinde her şeyi daha çok silmesine, düzen takıntısına, sustukça hissizleşmesine bazen öfke nöbetlerine. Hatta içinde olan her insanı ayrı seviyorsun. Bunu eğlenceli bir hale bile getirebiliyor insan yaşadığın aşkla. Önce eğlence halini onun keşfetmesini sağlayarak. Hangi kişiliğinde olursa olsun her gece aynı siyah beyaz kadın oluyordu benim için ve ben tekrar ona âşık oluyordum ilk andaki gibi. Ona sevmeyi baştan öğrettim sabırla, çünkü sevmeye dair tüm hislerini unutmuştu. Ruhu bomboştu sanki. Mutlu uyursa mutlu uyanacağını gösterdim ona her gece, uyuduğunda hiç elini bırakmadan. Kavga etmekte onun için bir iletişim şekliydi ve biz bu yolu çok kullandık, onun ruhu daha özgür kalıncaya kadar. Sadece kurduklarına inanacak kadar takınlıydı; mesela kullandığım bir cümlenin içinden çok başka senaryolar kurup bunu kendi içinde kavgaya dönüştürüyordu beni hiç dinlemeden. Ya da dinlediğini zannettiğimde bile beni duymadan. Böyle zamanlarda anlatmayı bıraktım bende o sakinleşene kadar. Dinginleştiğinde tekrar konuşmayı denedim. Anlamasını sağlayana kadar anlattım, hep başka cümlelerle ama hep aynı şeyi ifade ederek. Ağlama krizlerine girdiği gecelerin sabahında tekrar aynı şeyleri hatırlatmadım ona. Duyduğum her şeyi bilmiyor gibi yaptım. Onun bedenine verdiği tahribatla ilgilendim, sadece ne kadar yorulduğunun farkında olarak. Yaşadıklarını geride bırakabilmesi için yarının umuduna ihtiyacı vardı belki de ve ben yarını hep daha güzel yaşaması için gayret ettim. O inanana kadar. Kendisini güvende hissetmek aslında teslim olmak değildi ve o en zor buna ikna oldu.

Siyah ve beyaz kadar farklıyız biz, hatta tamamen zıt, ama her şey zıttı ile uyum halinde değil miydi zaten? Yin yang sembolü gibi birlikte bir bütün olduk, güzelliği farklılığından gelen. Sevmesi çok zor bir adamım aslında, öğrenmeye çalışıyorum bende hayatımda neyin eksik olduğunu, neyi daha farklı düşünmem gerektiğini, nasıl bir değişime ihtiyaç duyduğumu. Değiştirebildiği şeyleri değiştirmesini öğretebilirsen ona bambaşka bir kimliğe bürünebilir aslında. O da denedi, hep denemeye devam etti. İçindeki diğer kadınlar çok seyrek uğruyorlar artık:), bu bizim için bir oyun şekli oldu. Sevginin iyileştirebilir etkisini kullandık biz, evrenin bir sırrına erişir gibi. Delicesine kavga etsek te hiç ayrı uyumadık yatağın mahremliğinin verdiği sakinlikle el ele uyuduk ve neden kavga ettiğimizi unutmuş uyandık. Bir ilişkinin en büyülü yeri aslında yatak, orda sadece ikinizin bildiği bir dili en özgür halinizle konuşabilirsiniz. Bazı bedenler birbirleri için yaratılmıştır ve çok etkili bir ilaçtır. Gerçekten istersek hayatın iksiri bizim elimizde, ulaşmak istediğimiz her güzelliği bulabiliriz. Hayatın bizi çok geç karşılaştırdığını düşündüğümde her şeyin bir vakti olduğunu anımsatıyorum kendime ve hayatı yeniden başlatıyorum her sabah onunla uyanarak. Ve her sabah yanımda yatan kendine münhasır bu kadını öperek gülümsüyorum hayata, o da bana gülümsüyor. Ben buna muhteşem hayat diyorum. Geriye kalan hiçbir şeyi umursamadan.”

Konuşması bittiğinde bana bir hediye paketi uzattı ve “ben gittiğimde açarsın” diyerek uzaklaştı.

Hiç yırtmadan açmaya çalıştığım paketin içinden küçük bir not ve çok farklı, çok orijinal bir maske çıktı. Duvarıma başka bir güzellik katacaktı ve ben hep ona bakarken gülümseyecektim hayata. Bana bıraktığı notta “birbirini ellerinden kaçıran birçok erkek ve kadın vardır! Ne oluyor onlar? Neyle yaşıyorlar? Müthiş bir adaletsizlik bu… Öyle sanıyorum ki seni tanımamış olsaydım, yaşamımı senden nefret etmekle geçirirdim. İşte bunun için bu kadar kin ve nefret dolu insan görüyorsun. Rastlamadıkları her şeyden nefret eden bir sürü insan görüyorsun …” @Romain Gary yazıyordu.

Not: Görüyorsunuz ya Dünya aklımıza yatmayanlardan ibaret sadece. Belki de bu kez aklımız yanılıyordur kim bilir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s